Sabah film izlemenin en kötü yanlarından biri, parlaklığı köklemek zorunda kalmak. Eğer benim gibi hassas bir göze ve başa sahipseniz, üstüne üstelik gözlüğünüz de kırılmışsa, parlaklığı açmamanız gerekir. Hele hele parlaklığı açıp saatlerce ekran başında hiç durmamalısınız, he durdunuz mu?…devamıSabah film izlemenin en kötü yanlarından biri, parlaklığı köklemek zorunda kalmak. Eğer benim gibi hassas bir göze ve başa sahipseniz, üstüne üstelik gözlüğünüz de kırılmışsa, parlaklığı açmamanız gerekir. Hele hele parlaklığı açıp saatlerce ekran başında hiç durmamalısınız, he durdunuz mu? Tebrikler, tüm gün boyunca kafayı yemenizi sağlayacak bir baş ağrısı kazandınız! Ağrıdan yatakta kıvrana kıvrana beyninizin eş zamanlı olarak buharlaşmasına şahit olacaksınız, üstelik evdeki tüm ilaçları geçen gün içtiniz, ağrınızın karşısına çıkacak hiçbir şey yok! En sonunda uyumayı başardığınız da ise kardeşleriniz sürekli sizi rahatsız etmek suretiyle uyandıracak. Ehe, evde iyi ki tüfek yok.
Evet bu harika başlangıçtan sonra filmlerimize dönebiliriz. Açıkçası the batman'e kötü diyemem çünkü değil. Hatta bazı açılardan Nolan abimin üçlemesinden iyi bile diyebilirim ama esasında iyi bir Hollywood polisiyesinden ibaret. Şimdi teker teker iki seriden de bahsedip, kıyası size bırakacağım.
The batman; sinematografisi, ambiyansı, müzikleri çok üst düzeydi cidden. Zaten herkesin gönlünü bu şekilde çelmiş. Onun dışında başroller haricindeki diğer rollerin hepsi çok abes kaçıyor. Alfred'in yerinde gözleri hep hüzünlü bakan mistik bir dede olması gerekirken, bulmaca seven bir dayı koymuşlar. Gordon ise asalak Hint komiseri.
Tiplemeler ve karakterler orijinalden uzak, samimi hissettirmiyor. Bunu aşsak bile, film çok hızlı; olay bakımından değil, karakter gelişimi ve karakterler arası dinamikler bakımından. Batman bağlanma problemiyle beraber bir çok sorunu olan bir adam, bu adam filmin ilk yarım saatinde bir kadının peşinden gitmemeli. Cat-woman ise adi bir hırsızdan ve sistemden nefret eden birinden ibaret. Kalkıp Batman'in peşinden gitmeyecek kadar ya da Batmanden yardım istemeyecek kadar da gururlu. Bu tarz saçma sapan karakter kararsızlıkları vardı filmde, aşırı kasıntı hissettirdi.
Bruce Wayne abime gelirsek eğer, daha genç ve ergenlik dönemindeki hâli işlenmiş. Haliyle yaptığı hatalar, farkında olmadığı gerçekler ve aptal saptal tavırlarıyla beraber sorunlarla baş etmesini izlemek çok keyifliydi. E iyi de işlemişlerdi yalan olmasın. Baş kötümüz riddler'a gelirsem eğer, kötü değil ama fazlası da yok. Motivasyonu, geçmişi, oyuncusuyla tatmin etti ve sadece o kadar.
.
Nolan abimin Batman'i; ambiyas, sinematografi, müzikler konusunda the batman'i iyi bulsam da, tasarım olarak kesinlikle üçleme the batman'i tokatlar. Hele o motorun epikliğini, şaheserliğini, buram buram batman kokmasını neyle kıyaslayabilirim ki? Çok güzeldi, harikaydı. Karakter uyumuna zaten diyebilecek hiçbir şeyim yok, olabilecek en iyi seçimler yapılmış ki hâlâ batman denince akla bu üçleme geliyor.
Filmleri izlediğim süre boyunca olayların hep çok hızlı ve bazen eksik geliştiğini düşünsem de, karakterlerin gelişimleri açısından hiç böyle düşünmedim. Her şey olması gerektiği hızda ve olması gerektiği gibiydi. Bu yüzden olayların çat pat oluşu o kadar da göze batmıyordu. Batman'in ilk ve son film arasındaki değişimi dağlar kadar olsa da, bir altyapıya sahip olması ve hepsini acılara gark ola ola seyrediyor olmamızı çok sevmiştim.
Bruce Wayne abime gelirsek eğer, batman kişiliğini kamufle etmek için girdiği Playboy tavırları (the batman de hiç böyle bir şey yoktu), piç gülümsemesi, odaya girince herkesin dikkatini çeken parıltısıyla, Batman'ın daha olgun bir hâline misafir ediyordu bizi. Hâlâ öğrenecek çok şeyi olmasına rağmen bunu daha ayakları yere basan bir şekilde yapması onu ön plana çıkarıyordu belki. Başına gelen zibilyon olaya rağmen hâlâ espri yapıyor olması, etrafındaki insanların da ona aynı şekilde karşılık vermesi acayip samimi hissettiriyordu.
Baş kötülerin hepsinin de ayrı ayrı bir geçmişi ve harikalar yarattığı olayları var. Batman'e öğrettikleri bir şey var. İyi ve kötünün sadece iki zıt şeyden ibaret olmadığını anlatan bir tarafları var. İnanılmaz hikayeleri var. Var da var, the Batman de bunlar yoktu, sadece kötü bir adam ve savaşla psikolojisini bozmuş başka bir adam vardı.
Bu kadar sanırım, tşkler.