Spoiler içeriyor
"Gözyaşlarına, bayılmalara ve basit bir 'Ne kadar fevkaladesiniz!'e kanacak bir erkeğe sahip olmaya değmezdi. Ama görünüşte bütün erkekler bunlardan hoşlanıyorlardı." ♤ M. Mitchell'in kırk dokuz senelik hayatında yazdığı ilk ve tek eseri, bu iki ciltten oluşan, en ince ayrıntılara kadar…devamı"Gözyaşlarına, bayılmalara ve basit bir 'Ne kadar fevkaladesiniz!'e kanacak bir erkeğe sahip olmaya değmezdi. Ama görünüşte bütün erkekler bunlardan hoşlanıyorlardı."
♤
M. Mitchell'in kırk dokuz senelik hayatında yazdığı ilk ve tek eseri, bu iki ciltten oluşan, en ince ayrıntılara kadar mantıkla örülü kitap.
Kitapta bahsedilecek çok fazla sosyolojik konu vardı. Özellikle savaş, kadınlar ve toplumsal tabularla ilgili zamanın gerçeğine karşı hem ilgi duyuyorsunuz hem de iğreniyorsunuz.
Kadınların hamileyken dışarı çıkması, normal bir işte çalışıp başarıya ulaşması gibi konular zaten yasaklanmış o dönemde. Açık bir şekilde herkesin keskin rolleri var ve bu role uymayanlar toplumdan dışlanan kara koyuna dönüşüyor. Modern toplumdakinin aksine, farklılıklar arasındaki keskin çizgiler hemen göze batıyor.
Bu çizgileri aşmayı umursamayan iki karakter var kitapta. Ikisi de ana karakter diyebiliriz. Rhett ve Scarlet çifti birbirinin oldukça benzeri. O dönemde bu çıkarcı ve vurdumduymaz karakterler, açıktan açığa istediklerini yapamadıkları için Rhett ve Scarlet oldukça dikkat çekiyor doğal olarak. Onların böyle gizlenmeye gerek duymadan çıkarları peşinde koşması, her türlü etik değerleri çiğnemeleri belli ki insanları korkutuyor. Normalde ana kahraman daha doğrucu ve protagonist olmaya uygun özellikler taşır. Ancak bu kitap gerçekçi bir anlatım içeriyor.
Karakter gelişimleri, gerçek bir insanın zamanla olgunlaşması gibi doğal.
Rhett aslında umursamaz, alaycı, hiçbir şeye değer vermez birisi. Hayatı boyunca dışlanmaktan çekinmemiş. Yalnız kalma pahasına toplumu eleştirmiş, alay etmiş ve kötü denilen ne varsa yapmış bir adam. Ancak çocuğu olunca, ileride kendi kötü itibarının çocuğu nasıl etkileyeceğini fark ediyor. Bunu değiştirmek için sahte de olsa topluma uygun bir yaşantı sürmeye çalışıyor. Hiçbir şeyde taviz vermeyen kötü şöhretli adam, kızına iyi bir itibar bırakabilmek ve dışlanmasını önlemek için sevmediği her türlü şeyi yapıyor.
Scarlet ise Rhett'e benzemekle beraber bambaşka bir dünya. Rhett yetişkin biriyken Scarlet henüz çocuk ilk başlarda. Son cilde geldiğinizde yirmi sekizine de girmiş olsa karakterinden pek bir şey değişmediğini görüyorsunuz ki bu benim en çok hoşuma giden nokta. Toplumdan farklı hareket edip pişman olan ve değişen bir kadını görmüyoruz. Sonuna kadar karakterini koruyan, buna rağmen bazı konularda düşünceleri gelişen ve değişen bir karakteri okuyoruz.
Ayrıca arka planda Amerikan iç savaşını da konuya dâhil ediyor. Savaşın siyahilere özgürlüğünü vermesini ve Güneylilerin nasıl tüm servetlerini kaybettiklerini anlatıyor.
Rüzgar Gibi Geçti, gerçekten de iki cildi de bitirince tüm karakterler, her şeyi gözlerinizin önünde yaşamış ve hayatları da bir rüzgar gibi geçmiş hissediyorsunuz.
Bu kitabın herkesçe okunmasını tavsiye ederim. Biraz uzun da olsa payınıza düşecek bir takım dersler olacağını kanısındayım. En olmadı biraz farkındalık kazandırabilir size.