Spoiler içeriyor
"Tanrı tembelliği desteklemez. O yalnızca kurtuluşu için hazır olup öldürebilen ve bu uğurda fedakarlıkta bulunanlarla beraberdir." s.96 "Bu suni devlet, din yaftası altında ilerleyebilmek ve böylece üstün ırkların dini inanışlarına her zaman gösterdikleri müsamahayı sağlamak için dünyanın en büyük hokkabazlık…devamı"Tanrı tembelliği desteklemez. O yalnızca kurtuluşu için hazır olup öldürebilen ve bu uğurda fedakarlıkta bulunanlarla beraberdir." s.96
"Bu suni devlet, din yaftası altında ilerleyebilmek ve böylece üstün ırkların dini inanışlarına her zaman gösterdikleri müsamahayı sağlamak için dünyanın en büyük hokkabazlık hünerlerini yapmaktan geri kalmaz." s.146
♤
Daha çok Almanya, Hitler ve onun yazdığı kitapların kısa bir incelemesi görevi üstlenen bu kitap, birçok farklı alt başlıktan bahsediyor.
İçerik kısmının konuları ilgi çekici. Birinci dünya savaşından sonra yenilgiye uğrayan eski müttefikimizin sosyal ve ekonomik durumundan bahsediyor. Vahdettin'in tahtta olduğu zaman imzalanan Sevr anlaşmasını dayatmak istemeleri gibi onlara da Versay'i dayatıyorlar. Biz sonradan kabul etmiyoruz ancak Almanlar kabul etmek durumunda kalıyorlar.
Bu anlaşmanın şartlardan da bahsedilmiş. Asker sayısının minimum düzeyde tutulması, ticaret gemilerinin ve diğer üretilen makinelerin çoğunun itilaf devletlerine verilmesi, bazı toprakların da itilaf tarafına bırakılması ve daha birçok ağır şartları barındırıyor.
Savaşın etkisiyle çöken ekonomi, bir de savaş sonrası istenen tazminatlarla kötüleşiyor. Bu durumun Nazi partisinin yükselişe geçmesine nasıl meydan hazırladığını okuyoruz giriş kısmında. Anlatım sade ve kafa karıştırıcı değil.
Ismi Alman İşçi Partisi olan, sonradan Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'ne dönüştürülen partiye girdikten sonra faşist yandaşlarını toplama evresini de anlatıyor. Bu kısım en merak ettiğim konular arasındaydı. Bir adamın uçuk fikirlerini onca insan nasıl takip eder diye düşünürdüm. Hitler, uzun süreyle konuşmalar düzenliyor. Bu konuşmalar barışçı olan veya komünist olanlara da açık yapılıyor. Zamanla katılıp dinledikçe nefretlerinin yerini saygı alıyor. Bu durum Hitler'in gerek belagat gerekse ikna kabileyetinin yüksek olduğunu gösteriyor sanırım. Tabii değişik ilaçların da adı geçiyor ancak bu, savaşta dezavantajlı konuma gelinen noktaya kadar koz olarak saklanıyor.
Hitler'inki kör bir faşistlik ama halkın Yahudilere yönelik ne gibi bir şikayeti vardı bilemiyorum. Savaşın kaybedeni olmak, henüz toparlanamadan Ekonomik Kriz'i yaşamak elbette zor olmuştur. Bir sebepleri olmasa bile günah keçisi ilan edecek birini aramış olabilirler. Başka kitaplardan da okuduğuma göre bu soykırımda Hitler yanlısı olmayan çok Alman da varmış. Yahudilere gizliden yardım edenleri, evlerinde saklayanları filmlerden, Kitap Hırsız'ı gibi eserlerden tahayyül edebiliriz.
*
Bir kısmında da Hitler'in Atatürk hakkındaki düşüncelerine de yer verilmiş. "Mavi gözlü Mustafa Kemal, bize demokrasi ve milliyetçiliğin ne olduğunu öğretmiştir.", "Benim ustam II-Duce'dir, ama onun ustası da Mustafa Kemal'dir."
"Mustafa Kemal, bir millet bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtarabilecek vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır. Onun ilk öğrencisi Mussolini, ikinci öğrencisi de benimdir." s.28
Bunun benzeri aldığı kararlara birçok övgü yer alıyor. Ancak söylemek gerekir ki Hitler övdüğü şeylerden bambaşka yolda ilerlemiştir. Milliyetçilik anlayışı ile faşistlik ve her konudaki fanatiklik apayrı terimlerdir, hem teoride hem de pratikte. Kendisine 'Führer' dedirtiyor ancak Atatürk'e Başkomutan rütbesi planlanmış bir emirle verilmiş değildir. Ikisinin kıyaslanması bile hatadır. Hitler'in engelli, hasta, yaşlı ve zayıf insanlara bile acımadığı bir gerçektir. Hastalıklı düşünceleri ancak çok bilinen seri katillerle kıyaslanabilir bana kalırsa.
Giriş ve Atatürk kısmından sonra Hitler'in hayatından bahsediyor. Değişik ve iğrenç bilgiler de var. Üvey kız kardeşinin kızıyla olan ilişkisi, kızın bunu kaldıramayıp intihar etmesi vs. daha önce duymadığım noktalardı. Fakat şaşırmadım da, insanları öldürüp mantığa sığmayacak eziyetler yapabilen birisi elbette böyle konularda da etiği umursayacak değildi.
Birkaç tuhaf teoriye de yer verilmiş: Hitler'in gerçek soyadı, anneannesinin mezarını dağıtması, aslında Alman yerine Yahudi olma ihtimali, Annesini kurtaramamış olan Yahudi doktora olan öfkesinin sonuçları ve babasının sadist ve ensest ilişkileri...
Bu teorilerin sonucunda Hitler'i tiran olmaya iten şeylerin bunlar olduğuna inanılabilir ancak yeterli de değil. Gerçekten Yahudi olsa neden böyle bir Yahudi düşmanlığı başlatsın? Babası sadist biriyse neden ondan çoğunlukla iyi şekilde bahsetsin ki? Yaptıkları bir nedene bağlanamayacak şeyler aslında.
Kitapta Dr. Joseph Mendele gibi isimlerden de bahsedilmiş. Adamın yaptıkları açık bir şekilde yazılmış. Kolay etkilenen insanların da bu araştırmaları okurken dikkatli olmasında fayda var. Çünkü işin içine çocuklar falan da giriyor.
Ikinci Dünya Savaşı'ndaki Almanya'nın durumu da bu gibi canavarlara kendi cennetlerini oluşturma imkanı sağlamıştır zaten. Ilse Koch olsun Irma Grese olsun, Buchenwald, Ravensbrück ve Auschwitz toplama kapmlarında türlü şekillerde insanlara işkence etmişlerdir.
Ek olarak kitabın fotoğraflarla desteklenmiş olmasını beğendim. Bir isimden ya da kaleden bahsediliyorsa fotoğrafını da görmeniz mümkün oluyor.
Tek problem yazım ve basım hatalarıydı. Yalnızca bir paragrafta birden çok hata vardı. Birkaç paragraf da tekrar yazılmıştı. Bu gibi sorunlar okumanın akışını bozuyor ve dikkat dağıtıyor. Odaklanmış bir şekilde olaylar arasında bağlantı kurmaya çalışırken düşüncelerimi bölüp durdu. Bu konuda dikkati çabuk dağılanların bunu göz önünde bulundurmasını tavsiye ederim.
"En adi yalanlar daima iz bırakırlar." s.167