Spoiler içeriyor
"Ingilizlerin bizi bu vaziyete sokmalarına şükredelim." "Niçin Arslan Kaptan?" "Çünkü, Hemşire, biz çabuk inanan, yufka yürekli insanlarız. Bize iyi muamele etselerdi, onlara inanır, belki istiklalimizi de kaybederdik." "Fakat ben biliyordum ki, bu şüphe karşısında, onlar belki de, kendilerine hiç güvenmeyecek,…devamı"Ingilizlerin bizi bu vaziyete sokmalarına şükredelim."
"Niçin Arslan Kaptan?"
"Çünkü, Hemşire, biz çabuk inanan, yufka yürekli insanlarız. Bize iyi muamele etselerdi, onlara inanır, belki istiklalimizi de kaybederdik."
"Fakat ben biliyordum ki, bu şüphe karşısında, onlar belki de, kendilerine hiç güvenmeyecek, inanmayacak olan insanlar için hür bir memleket kurmak istiyorlardı."
♤
Halide Edip Adıvar tarafından, Kurtuluş Savaşı'na neden olan ön nedenler, bu yıllarda neler olduğu, işgale karşı direnişin iç cephesi anlatılmış kitapta. Bu kitap objektif tarih kitaplarından farklı olarak Halide Edip'in gözünden, bizzat deneyimlediği olaylardan oluşmaktadır. Bu da kitabı bence hem daha ilginç hem de daha sürükleyici ve merak uyandırıcı yapmıştır.
Kendi anılarından bahsettiği bir kısım da dikkat çekici. Kısaca eklemek isterim:
Travmaya binerken azınlık olan biletçinin Türk kadınlarını tartaklıyor ve sövüyor. Yaşlı bir kadın için araya giren Halide'de bu saldırıdan nasibini alıyor. Fakat bu olay esnasında arkalarda duran bir Türk, hemen olaya müdahale ediyor. Elini cebine atıp biletçiyi vurmakla tehdit ediyor.
Bu kısa anının özetinde dikkat çeken kısım ise o zamanlar Türkler'e silah verilmediği.
Bu yazarla ilgili birçok şüphe dedikodusu dolanmakta ancak kitap fikrinizi tamamen değiştirebilir. Bir kadın olarak tehlikeye aldırmadan, bir anne olarak da çocuklarından ayrılmayı işgale yeğleyerek batı bölgesinden Anadolu'ya kaçış süreci oldukça etkileyiciydi çünkü.
Bu kaçış sürecinde bile birçok şeye şahit oluyorsunuz. Mesela Anadolu'da yirmilikler, seksenlikler ismi ile halihazırda işgal altındaki bölge halkını bastıran çetelerin varlığını ve aynı zamanda mevcut olan Arslan Kaptan ve Mesut Dayı çetelerinin de halkı korumak için birleştiğini okuyorsunuz. Böyle ince bilgiler tarih kitaplarında pek göze çarpmaz ancak yazar, bu kişilerle birebir görüşüp onlarla yardımlaştığı için birçok detay daha dikkat çeker hâle geliyor.
Kitabın geçişleri de yıllara ve daha çok olaylara ayrılmış. Isgale hazırlayan hadiseler, Izmir'in işgali gibi bölümler yer alıyor.
1914 ve 1919 yılları arasına ayrılan bölümde yazar, deneyimlediği anılardan bahsediyor. Bu anılarda azınlıklara, itilaf devletleri tarafından birçok hak verildiği görülüyor. Bu azınlıkların silahlandığı, Türklerin dövüldüğü ve haksız yere evlerinden atıldığı olaylar yaşanıyor o dönem içerisinde. Ayrıca Anadolu'daki kadınların siyasetten anlamasalar bile ülkeleri için endişelendiğini ancak Istanbul'daki varlıklı kadınlarınsa itilaf devletlerinin subaylarıyla ilişki kurmaya çalışıp evlendiğini gözlemlemiş.
Halide Edip de kendince yardım etmek için konferanslar düzenliyor, halkı bağımsızlık için savummaya davet ediyor.
Ikinci cildini de Raf'a eklenene kadar okuyacağım düşünüyorum.
"Bu adam İngiltere'nin Yakınşark'taki alakasızlığından bahsettikten sonra dedi ki: 'We have bitten off more than we can chew already.'
Bu General Long idi. Yüzündeki mert ifade kendisine bir şey söylememe mani oldu. Fakat içimden diyordum ki: "Türkiye sahiden çiğnenemeyecek kadar büyük lokmadır. İngiltere, lokmanın kenarlarını Yunanistan'a çiğnetmek istiyor."