Spoiler içeriyor
Anlaşılması ilk anda zor, kavraması daha da zor ama kesinlikle izlenmesi gereken bir yapım. Filmde eski sinema yıldızı Birdman rolüyle ortalığı kasup kavurmuş olan Riggan'ı izliyoruz. Riggan gözden düşmüş olan 'eski' bir yıldızdır. Eski şöhretini kazanmak için bir tiyatro oyunu…devamıAnlaşılması ilk anda zor, kavraması daha da zor ama kesinlikle izlenmesi gereken bir yapım.
Filmde eski sinema yıldızı Birdman rolüyle ortalığı kasup kavurmuş olan Riggan'ı izliyoruz. Riggan gözden düşmüş olan 'eski' bir yıldızdır. Eski şöhretini kazanmak için bir tiyatro oyunu yazıp, yönetmeye karar verir. Oyunun provaları sırasında yaşadıkları kendi içinde bir savaş vermesine sebep olur.
Riggan filmde sadece gözden düşmesiyle değil birçok şeyle mücadele ediyor. Eski karısı, kızı, sevgilisi, beğenmemek üzere kendini progralamış bir eleştirmen, ekibin diğer üyeleri... En önemlisi de kendi egosuyla, Birdman karakteriyle bir savaş veriyor. Varoluşsal sancılar çeken bir film olsa da felsefe anlatılarıyla boğmuyor.
Aslına bakarsanız herhangi bir türe tamamıyla atfedebileceğim bir film değil. Bazı yerlerinde hoş bir gerilim var. Fazla korkutmayan ama gerilim olmanın hakkını veren bir gerilim. Bazı sahnelerinde dram var fakat üzücü olanlardan değil, kendini toparlayan bir drama. Çok nadir de olsa komedi var. Kahkahalara boğan esprileri olmasa da ince dengeli bir mizahı var, ki böyle bir filmde ucunu kaçıran bir komedi olsaydı pek anlamsız olurdu galiba. Tutkulu bir romantizm var. O da diğerleri gibi ucunu kaçırmıyor, olması gereken yerde olması gerektiği sürede yaşanıyor.
Riggan karakterine -doğal olarak- daha fazla ağırlık vermiş olsa da diğer karakterleri de yabana atmamış. Her karakter kendine has özellikleri ile belli yerlerde öne çıkıyorlar ve bu filmin iyi yönlerinden biri. Karakterlere girmişken oyunculardan bahsetmemek olmaz sanırım. Her oyuncu rolüne çok yakışmıştı ve gerçekten harika iş çıkarmışlardı. Tabii başrole ayrı bir pencere açmak gerekir. Micheal Keaton karakterin hem o sakin yönünü hem de egoist tarafını çok güzel aktarmış kameraya. Yapmacıklıktan uzak bir oyunculuk sergilemiş.
Edward Norton. Bu isimden bahsetmeden geçersem haksızlık yapmış olurum. Mike karakterinin o umursamaz, hafif egolu, baya çapkın hallerini o kadar iyi oynamış ki... Edward Norton'a hayran olurken karaktere sinirlenmeden edemiyorsunuz.
Riggan Birdman karakteriyle tamamen özdeşleştiği için, bazı zamanlarda kim olduğunu unutup kendini o sandığı için biz de onu Birdman olarak izliyoruz. Özel güçlerinin olduğunu, telekineziyle cisimleri hareket ettirebildiğini, uçabildiğini görüyoruz. Tabii aynı zamanda da bütün bunların bir yanılsama olduğunu da görüyoruz. Aynı sahneyi ardıardına hem Riggan'ın hem de baş karakterin zihninden farklı şekilde göstermek gerçekten harika düşünülmüş bir fikir.
Film sadece senaryosuyla, karakter kullanımıyla, konuyu işlemesiyle vs. önemli değil. En iyi çekim tekniklerinden birine sahip. Tek plan çekim. 2 saat boyunca kamera hiç kesilmiyor, sanki kameraman bizmişiz gibi durmadan oyuncuları takip ediyoruz. Bu yöntemle çekilen filmler biraz yorucu gelse de daha gerçekçi hissettiriyor, daha oradaymış gibi...
Filmi birçok kişinin gözünden izliyoruz. Fantastik sayılabilecek sahnelerde Riggan'ın gözünden. Riggan'ın zihninde olanların bir yanılsama olduğunu farkettiğimiz anlarda Jake'nin, taksicinin gözünden, tek plan çekimi sayesinde kameramanın gözünden. Ve tabii en önemlisi yönetmenin ve senaristin gözünden. Hepsinin toplamıyla kendi gözümüzden. Kimin zihniyle, gözüyle bakarsak bakalım mükemmel bir film.