Küçüklüğümde (bundan 15-16 yıl önce falan) izlemekten en çok zevk aldığım korku filmlerinden biriydi Elm Sokağında Kâbus. O zamanlar bilgisayarımız falan olmadığından -olsaydı bile internetten filme kolayca ulaşabilir miydik bilmiyorum- serinin tamamını izlememiştim. Sadece elimizde ilk filmin cd'si vardı. Ara…devamıKüçüklüğümde (bundan 15-16 yıl önce falan) izlemekten en çok zevk aldığım korku filmlerinden biriydi Elm Sokağında Kâbus. O zamanlar bilgisayarımız falan olmadığından -olsaydı bile internetten filme kolayca ulaşabilir miydik bilmiyorum- serinin tamamını izlememiştim. Sadece elimizde ilk filmin cd'si vardı. Ara ara abimle evde yalnız kaldığımızda açar izler, baya da eğlenirdik. Sonra rüyalarımda Freedy'i kovalar, kaçardım.
Her neyse geçmişi bir yad edeyim isteyiyle yeniden açtım filmi. Bu sefer serinin tamamını izleme kararıyla. Kararımı uyguladım ve serinin tamamını izledim. Çok farklı hikâyeler dönse ayrı ayrı yorumlamaya değer bulabilirdim ama 6 filmde de hemen hemen aynı şeyler işlendiği için tek bir çatıda toplamak daha mantıklı geldi. Son film ilk 6 filmden biraz daha farklı, çok da ayrılmıyor ama kendince bir farklılığı var. İyi mi kötü mü olduğunu da yazımın devamında açıklayacağım.
Freddy Krueger karakterini izlemek çocukluğumda da eğlendirirdi, şimdi de eğlendirdi. Fakat biraz fazla eğlendirdi, çünkü gerilim yaşamak, korkuyu hissetmek amacıyla açtığım serinin birçok yerinde güldüğümü farkettim. Eskiden de çok korkutmazdı ama en azından rüyalarıma gelecek kadar etkilerdi. Bu sefer tüm seriyi izlediğim, bunun için 5 günümü ayırdığım halde birkez bile rüyama girmedi. Eğlenmek güzel ama insan korku filmi serisinde korku da bekliyor.
Filmde bir sürü saçma sahne vardı, ölüm sahneleri bana göre çok anlamsızdı. Bir de tekrar eden sahnede çoktu. Serinin tüm filmlerinde birbirini tekrarlayan sahneler izledik, bu da zaten çok hissedemediğim korku duygusunu sıfıra indirip Freddy karakterinin sempatik tavırları sayesinde eğlenceye bıraktı.
Makyaj, kostümler, kan gösterileri vs. dönemine göre baya iyi ve gerçekciydi. Özellikle yanık makyajı baya iyiydi, ki Freddy Krueger'i Freddy Krueger yapan tırnaklarından sonra yanıklığı.
Seri uzun olduğu için süresinin uzun tutulmaması ideal geldi. Her sahneyi tam dozunda ve yerinde kullanmışlar. Keşke tekrar etmeseymiş, ya da bu kadar uzatmasalarmış seriyi. Oyunculuk olarak Robert Englund'dan başka beğendiğim biri olmadı. Sanırım filmin hissiyatının bana geçmeme sebeplerinden biri de oyunculardan o korkuyu alamamaktı. Antikahramanın iyi oynaması tek başına yetmiyor, kurbanlarının da çok iyi oynaması lazım ki korku hissiyatını alabilelim.
Gelelim diğerlerinden farklı olan son filme. Serinin 1. ve 3. filminde Nancy karakterini canlandıran Heather Langenkamp'ı bu sefer kendisi olarak izliyoruz. Freddy gerçek dünyaya gelmiş, bakalım neler oluyor tarzı bir senaryo. Son filmin konusu ilgimi çekti ama konuyu işlemekte başarısız kalmışlar. O yüzden kötü bir seri finaliydi. Vurucu bir final yapamayacaksanız -bunu filmin final sahnesi için değil geneli için söylüyorum- neden bu filmi yaptınız?
Final demişken filmlerin finalinden bahsetmemek olmaz. Finaller gerçekten final gibiydi. Bu hoşuma gitti, çünkü devamı çekilmeseydi pek bir problem olmayacaktı, yarım kalmışlık hissini de vermeyecekti. O yüzden final gibi final sahnelerini beğendim. (Seriyi beğenmek için azıcık bahane mi bulmaya çalışıyorum ne?)
Kısacası şöyle toparlayabilirim. Zamanı geçmiş bir seri ilk çıktığı zamanlar bir etki yaratmıştır, 2000'lerde de arasında da etkisini devam ettirmiştir. En azından ben ilk filmi severek, biraz da etkilenerek izliyordum. Fakat şu dönem için baya eski, modası çok geçmiş bir korku serisi. Gırgırını, şamatasını çevirmek için arkadaş ortamında izlenebilir. Korku teması olarak çok sarmadı, ama eğlendirdi.