Önceki kitapları yorumladığım gibi kitap okuru olarak yorumlamak, ne anlatmak istediğine odaklanmak vesaire isterdim ama yok yapamıyorum. Gerçekten bu kitap hakkında "olgun" davranamayacağım. Midem bulandı, tiksindim. Tüm duygularımı altüst etti ve gerçekten neredeyse kusacağım. Hayatımda okuduğum en rahatsız edici kitaptı.…devamıÖnceki kitapları yorumladığım gibi kitap okuru olarak yorumlamak, ne anlatmak istediğine odaklanmak vesaire isterdim ama yok yapamıyorum. Gerçekten bu kitap hakkında "olgun" davranamayacağım. Midem bulandı, tiksindim. Tüm duygularımı altüst etti ve gerçekten neredeyse kusacağım. Hayatımda okuduğum en rahatsız edici kitaptı.
İçinde ayrıntılarıyla çocuk istismarı anlatılıyor. Ana karakter bu istismar sonrasında iyice ağır psikolojik hasta oluyor ve kitap bu şekilde çok ağır psikolojik hasta bir insanın yaşamını anlatıyor. Ve bu kesinlikle kaldırılabilecek bir derecede değil. Aynı çocuk istismarının kitapta ayrıntılarıyla anlatılması gibi bu şekilde aşırı rahatsız edici sağlıksız çok durum anlatılıyor. Ben bu kötü olaylara dikkat çekmenin doğru yönteminin bu olduğuna asla inanmıyorum. Sonlara doğru iyice zıvanadan çıkıyor.
Gönderi atarak insanların karşısına çıkarmalı mıyım diye bile bayağı düşündüm zaten. Kapağına bakarak alayım diye düşünmeyin. Kesinlikle tavsiye etmiyorum, bu kitap eksik kalsa da olurmuş. Keşke okumasaydım. Made in Abyss animesini ve İnsan Kırkayak filmini izledikten sonra hissettiklerimle aynılarını hissediyorum. Yani iğrenç.
"Evin içinde bir çöp tenekesinin olması, herkesin hayatını kolaylaştırır. Ben galiba bu evin çöp tenekesiyim. Babam da annem de ablam da kalpleri kötü duygularla şiştiğinde onları bana doğru atıyorlar."
"Beni evde pek onaylamazlardı, övgüye biraz aç kalmışım. Neden bilmem, o an içimden ağlamak geldi."
"Edepsizlik yapmıştım. Haklıydı, ben beceriksizdim. Ailem için olumlu bir şey yapmaya kalkışmam falan şımarıklıktan ibaret olmalıydı. En azından zararlı olmamak için, bir "sıfır" olarak kalmalıydım: Elimden tüm gelen, bu kadardı."
"Kendi kabuğuma çekilip, toprağın içindeki bir zaman kapsülü gibi sessizce bekliyorum. Böylece hayatım, kıl payı da olsa, geleceğe ulaşabilecek.
Ne kadar ilerideki bir geleceğe erişirsem, hayata tutunabilirim acaba?"
"'Çocukların hayatları asla onlara ait değildir,' dedi. 'Onları yetişkinler kontrol eder. Anneleri onları sokağa atarsa yemek bulamazlar, yetişkinler yardım etmezse hiçbir yere gidemezler. Çocuklar hep böyledir.' Elini çiçek tarhına uzattı. 'O yüzden büyüyene kadar, elimizden geleni yapıp, hayatta kalmak zorundayız.'"
"Ben ise artık bir sihirbaz değilim. Kalan yıllarımı, uzayı yitirmiş sıradan bir Pohapipinpobopya'lı olarak yaşıyorum. Gezegenime dönemediğim bu günlerde, Pohapipinpobopya'lı olarak yaşarken çok yalnızım. Dünyalıların benim beynimi güzelce yıkaması tek umudum."
"Yu gögüs geçirdi.
'Natsuki'cigim, Biz artık çocuk değiliz. O deli fişek düşünme tarzı artık işlemez. Kendine gelmek zorundasın. Yetişkin olarak, sorunlarla dosdoğru yüzleşmen gerek.'
'Sorun, neymiş? Dosdoğru da neyin nesiymiş? Ben, sana dosdoğru açıkladım, Yu. Benim ve Tomomi'nin nasıl bir hayatımızın olduğunu sana anlattım. Sen beni duyamadın, o kadar. Dünyanın sesini dinlemekle meşgulsün çünkü. Biz ne kadar konuşursak konuşalım, hepsi sana zırva gibi geliyor, anlam ifade etmiyor.' Yu'ya baktım. Artık benden biraz daha uzundu: 'Ne güzel! Senin güzelce beynini yıkamışlar. Keşke ben de hemen senin gibi olabilsem. Ben Tomomi gibi, uzaylı gözüne sahip olmak istemiyorum. Bir an önce dünyalı gözünü elde etmek istiyorum. Eğer öyle yaparsam, sanırım müthiş bir rahatliga kavuşacağım."'
"'Kaybettiğin şeyleri geri almak zorundasın.' Miho bana hep böyle diyordu. İstemediğim bir şeyi neden geri almalıydım, işte bunu anlamayı başaramıyordum."