Kimi eserler vardır, konusu ilgi çekici değildir ama anlatış, işleniş çok güzeldir. Kimileri de konu çok iyidir fakat işleniş zayıftır. Mai ve Siyah da konusu (en azından benim için) dikkat çekmeyen ama anlatışı çok iyi olan kitaplardandır. Bu sebeple konu…devamıKimi eserler vardır, konusu ilgi çekici değildir ama anlatış, işleniş çok güzeldir. Kimileri de konu çok iyidir fakat işleniş zayıftır. Mai ve Siyah da konusu (en azından benim için) dikkat çekmeyen ama anlatışı çok iyi olan kitaplardandır. Bu sebeple konu olarak beni çekmese de kelime seçkisiyle, betimlemesiyle, karakter tahlilleri, iç dünyasını yansıtma şekliyle çok beğendiğim bir eser oldu.
Kitabın konusundan bahsetmem gerekirse hikâye Ahmet Cemil adındaki bir adam etrafında dönüyor. Ahmet Cemil'in aile yaşantısını, aşkını, bir taraftan da hayaline ulaşmak için çabalamasını izliyoruz.
Konu sıradan gibi görünse de Ahmet Cemil'in gerek aile yaşantısı, gerek özel hayatı, gerekse mesleki hayatı iyi bir şekilde anlatılmış. Ahmet Cemil hepimizden parça olan bir karakter. Böyle bir karakterin bu kadar yoğun tasvir edilmesini beğendim. Fakat bazı karakterler de bu sebepten ötürü çok aşağıda kalmış. Mesela Lamia karakterini daha iyi tanımak isterdim. Bir de daha yoğun dışsal çatışma beklerdim.
Kitap gittikçe açılan bir eser. İlk başları gerçekten yavaş bir tempoda ilerliyor ve sıkıyor. Hatta bir ara okumamayı düşünüp uzun bir ara verdim, sonrasında ise hakkındaki olumlu eleştirileri göz önüne aldım ve kitaba devam ettim. Gittikçe temponun arttığını, daha doğrusu daha akıcı hâle geldiğini farkettim. Finaline geldiğimde ise kesinlikle okumama değen bir eser olduğunu anladım. Kitabın dili ağırdı. Sanırım günümüz Türkçesine uyarlanmış versiyonu da var. Fakat Halit Ziya'nın düşüncelerini daha iyi anlamak ve dönemin tasvirini kavramak açısından ağır diliyle okunması taraftarıyım.
Kitap bazı noktalarda çok yavaşladı ve olmasa da olur dediğim kısımları vardı. Bu kısımlar kitabın mükemmeliğini öldürmüş bence. Biraz da karmaşıktı. Aslında hayatta karmaşıktır. Hep birden fazla olaylar yaşarız. Bu olaylar da birbirine karışır, birbiriyle çatışır. Romanda da Ahmet Cemil'in tüm yaşantısı birbirine karışıyor. Tabii sürekli bir karmaşa yok. Nizami bir dengede var. Sadece bazenleri bu dengeyi kaybetmiş, bu da beni birazcık rahatsız etti.
Konu olarak sıradan ama anlatış olarak (sonradan açılmış olsa da) harika bir kitap. Dönemin edebiyatının tüm özelliklerini neredeyse kusursuz biçimde yansıtıyor ve duygusal iç çatışmaları ile ana karakterin harika bir tasvirini sunuyor.