Spoiler içeriyor
Her gün 1 film izlemeye çalıştığım challange'ımın yanında, her hafta da 1 kitap okumaya çalışıyorum. Sınav yılı gerçekten insanın ayarlarını bozuyor arkadaşlar. 2 yıl geçmesine rağmen bir türlü dönemedim o eski kitap okuma alışkanlığıma. Yavaş yavaş hallediyoruz ama. Bu, bu…devamıHer gün 1 film izlemeye çalıştığım challange'ımın yanında, her hafta da 1 kitap okumaya çalışıyorum. Sınav yılı gerçekten insanın ayarlarını bozuyor arkadaşlar. 2 yıl geçmesine rağmen bir türlü dönemedim o eski kitap okuma alışkanlığıma. Yavaş yavaş hallediyoruz ama. Bu, bu ayın ikinci kitabı.
Öncelikle daha ilk sayfalardan anladığım kadarıyla, bu kitabı intihara meyilli olan kimse okumamalı. Sonrasında ne olur bilmiyorum ama ilk sayfalardaki intiharı anlatış biçimi, intiharı romantize edişi hiç ama hiç sağlıklı gelmedi bana. Bu uyarıyı da yapmak istedim umarım ters tepmez... Ölmek için iki nedeni var Vero'nun. İlki hayatının hep yokuş aşağı gideceğini düşünmesi, ikincisi ise dünyadaki olayların hep yokuş aşağı gideceğini düşünmesi ve bunları kontrol edememe hissi. Bence herkese tanıdık gelen iki düşüncedir bunlar. İkinci düşünce ve onun sayesinde gelişen ilk düşünce... Sizi bilmem ama Vero ile ayrıldığımız yer tam olarak burası. Ben bunlar için kendimi öldürmeyi düşünecek kadar cesur değilim. Düşünecek kadar bile cesur değilken öldürmek? Bana tamamen ters bir şey.
Peki bir şey sormak istiyorum. Kravat deyince aklınıza ne geliyor?
Kitaba başlamadan önce arkasını okuduğumda, akıl hastanesindeki kişilerin Veronika'ya hayat enerjisi yükleyeceğini ve artık kendini öldürmek istemeyeceğini düşünmüştüm. Veronika'nın kendini bulmasının yine tamamen kendi eseri olması beni biraz şaşırttı açıkçası.
Hastanedeki Doktor Igor'un, Veronika'nın annesinin ağlamaları üzerine söylediği şu sözü birkaç kere okudum. Acaba yanlış mı okudum diye. "Şaşılacak bir şey yok, hayat böyle. İnsanlar mutlulukla başa çıkamıyorlar bir türlü." Nasıl yani? Üzerinde çok fazla düşünülebilecek bir cümle bence. Mutlulukla mı? Ben hep insanların mutsuzlukla başa çıkamadıkları için intihara giriştiklerini düşünürdüm. Mutlulukla da mı baş edemiyor insanlar... Ne kadar garip. Mutluluğun insana çok geldiği, kendini adayamadığı böyle bir evre mi varmış? Gerçekten o psikolojiyi anlamaya çok uzağım herhalde.
İlerleyen sayfalarda size söylenen tüm karakterlerin, hatta yazarın bile bir bölüm de olsa hikayesi bulunuyor. Bu sanırım en sevdiğim şeydi. Bir karakter üzerine gidilmemiş sadece ve bu kitabı sıkıcı olmaktan tamamen çıkarmış. Tüm karakterlerin aklına ve geçmişine girebiliyorsunuz bu sayede. Yazması da zor bir kitap olduğunu düşünüyorum. Saygı duydum.
Açıkçası son bölüm bile benim için tahmin edilebilirdi. Bir yerlerde böyle bir son bekliyordum hep. Ama bir anda çıkan Veronika ve Eduard ilişkisi ne kadar sayfa yazılmış olsa da bana garip geliyor hala. Çok irdelememe kararı aldım kitabı bitirince çünkü nede olsa deli değiliz. Anlamam biraz zor. Hatta belki de imkansız.
Bu arada gerçekten Slovenya nerede? (Büyük bir keşife gerek olmadan bu kitap sayesinde biliyorum artık. Rahat uyuyabilir kitapta emeği geçenler ve Slovenyalılar.)
✔️8/10
'9.8.23 ~ 13.08.23
August, 9 -> p.48
August, 10 -> p.91
August, 11 -> p.137
August, 12 -> p.171
August, 13 -> p.213