Spoiler içeriyor
"Eğlendirici, neşelendirici bir şey yok zaten... Her şey iğrenç. Bütün bu kiliseler, şarkılar ve sahtekârlıklar ne işe yarıyor? Birbirimizden nefret ettiğimizi gizlemeye..." "Biz yeryüzüne birbirimizden nefret etmek, birbirimize acı çektirmek için fırlatılmış değil miyiz?" S797 Sonsuza kadar Karenina kalmak mecburiyetinde…devamı"Eğlendirici, neşelendirici bir şey yok zaten... Her şey iğrenç. Bütün bu kiliseler, şarkılar ve sahtekârlıklar ne işe yarıyor? Birbirimizden nefret ettiğimizi gizlemeye..."
"Biz yeryüzüne birbirimizden nefret etmek, birbirimize acı çektirmek için fırlatılmış değil miyiz?" S797
Sonsuza kadar Karenina kalmak mecburiyetinde olan bir kadının, sevmediği hayatından bir türlü kurtulamadığını anlatan bir klasik. Yalnız, kitabın ismi genel konu olarak algılansa da aslında kitaptaki karakterlerden sadece biri. Diğer karakterler yardımcı karakter olmak için fazla derin yazılmışlar.
Biraz Madam Bovary kitabını hatırlattı.
Ilk ciltte giriş kısmı bayağı uzun tutulmuştu. Anna karakterini bize gösterene kadar birçok başka karakteri protagonist zannettim. Sayfa sayısının bu kadar fazla olması da sanırım her karakteri ve her olayı detaylı bir şekilde anlatmasından kaynaklanıyor. Lakin bu durumu can sıkıcı bulmadım. Hatta Anna'nın asıl olayına kadar gerçekten akıcı bulmuştum kitabı. Fakat iş Anna ve esas mezvu olan yasak aşka geldiğinde sıkıcı olmaya başladı. Hayattan ne istediklerini anlayamadığım, başkalarından ne beklediklerini de çözemediğim bir takım tuhaf karakterleri okuyoruz.
Rus ve Fransız romanlarında, bizim yerli edebiyatımızda da aynı şekilde(Eylül kitabı), kocasını aldatan kadınlar daha çok bir azize gibiler. Sanki günahsız ve ağır başlı, olgun insanlar gibi canlandırılıyor ancak kocalarını aldattıkları andan itibaren hepsi de histerik, hastalıklı ve kıskanç mahlûklara dönüşüyor. Aynı kadın olduğunu anlayamıyorsunuz. Eşlerini aldatan kocalarda ise bu sorun yok. Kadınların aksine, aldattıkları eşlerine karşı düşmanlık beslemiyorlar. Garip tespitler yapabileceğiniz, sosyolojik açıdan da çok zengin kültürel ögelere denk gelebileceğiniz kitaplardan biri.
Ilk cildi bitirdiğimde dört yüz küsür sayfalık tamamlanmış bir kitabı bitirdiğimi düşündüm. Ikinci cildi için bir heyecan duymadım. Merak uyandırıcı unsurlar yoktu bana kalırsa. Farklı sınıflardan insanların bir araya gelmesi ve bu sınıfların temsilcileri olarak seçilen karakterlerin hayatıyla iç dünyası yazılmıştı. Bir süre sonra sanki iki senelik oda arkadaşıymış gibi aşina oluyorsunuz. Gerçekçi bir yazım tarzı hakim detayların düşünülmesinde bile.
Kitabın tamamında yer alan, birbirinden farklı karakterlerin tek bir kişi gibi gelmesi de yazarın kendi iç karmaşasını onlara eşit şekilde dağıtmasından kaynaklanıyor sanırım. Ister Anna'ya ister Kitty'e ya da Levin'e bakın, her an intihar edecekmiş gibi ya da sürekli aklında cevaplayamadığı canını sıkan bir konu var karakterlerin. Hepsi zehirli ve rahatsız edici düşüncelerimizin taşıyıcıları gibi aynı doğrultuda hareket ediyorlar. Yaptıkları hatalar da buldukları çözümler de hemen hemen benzer ölçüde.
Ikinci ciltte Anna Karenina'nın nasıl bir sona ulaştığı verilmiş. Dışarıdan bakınca eşini ve çocuğunu, genç sevgilisi için bırakıp kaçan umursamaz bir kadın izlenimi veriyor. Ancak kadının sonunu okuyan insanlar, intihar etmesini bir tür vicdan azabıyla da karıştırabilir. Fakat bence bu nokta çok açık. Intihar etmesinin iki nedeni olabilir: ilki hiçbir şeyden mutlu olamama sorunu, ikincisi ise genç sevgilisinin kendisini terk etmesinden korktuğu için anlık yapılan bir hata. Bana kalırsa intihar sahnesi göz önüne aldığında Karenina'yı bu noktaya sürükleyen ilki, intihar olayını gerçekleşmesini sağlayansa ikincisidir.
Karenina'yı herkes gibi yargılayacak ya da birçokları gibi savunacak değilim. Günümüzde yaşayan bir kadın olsaydı suçlardım ancak Hristiyanlık'ın kurallarının geçtiği bir ülkede pek bir hakka sahip olmadan yaşayan bir kadını ya da adamı yargılama yetkinliğini kendimde bulmuyorum. Bu nedenle kitapta ahlâksız bir adam ve kadın, odaklandığım nokta değil.
Çevirinin de iyi olması sayesinde kitabın boğucu konusu akıcılığını yitirmemişti. Aksi hâlde bir ayda zor bitirirdim muhtemelen. Ağustosu bu kitapla bitireceğim diye korkmadım da değil bi' ara. .d
"Prens olup bizi idare edin. Biz size baş eğeriz. Bütün yükü, fedakarlığı biz üzerimize alıyoruz; ama karar vermek istemiyoruz." 841