Spoiler içeriyor
Giriş konuşmam: Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim! Bir ekonomi(maliye bölümü) öğrencisi olarakta ülkemizde tam bağımsız bir ekonomi içerisinde yaşamayı arzuluyorum. Ve başarılı olsakta olmasakta tam bağımsız ekonomiyi yaşadığım müddetçe sonuna kadar destekleyeceğim ve destekleyeceğime…devamıGiriş konuşmam: Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim! Bir ekonomi(maliye bölümü) öğrencisi olarakta ülkemizde tam bağımsız bir ekonomi içerisinde yaşamayı arzuluyorum. Ve başarılı olsakta olmasakta tam bağımsız ekonomiyi yaşadığım müddetçe sonuna kadar destekleyeceğim ve destekleyeceğime de and içerim!
Bana göre dünyanın en iyi siyaset kitabı. Siyaseti derinden araştırmış bir siyasi araştırma olduğundan ötürüde Türkiye'de yazılmış ve Türkiye'deki entrikaları, siyaseti anlatan en sağlam kitap, manifesto. Kesinlikle tavsiye ederim. Yazarın kalemine hayran kalacaksınız.( Buraya yazamayacağım Juan juanlarla(bkz: Gün Olur Asra Bedel) alakalı bir kısım vardı ki orada içim gitti, kıyıldı. Buraya atamamamın sebebi hem uzun olması hem de tiksindirici olması. Kitabı okursanız o kısımda ne demek istediğimi zaten anlayacaksınız)
Ya da şunları mı yazmamı beklersiniz...
- Dünyamıza gelen uzaylıları yazdığı Tanrıların Arabaları gibi kitaplarıyla dünyanın en çok satan kitaplar listesine giren ve - çocukluğumda ben dahil- milyonlarca kişiyi kandıran Erich von Daniken aslında yazdıklarını Planete adlı bilimkurgu dergisinde kaleme alınan kurgulardan kopyalamıştı! Zaten daha önce zimmetine para geçirmekten birkaç kez ceza almıştı...
Galat-ı Meşhur; kelime veya deyimlerin yaygın olarak yanlış bir biçimde kullanılması, doğrusunun yerini alma halidir. Kimi örnekler vereyim: Arapçada "mektep", büro-yazıhane anlamlarına gelirken, dilimizde sadece "okul" manasında kullanılıyor. İspanyolcadaki "baraka" balıkçı kulübesi anlamında kullanılırken, bizde "eğreti yapı" anlamında kullanılıyor. Farsçada "rüzgâr", zaman, vakit anlamındayken bizde "yel" anlamında kullanılıyor. Ve... Türkçeye Arapçadan geçen ve aslında çoğul isim olan; evrak(tekil: varak), evlat(tekil: velet), eşkıya (tekil: şaki) gibi sözcüklere yine çoğul eki getirmek de kabul gören yanlışlardan. Yani, "tüccar" zaten çoğul anlamındayken biz "tüccarlar" diyoruz! Deyimler de var: "Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz" atasözünde geçen "ana" kelimesinin aslı "ane" ve o dönem Bağdat yakınlarındaki ünlü uçurumun adıdır. "Göz var, nizam var" deyiminin doğrusunun "Göz var, izan var" şeklinde olması gerekir. "İzan", anlama yeteneği anlamında kullanılıyor. Keza...
Hayal kırıklığına uğramak anlamında kullanılan "sükût-i hayale uğramak" deyiminde "sükût" sözcüğü yerine doğru sözcük; kırılmak, parçalanmak manasındaki "sukut"tur. Vs.
Birincilik... 22 şirketle finans şirketlerinindir!
Yani... En büyük 100 şirketin neredeyse dörtte biri üretim yapmadan, paradan para kazanan şirketlerdir. Bunlar dünyada günde 2 trilyon dolar işlem gerçekleştirmektedir.(bkz: kravatlı hırsızlar)
Önceki sayfalarda okudunuz; 1838'de İngiltere ile imzalanan "Serbest Ticaret Antlaşması", Osmanlı ekonomisine tarihi boyunca indirilen en öldürücü darbe oldu. Gümrüksüz giren İngiliz makine endüstrisi malları, Osmanlı'nın korumasız el tezgâhlarını kısa zamanda yok etti. Ülkedeki geleneksel üretici kesim, Avrupa ürünleriyle rekabet edemedi ve ekonomik hayattan silinip gitti.
Hıfzı V. Velidedeoğlu anılarında bunu şöyle özetledi:
"1913'te henüz bir ilkokul çocuğuyken, Orta Anadolu'nun tren uğrağı olmayan kasabasında, her gün babamın yanında, başımızda kırmızı bir fes, elimizdeki zembilin içinde çarşıdan taşıdığım yiyeceklerin arasında Rus şekeri; Amerikan unu bulunduğunu ve babamın ayağına ayakkabı; sırtına çamaşır ve giyecek yapmak için Fransız köselesi ve Fransız patiskası, Amerikan bezi; Alman kumaşı ve başını kapamak için Avusturya fesi aradığını çok iyi hatırlıyorum. Babam bunları arıyordu, çünkü bunların Türk malı olanları yoktu. Hepsi dışarıdan geliyordu..."
Tarih: 17 Şubat-4 Mart 1923.
İzmir İktisat Kongresi'nin açılış konuşmasını İstiklal Savaşı'nı başarmış Mustafa Kemal yaptı:
"Tarihin ve tecrübenin süzgecinden arta kalmış bir gerçek vardır. Türk tarihi incelenirse, gerileme ve çöküntü nedenlerinin iktisadi sorunlara bağlı olduğu görülür. Tam bağımsızlık için şu kural vardır: Milli egemenlik, mali egemenlikle desteklenmelidir. Bizleri bu hedefe götürecek tek kuvvet ekonomidir. Siyasi ve askeri muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandırılmadıkça payidar olmaz."
Kimi Kandırıyorsunuz?
Ağaların, şeyhlerin, şıhların gölgesine giren HDP'ye sol diyorlar!
-Bölgedeki feodal yapıya dair tek söz etmeyerek;
-Marabaları değil, ağaları meclise taşıyarak;
-Yeni Düyun-ı Umumiye'ye karşı durmayıp emperyalist mandayı kabul ederek;
-Ağaları Meclis'e taşıyarak, parti yöneticisi yaparak sol parti olunabilir mi?..
Sormayalım mı?
..
Adına ister sol deyin... İster sosyal demokrat deyin...
Kimlik siyaseti yapanların kuyruğuna takılanlar tarihi gerçekleri görmek istemiyor.
Abd'nin bu coğrafyaya barış getireceğine inanıyorlar! Ah!.. Ah!.. İnsanların en çok inandıkları, en az anladıklarıdır.
..
Yani... Bugün de... "Bir lokma bir hırka" diye iktidara gelip lüksün kölesi olanların anlayamadığı şu: Kefenin cebi yok!
..
Şurası bir gerçek:
Kadınlar Bedevi kültürünün /cahiliye dönemi uygulamalarına maruz kaldı ve ikinci sınıf insan yapıldı!
..
Hurafeyle mücadele şarttır. Çünkü, hurafe dinden derindir.
Cahiliye döneminin Bedevi geleneklerini İslam sanıyorlar. Bir şehir medeniyeti olan İslam'ı, "Köylülük Müslümanlığı" na indirgiyorlar. Böylece Ortaçağ'ı yıkmış İslam'ı, Ortaçağ karanlığına çekiyorlar.
..
Osmanlı'daki, akılcı "İbn Rüşdcü" Hocazade ile aklı reddeden "Gazalici" Molla Zeyrek arasında yapılan tartışmayı; felsefenin tıtarsızlığını iddia eden "Gazalici" Molla Zeyrek'in kazanması, Müslümanlığın yozlaşmasının miladı oldu.
..
"sihirli eller" 12 Eylül Askeri Darbesi'yle devreye girdi
İKÖ (İslam Konferansı Örgütü) toplantılarında Türkiye, dışişleri bakanları tarafından temsil edilirken; 1981'de Mekke toplantısına Cumhurbaşkanı Kenan Evren gitti!
Bunun anlamı şuydu; Türkiye, ilk kez eşit düzeyde katılım sağlamıştı! Şaşırtıcı mı? Darbenin toplumu ve devleti nasıl dincileştirdiğini sanırım daha iyi anlıyorsunuz.
..
Ekmel Bey ise Türkeş'in Arapça tercümanı ve fahri danışmanıydı. İlişkinin "çimentosu" İKÖ idi; yani Suudi Arabistan, yani ABD, yani CIA'cı İslam!..
..
Sandığa endeksli siyasi perspektifi, Türkiye' ye hiçbir şey kazandırmıyor.
..
Bana kızanlara dedim ki; insanın aklını hayvanın içgüdüsünden ayıran uzun vadeli düşünme yeteneğidir. Kavramlarla düşünmeyen azgelişmiş bir toplum; sorunu yalnız kişiler üzerinden tartışır; bu nedenle hep suçlu arar. Sanıyorsun ki, suçlu Erdoğan'dıe ve o giderse sorun da gisecektir! Sahnedeki kuklalara kilitlenmiş durumdasın; kukla oynatıcının ellerini görmüyorsun.
..
"Yeni Osmanlı" hayali kurup sonunda Osmanlı'yı arkadan hançerleyen emperyalist kuklası Selefi-Vehhabi Suudi Arabistan'ın kuyruğuna takıldılar!
..
ABD, çıkarlarına büyük zararlar verecek bu gelişmeler karşısında, Suudi liderliğinde ittifak kurduruyor. Demek... Selefi-Vehhabi Suudi krallığını korumak için Mehmetçik'i feda edeceğiz!
..
Dünyada içsavaşın sürdüğü 74 ülke var. Dünya gündeminde neden tek örgüt sadece IŞİD?
Kuşkusuz bu dinci örgüt, bulunduğu coğrafyadaki yeraltı zenginlikleri nedeniyle gündemde.
..
Birilerinin canı can dabizimki patlıcan mı?
Acı üzerinde bile ayrım yapan bu Avrupa kibri insanın canını yakıyor.
..
"Neden" küresel zenginliğin küresel terörü ortaya çıkardığı gerçeği üzerinde hiç durulmuyor.
..
Erdoğan Türkiye için şanssızlık değil, ülkeyi uçuruma sürükleyen büyük tehlikedir.
..
Dinler karşısında tarafsız kalması gereken laik Türkiye, AKP eliyle "mezhep savaşı" yalanıyla bu kanlı coğrafyaya sürükleniyor.
..
Yani "Kapo"yu dönek diye geçiştiremeyiz; zalim bir şeytanla işbirliği yapan; tüm değerleri satan" ruhu tutuklu" kişi. .. Gazeteci/köşe yazarı görünümünde psikolojik harp ajanı.
.. Peki bunların "rol modelini" bilir misiniz: Necip Fazıl Kısakürek.