Ali Şeriati'den zamanının üstünde bir kitap, manifesto. Çok kitabı var. Girişini bu kitapla yapayım dedim. Kendisi her ne kadar dillendirmesede bir ulemâdır, aydındır. Şirk dininin hedefi her zaman şu olmuştur: Metafizik inançlar aracılığı ile, Tanrı veya tanrılara inanç aracılığı ile,…devamıAli Şeriati'den zamanının üstünde bir kitap, manifesto. Çok kitabı var. Girişini bu kitapla yapayım dedim. Kendisi her ne kadar dillendirmesede bir ulemâdır, aydındır.
Şirk dininin hedefi her zaman şu olmuştur: Metafizik inançlar aracılığı ile, Tanrı veya tanrılara inanç aracılığı ile, ahiret hayatına inanç ve saptırılmış inanç aracılığı ile, mukaddesata inanç ve saptırılmış inanç aracılığı ile, gaybi güçlere inancın saptırılması ve bütün dini inançların saptırılması sayesinde, statükoyu meşru göstermek ve ona gerekçe hazırlamak. Böylece şirk dini, din adına şunu yapmak ister: Halk, olup bitenin, toplumsal durumun zorunlu olduğuna, bunun İlahi irade gereği olduğuna inanmalıdır. Bu yazgıdır, takdirdir!
Yine söylediğimiz gibi, şirk yalnız felsefi anlamında da değildir. Şirk, statüko dinidir. Tarih'te statüko dini ne idi? Toplumsal şirk. Toplumsal şirk ne demek oluyor? Yani ırk ayrımcılığı, zümre, soy ve sınıf ayrımcılığı. Her ailenin, her ırkın, her milletin bir putu vardı, kendisine özgü bir tanrısı vardı. Bu çeşitli tanrılara tapma, şu anlama geliyordu: Toplumların, sınıfların , zümrelerin ayrı ayrı hakları, hukuku olduğuna ve toplumda bu ayrımların doğal olduğuna inanılıyordu. Oysa Tevhid dini; Hak Peygamberler, Allah'ın ve halkın dininin peygamberleri vasıtası ile tebliğ ediliyordu ve şu inanç açıklanıyordu: Allah'dan başka hiçbir ma'bud, yaratıcı, Rabb yoktur. Rabb olan sadece yaratıcıdır, Hüdavendgar(hünkar, efendi, ulu) sadece O'dur.
Şirk dinleri de Allah'ın yaratıcı olduğuna inanırlar. Ancak, İşYaratıcı Oluş'tan Rabb oluşa gelince putlar çoğalır. Hatta Nemrud, Firavun ve benzerleri gibi kişiler Yaratıcı okduklarını değil, Rabb olduklarını, halkın Efendisi olduklarını iddia ediyorlardı. "Hüdavendgâr" olduklarını, yani Sahip olduklarını, Malik olduklarını ileri sürmeleri, Yaratıcılık iddiası değildir. Fir'avun, "ene Rabbukum-el-a'la!" "ben sizin en yüce Rabbinizim!" diyordu, "ben sizin Yaratıcınızım" diyemiyordu. Hilkat konusunda bütün şirk dinleri bir Yaratıcı elin varlığını, bir ulu Rabbin varlığını kabul ederler. Hatta Yunan Mitolojisi'nde ve bütün şirk dinlerinde, Yaratıcı, en büyük Tanrı'nın sıfatıdır. Fakat iş "halkın efendisi" olmaya gelince, Yaratıcı Allah'ın yanında ilahlar düzülüp koşulmaktadır. Niçin? Çeşitli yöntemlerle halka musallat olabilmek, insanlık toplumunu parçalayabilmek, insanlığı ırklara ayırabilmek, insanlığın birliğini bozabilmek, bir milletin birliğini de ortadan kaldırıp toplumu birbirine karşıt zümre ve sınıflara, hakim ve mahkûm, varlıklı ve mahrûm gibi zümrelere bölebilmek için.
İslâm öyle bir dindir ki, orda insanın ödev ve sorumluluğu, aydının ve özgürlük isteyen insanın ödev ve sorumluluğu bu dinin peygamberlerinin görevi ile uyumludur, aynı yöndedir.