…………………………………………………………………. Bu nokta işaretleri içimde yıllardır birikmişliği temsil ediyor. Kabul edeyim, ben duygularımı pek belli edemeyen biriyim. Bunun bir çözümü var mı, en ufak fikre dahi sahip değilim. Fakat yazımda olabildiğince duygu ve düşüncelerimi en şeffaf haliyle aktarmaya çalışacağım. Tabii,…devamı………………………………………………………………….
Bu nokta işaretleri içimde yıllardır birikmişliği temsil ediyor. Kabul edeyim, ben duygularımı pek belli edemeyen biriyim. Bunun bir çözümü var mı, en ufak fikre dahi sahip değilim. Fakat yazımda olabildiğince duygu ve düşüncelerimi en şeffaf haliyle aktarmaya çalışacağım. Tabii, ne kadar başarılı olurum, orası tartışılır.
Kafamda bir sürü düşünce dönüyor aynı zamanda da hiçbir düşünce dönmüyor. Kitabı okurken hem yaşıyor hem de yaşamıyor gibiydim. Birçok kez sorguladım, kendime belirsiz sorular sordum. Ve sonuç olarak tüm sorularım o belirsizlik denizinde yüzmeye devam etti.
İnsanlardan her zaman korkmamız gerekir mi? Birileri tarafından yargılanmak, sevilmemek, değer görmemek gerçekten de o kadar mühim midir? Sonuçta hepimiz insanız. Başkalarının bizimle ilgili düşünceleri ya da davranışları neden bizi böylesine etkiliyor?
Ölmek… ölmek… ölmek…
İnsan niçin ölmek ister? diye düşünüyorum. Yaşamayı değersiz kılacak pek çok şey vardır elbet. Devamlı ikiyüzlülük, sevgisizlik, hayata olan ilginin kaybolması bile ölmek için bir neden olabilir. Ama ben ne olursa olsun, içimizde bir yerde o tutkuyu bulundurmamız gerektiğine inanıyorum.
Kitabı okurken çok üzüldüm, çok yıprandım. Yer yer azap çektim. Birçok farklı ruh halinde okumaya devam ettim. Özellikle de karamsar olduğum zamanda o karamsarlığın giderek arttığını farkettim. Okuduğumuz, izlediklerimiz bizi bayağı etkiliyor sonuçta. O yüzden mesela, son zamanlarda dramatik filmlerden kaçıyorum desem yeridir. Ya ben acı görmek istemiyorum ya da acı çekmekten korkuyorum. Artık buna ne denir, bilmiyorum.
Fakat şunu belirtmem lazım ki, bu kitabı okuduğum için bir an bile pişman olmadım. Bazı duyguları yaşarken yalnız olmadığımı gördüm, bazen de sanki bir arkadaşım o kocaman topluluk dediğimiz bireylerin arasında kaybolmuş gibi hissettim.
Bu kadar şey söylemişim, lakin hala kafamdaki tüm fikirleri kelimelere dökemiyorum gibi geliyor. Hani bazen çok yorgun olursunuz ya, her şeyden bıkarsınız, deli gibi ağlayasınız gelir ama ağlayacak gücünüz dahi yoktur.. İşte bu kitap da öyle hissettirdi.
İnsanın tüm hayatı boyunca ailesi, arkadaşları, diğer tüm insanların yanındayken aslında oraya ait hissedememesi.. Bütün bunlar için her seferinde maske takmak zorunda kalması ne kadar üzücü. Sonra bir gün gelir, böyle zahmetli bir yükü omuzlarında taşımanın ağırlığı altında ezilir insan.
Kitabı bitirmeme az kalmıştı ki, kardeşimin sürekli yanımdan geçip ne okuduğuma dikkatle baktığını gördüm. En sonunda “Neden bahsediyor?” diye sordu. Bir an duraksadım. Sahiden, kitap neden bahsediyordu? Bir insanın daima kendini bir yerlere ait hissedememesinden mi? Herkesi güvensiz bulup kendini değersiz olarak görmesinden mi? Ve tüm bu acıya son vermek adına defalarca intihara kalkışmasından mı? O an okuduğum bunca şeyi kardeşime nasıl açıklayacağımı bilemedim.
Bu şekilde uzun uzadıya devam edebilirim de kitabın etkisi yüzünden midir nedendir emin değilim, yazımı sonlandırmak istiyorum. Ben ve aşırı alakasız kitap ayracım gidip dinleneceğiz.
Bu arada bu benim 100. Yorumum. Arşivlediğim bir sürü yorumum var aslında, fakat daha önce hiç 100. Yorum paylaşmamıştım. O yüzden günlerdir güzel bir şeyler izleyip yorumumu öyle yapmak istemiştim ama yazım hepsinden daha da güzel bir kitaba nasipmiş. Eğer hala okumaya devam ediyorsanız çok teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın. 🍃