Bu seriyle alakalı en sevdiğim şey karanlık gerçekçiliği. İşler "kitaplardaki" gibi gitmiyor, okuyucuyu bile şaşırtıyor. Her şey gerçek dünyada da olduğu gibi bazen şanssızca, çoğunlukla zorluklarla gerçekleşiyor. Karakterlerin bir anda birbirlerine içi ısınmıyor, istenen her şey bir anda mucizevi şekilde…devamıBu seriyle alakalı en sevdiğim şey karanlık gerçekçiliği. İşler "kitaplardaki" gibi gitmiyor, okuyucuyu bile şaşırtıyor. Her şey gerçek dünyada da olduğu gibi bazen şanssızca, çoğunlukla zorluklarla gerçekleşiyor. Karakterlerin bir anda birbirlerine içi ısınmıyor, istenen her şey bir anda mucizevi şekilde elde edilmiyor, gerçekler tesadüf eseri ortaya çıkmıyor ya da mucizevi kurtuluşlar veya şan kazanma olayları gerçekleşmiyor. Ayrıca dili de bu özelliğiyle paralel. Bu özelliği hakkında daha da yazardım. Gerçekten kitabı en büyük sevme sebeplerimden biri de bu ama abartmayalım :)
Serinin ikinci kitabını yine beğendim. Hatta bu kitapla birlikte seriye daha da ısındım ama yazar olayları nasıl sonuca bağlayacak merak ettim. Üçleme olduğunu bilmesem 7-8 kitaplık bir seri sanardım. Çünkü sanki kitap okuma esnasında gayet heyecanlı ve akıcı olsa da olayların genel akışında pek bir ilerleme kaydedemedik. İlk kitapta da aynı şeyi hissetmiştim. Merakla 3. kitaba geçeceğim. Belli ki bu sebeple çok olaylı ve efsane olacak. Her şeyin finale bağlanması gerekecek. Umarım beklentilerimi karşılar.
Spoiler!!!
Sonundaki trole bayıldım jjsjdjs. Ya sinirim bozulacaktı ya da kitabın tarzından dolayı daha da sevecektim. Sevdim. Tüm kitap boşa gitti sonunda.
'"İnsan tarihten ders almalı. Geçmişin hataları sadece bir kez yapılmalı.' Bir süre duraksadı. 'Tabii eğer başka seçenek yoksa."'
"Benim nelere cüret edebileceğim konusunda hayatın üzerine bahse gireceksen, gerçekten cesur biri olmalısın. Sen ne kadar cesursun?"
"Güzel görünen insanlardan, çirkinlerden ettiğinden daha çok nefret ediyordu. Güzelliğe asla güven olmazdı."
"İyi bir adam olmak için... çok mu geç kaldım?"
"'Empati mi? O da ne?' Glokta ağrıyan bacağını sıvazlarken yüzünü buruşturdu. 'Acı üzücü bir gerçek ancak insan acı çektiğinde sadece kendine acımaya fırsat buluyor."'
"'Yaptığım korkunç şeyleri hayal bile edemezsin. Çirkin, şeytani, iğrenç şeyler yaptım, anlatsam kusarsın.'" Omzunu silkti. 'Bazen beni de rahatsız ediyorlar ama kendime haklı sebeplerim olduğunu söylüyorum. Yıllar geçiyor, hayal edilemeyen sıradana dönüşüyor, korkunç olan sıkıcı hale geliyor, dayanılmaz olan rutin oluyor. Hepsini zihnimin karanlık bir köşesine atıyorum ve orada çok yer var. İnsanın bu kadar çok şeyle yaşayabilmesi çok şaşırtıcı."'
"Bunlarla mı savaşacağız? Peki biz ne zaman dinleneceğiz?
Asıksurat omzunu silkti ve durup bir süre düşündü. 'Öldüğümüz zaman?'
Acı gerçek de bu değil miydi?"
"'Ölmeye bu kadar hevesli adamları hiç bir arada görmemiştim.'
Cosca, 'En garip ve tehlikeli niteliğe sahipler,' dedi. 'Haklı olduklarını düşünüyorlar."'
"Garip şey ölüm. Uzaktayken insan ona gülebiliyor ama yakına girdikçe giderek daha korkunç bir görünüşe bürünüyor. Dokunacak kadar yakınına geldiğinde ise geride gülecek kimse kalmıyor."
"Acı çekmek bir insanı güçlendirir, evlat. Tıpkı en çok dövülen çeliğin en güçlü olması gibi."
Yaşlı adam Jezal'ın yanına çömelirken yüzünü buruşturdu. “Hayat konfor ve başarıdan ibaretken herkes kendine güvenir. Bizi tanımlayan şey zorluklar ve belalarla nasıl yüzleştiğimizdir. Kendine acımaya bencillik eşlik eder, bir lider için bundan kötüsü yoktur. Bencillik çocuklar için, yarım akıllılar içindir. Büyük bir lider diğerlerini kendisinden önde tutar. Bu şekilde davranmanın sıkıntıları aşmaya ne kadar çok yardımcı olduğunu bilsen şaşırırsın. Bir kral gibi saygı görmek istiyorsan, etrafındaki herkese öyle davranman gerek."
"+Hiçbir beklentin olmazsa, o zaman hayal kırıklığına da uğramazsın.
-Hiçbir beklentin olmazsa, o zaman hiçbir şey elde edemezsin."
"Ve bunca yıl çabadan, fedakârlıktan, plandan, entrikadan ve ölümden sonra şehri yine kaybediyoruz. Bunca acı ne içindi?"
"Tahmin etmesi gerekirdi. Sadece dostlar geride kalırdı. Düşmanlar hep peşindeydi."
"Mankafalar deli bir öfkenin esiri olabilirdi ama onlar bile Kanlı Dokuz'dan korkuyordu. Her şey korkuyordu ondan. Acı hissetmeyen ölüler bile. Rüya görmeyen soğuk taşlar bile. Erimiş demir bile Kanlı Dokuz'dan korkuyordu. Karanlık bile."
"Ne garip, zorluklarla mücadele ederken ne kadar da güçlüyüz ama kriz sona erer ermez bir anda güçsüzleşiyoruz."
"+Zaman buraya merhametli davranmamış.
-Zaman hiçbir zaman merhametli değildir.”
"Ve aralarındaki her şey birer kelimeyle sona erdi."
"Her savaştan sonra böyle olurdu. Ümitler toprağa gömülürdü."