Okumaya başlarken kapağının pek de uymadığını düşünmüştüm ama bitirdiğimde hislerimi birebir yansıtıyordu. Uzun süre göğsüm sıkıştı, gerçekten kötü hissettim. Kitaba bir kere başladıktan sonra elimden bırakamadım, tek oturuşta bitirdim. Çok akıcı ve anlatmak istediklerini anlatma yönünden çok başarılıydı. Kitap kadınların,…devamıOkumaya başlarken kapağının pek de uymadığını düşünmüştüm ama bitirdiğimde hislerimi birebir yansıtıyordu. Uzun süre göğsüm sıkıştı, gerçekten kötü hissettim. Kitaba bir kere başladıktan sonra elimden bırakamadım, tek oturuşta bitirdim. Çok akıcı ve anlatmak istediklerini anlatma yönünden çok başarılıydı.
Kitap kadınların, çalışan kadınların, özellikle de çalışan annelerin "modern" dünyada yaşadığı zorlukları anlatıyor. Başlamadan önce henüz genç olduğumdan pek empati kuramayacağımı düşünmüştüm ama o kadar kurdum ki... İçten içe gerçekten gelecek kaygımın içinde bu endişelerden de büyük bir parça varmış.
Gerçekten kadınlar bu yeni dünyada bir denge oturtmaya çalışırken çok zorlanıyor. Bazı yerlerde kadınlara (bazen yine kadınlar tarafından) çok yükleniliyor, eşitlik pahasına adalet göz ardı ediliyor. Ve biz de bile isteye bu sisteme ayak uydurmak zorunda hissediyoruz, hatta bunu bile elde ettiğimiz için memnun kalıyoruz.
Bu dönemde sanki kadın, erkek; her insan aşırı güçlü olmaya zorlanıyor gibi geliyor bana. İnsanlar birbirlerini sürekli daha bağımsız ol, daha güçlü ol, daha özgüvenli ol diyerek gittikçe daha da zorlaşan ama gelinen noktada asla herkesin tatmin olmadığı bir yere itiyor. Hangi noktaya ulaşırsak ulaşalım her zaman eleştiren, beğenmeyen birileri çıkıyor. Her zaman karşımıza bizden daha iyisini yapan biri çıkıyor; tüm dünya nüfusuyla, 8 milyarla yarışıyoruz ne de olsa. İmkansıza ulaşmaya çalışıyoruz bir bakıma.
Bu güçlü olma mevzusu kadınlara da çok dayatılıyor haliyle. Sanki güçlü olacağız diye kendimizden geriye başka bir şey kalmıyor gibi geliyor bazen. İş hayatında ortalama olmamız yetmiyor, daha üstü olmamız gerekiyor ki hak ettiğimizi ancak o zaman tam anlamıyla kanıtlanmış olur gibi bir davranış biçimiyle yaşıyoruz sanki. Sürekli hak ettiğimizi kanıtlamak zorundayız. Tüm bu öğrenilmiş, alışılmış davranış biçimlerinden sıyrılıp kendini bulmak, sonrasında da kendini gerçekleştirmek de bir hayli zor. Toplum baskısı da bunu daha da zorlaştırıyor. Umarım tüm insanlar tüm kargaşanın içinde kendi yolunu bulabilir.
Eveet, bayağı bir paragraf yazdım. Bu kitap bana tüm bunları ve daha fazlasını düşündürdü gerçekten. Tüm dünyada, tüm coğrafyalarda kadınların yaşadığı benzer zorlukları görmek içimi burktu. Hele de bunların bir kısır döngüye sıkışması ve genel olarak çözümsüz kalması beni daha da üzdü. Bir kadın olarak çocuk büyütmek gerçekten neredeyse tüm hayatı elden alan bir şey. Çalışan bir kadın olarak daha da zorlaşıyor her şey. Henüz yeni dünyada buna uygun bir denge kurulmuş da değil. Bu yüzden birçok hayal çocuklarla birlikte gömülüp gidiyor. Umarım bir an önce yeni dengeler kurulur, toplum bilinçlenir ve her şey herkes için daha da kolaylaşır. Kadınların hayalleri baskılarla gömülüp gitmez...
"Jiyeong kalbinin kar taneleriyle dolduğunu hissetti; hem dopdolu hem bomboş, hem sıcacık hem buz gibi."
"Aslında Eunshil Hanım da hem korkuyordu hem de yılmıştı. O da Hyesu da diğer kadınlar da olayın bir an önce sonuçlanmasını ve hayatlarına dönebilmeyi istiyordu. Faillerin kendilerine tanınmış ayrıcalıkların ufacık bir parçasını kaybetmekten ödleri koparken, olayın mağdurları her şeylerini kaybetmeyi göze almışlardı."
"Jiyeong her seferinde başka biri oldu. Bazen halen hayatta olan biri, bazen çoktan ölmüş biri. Tek ortak noktaları hepsinin de Jiyeong'un tanıdığı kadınlar olmasıydı. Ne şaka yapıyordu ne de insanları kandırıyordu. Gerçekten, baştan ayağa, kusursuz bir şekilde, o kişi oluyordu."