"Kuru Otlar Üstüne" yaşayan en önemli yönetmenlerden biri olarak görülen Nuri Bilge Ceylan'ın dokuzuncu uzun metraj filmi. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki yönetmen kendi tarzını daha da geliştirmiş ve anlaşılıyor ki üzerinde -diğer filmlerine nazaran- baya düşünmüş. Zira kariyerinde hiç bu…devamı"Kuru Otlar Üstüne" yaşayan en önemli yönetmenlerden biri olarak görülen Nuri Bilge Ceylan'ın dokuzuncu uzun metraj filmi.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki yönetmen kendi tarzını daha da geliştirmiş ve anlaşılıyor ki üzerinde -diğer filmlerine nazaran- baya düşünmüş. Zira kariyerinde hiç bu kadar derin film yapmamıştı. Sınırları zorlayıp yenilikler eklemiş.
Öncesinde konusundan bahsetmek istiyorum. Film bütünüyle baş karakterin üzerinden geçiyor. Anadolu'nun ücra kesiminde bir köyde öğretmenlik yapan "Samet" 4. Yılına girmiştir ve tayin etmek ister. Bu süre zarfında meslektaşı ve ev arkadaşı "Kenan" ile birlikte yaşamaktadır. Günün birinde bir öğrencisi ile yaşadığı küçük bir sorun kendisinin başını ağrıtır. Üzeri kapalı biçimde açığa çıkmasına rağmen ikili, bir tür taciz ile suçlanır. Olay büyümeden durgunlaşsa da özellikle baş karakter Samet, bir tür içsel dönüşüm ve sorgulama süreci yaşar. Meslektaş arkadaşı "Nuray" ile birlikte yaşadığı inişli çıkışlı garip durumlar, kendisini ve çevresini ciddi anlamda etkiler..
Nuri Bilge Ceylan nedenini bilmiyorum önceki üç filminde harika iş yapmış görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki ile bu sefer çalışmamış. Ancak bu filmi olumsuz yönde etkilememiş. Kürşat Üresin ve Cehavir Şahin kim olduklarını bilmiyorum ama harika iş çıkarmışlar.
Filmde bolca rembrandt aydınlatma tekniği kullanılmış ve bu da tablo havası sunuyor. Özellikle karanlık atmosferlerde inanılmaz etkili olmuş. Diğer filmlerine nazaran uzun plan süreleri azalmış ancak yine yoğunluk en üst düzeyde. Müzikler yine diğer filmlerine nazaran daha az ama son derece etkileyici. Filmin sevdiğim yönlerinden biri -muhtemelen ebru ceylanında etkisi var- film içerisinde olağanüstü fotoğraflar var. Kareler o kadar özenli çekilmiş ki, izleyiciye fotoğraf sergisi havası yaşatıyor.
Onun dışında oyunculuklar üst düzey. Deniz Celiloğlu açık ara en iyi oynayan oyuncuydu. Oynadığı karakter ile özdeşleşmiş olduğu çok net görülüyordu. Merve dizdar da bayağı iyi oynamış ancak ben Cannes kazanacak kadar etkili bulmadım yanlış anlaşılmasın güzel oynamış ama ödüllük bir performans değildi o nedenle şaşırdım. Nuri bilge ceylan senaryo açısından kendini inanılmaz geliştirmiş, Cannes’da diğer adayları bilmiyorum ama büyük ödül alacak kadar kuvvetli bir senaryo yazmış. Daha önce hiçbir filminde bu denli derin olmamıştı. Diyaloglar ve görüntüler dengeli, kompozisyon ve mizansen sahneye göre değişiklik gösterdi.
Her ne kadar toplumsal bir taşra eleştirisi olarak görülse de aslında modern toplumun -türkiye özelinde klasik medeni birey- bireysel bir eleştirisini yapıyor yönetmen.. bu nedenle filmi izlerken özellikle “Samet” karakterine yoğunlaşılması ve yaptığı her hareketi izleyicinin gözlemlemesi gerekiyor..
Bundan sonrasını spoiler ile anlatacağım. İzlememiş olanlar okumasınlar lütfen..
Bundan sonrası SPOİLER içerir..
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Filmin en sevdiğim yönü baş karakterin Samet’in aslında ne tür bir kişiliğe sahip olduğunu etkili diyalog ve yoğun sinematografik görsellerle aktarılması. Zira biz bu karakteri hep masum görüyoruz ancak derine inildiğinde o kadar masum olmadığını görüyoruz. Öncelikli olarak karakter yaptığı işten hiç memnun değil ve mesleğini hiçbir sevgi ve ilgi olmadan (sanki baskı altında) yapmaktadır. Nuray ile oturdukları bir sahnede “sen benden daha iyisin” tarzı bir cümle kullanarak kendisini ifşalamıştır hatta… bu istenmeyen iş veyahut istenmeyen konumdan dolayı karakter tayinini iple çeker. Bu süre zarfınca yaşadıkları onun gerçek yüzünü göstermektedir.
Filmdeki en önemli sorunlardan biri olan taciz konusu derin bir şekilde ele alınmalıdır. Her ne kadar “Sevim” karakteri yaşına göre hocasına samimi davransa da burada hocanın öğrencisine karşı tutumu yanlıştır. Öncelikli olarak ayrımcılık yapmaktadır ve filmin bir sahnesinde öğrencilerinden bu konu hakkında eleştiri alır daha sonra yine filmin bir sahnesinde meslektaşları ile sohbet ederken “başarılı öğrencilere hediye alamayacak mıyız” tarzı bir cümle kullanır (kendisini savunmak için) ama izleyici olarak biliyoruz ki hediyeyi gizlice verir. Ve çoğu zamanda öğrencisi Sevim’le yalnız ve gizli görüşür. Finalde ağzından laf almaya çalışması da hocanın göründüğü kadar masum olduğunu göstermiyor aksine (kesin olmamakla beraber) pedofili veyahut başka bir sorununun olduğunu gösteriyor. Yani ben öyle düşünüyorum.
Bir diğer konu da karakterin açgözlülüğü ve kibri. Sırf bulunduğu şehirden kaçmak için on takla atan karakterimiz ilginç bir şekilde kibirle doluyor. Meslektaşı ve ev arkadaşı Kenan’a yaptıkları müthiş bir psikoloji konusu. Samet, Nuray ile ilk kez görüştükten sonra Kenan’a gidip ona Nuray’ın kendisine uygun biri olduğunu ve evlenmek isteyebileceğini söylüyor, aralarını yapmaya çalışıyor. Ancak zaman geçtikçe karakter yine bulunduğu konum ve birtakım suçlamalar nedeniyle çevresindeki insanlardan garip intikam arzusu almaya başlıyor. Buradan Samet’in beden eğitimi hocası ile konuştukları sahneye geçmek istiyorum zira orada beden hocasının Kenan’ı suçladığı, bütün olayın ondan kaynaklandığını kendince söyler. İşte burada Samet karakteri yolda gördüğü Kenan ve Nuran ikilisinden rahatsız olur. Sırf Kenan’ın bu gizli -ilişki denemez zira ortada pek ilişki yoktu- konuşmaları onu intikam arzusuyla yanıp tutuşturdu. Bu nedenle Nuray ile yalnız kalmak ve onunla birlikte olmak istedi. Nuray yaşananların aralarında kalmasını açıkça söylemesine rağmen Samet bunu mutlu bir şekilde Kenan’a anlattı ve tabi sonrası malum..
Final sahnesindeki iç monologdan da anlaşılacağı üzerine Samet karakteri yaptığı hataları ve gerçeklerin farkına varır. Ancak gelecekte nasıl olacağını yönetmen bizlere bırakır. Anadolu veyahut ege fark etmiyor. Ülkenin bütün bölgelerinde yaşanabilecek bu durum en iyi biçimde aktarılmış.
Film ile ilgili tek olumsuz eleştirim setten çıkma sahnesi. Kırk yıl düşünsem Nuri Bilge’nin böyle bir şey yapacağı aklıma gelmezdi o nedenle çok şaşırdığımı söylemeliyim. Hiçbir şekilde beğenmemekle beraber hatalı bir sahne olduğunu düşünüyorum buna rağmen çok sevdim. Ülkemizde böyle filmler beş on yılda bir gelir. Kesinlikle izlenmesi gereken bir yapım şimdilik yılın en beğendiğim filmi oldu ve yönetmenin en iyi üçüncü filmi olarak görüyorum..