Day - 35 - Vocabulary ============== Bugünkü İngilizce kelime çalışmamızın kaynağı Kıraçvari bir giriş müziğine sahip olan Güney Kore yapımı "Signal" dizisidir. Ömrüm boyunca izlediğim 4 Kore dizisinden biridir ve yıllardır ikinci sezonu gelmediği için bana Kore dizisi izlemeyi bıraktıran…devamıDay - 35 - Vocabulary ==============
Bugünkü İngilizce kelime çalışmamızın kaynağı Kıraçvari bir giriş müziğine sahip olan Güney Kore yapımı "Signal" dizisidir. Ömrüm boyunca izlediğim 4 Kore dizisinden biridir ve yıllardır ikinci sezonu gelmediği için bana Kore dizisi izlemeyi bıraktıran yapımdır.
Konumuza gelecek olursak bu dizide geçen başlıca kelimelerin İngilizce ve hatta Korece karşılığını, bazı diyalog ve cümlelerin İngilizce ve Türkçe çevirisini aşağıya bırakıyorum.
✓ 신호 (sin-ho): Signal - Sinyal
✓ 경찰 (gong-jeol): Police officer - Polis
✓ 살인 (sal-in): Murder - Cinayet
✓ 살인자 (sal-in-ja): Murderer - Katil
✓ 추적 (chu-jeok): Pursuit - Takip
✓ 해결 (ha-eul): Solution - Çözüm, Çözmek
✓ 과거 (gwa-ge): Past - Geçmiş
✓ 현재 (jeon-ge): Present - Şimdiki
✓ 미래 (mirae): Future - Gelecek
✓ 희망 (heui-mang): Hope - Umut
✓ 정의 (jeong-ee): Justice - Adalet
✓ 시간 (si-gan): Time - Zaman
✓ 연결 (yeon-gyak): Connection - Bağlantı
✓ 범죄 (byeong-je): Crime - Suç
✓ 용서 (yong-seo): Forgiveness - Af
✓ 미제 (mi-je): Unsolved - Çözülmemiş
"The past and the present are connected by the power of a single phone call."
(Geçmiş ve şimdiki zaman, tek bir telefon görüşmesinin gücüyle birbirine bağlıdır.)
"The truth is always somewhere out there, even if it's hidden."
(Gerçek, her zaman oradadır, hatta gizli olsa bile.)
"The past is not something we can change, but it's something we can learn from."
(Geçmişi değiştiremeyiz, ancak ondan öğrenebiliriz.)
"Even if we can't change the past, we can still make a difference in the present."
(Geçmişi değiştiremesek bile, şimdiki zamanda hala bir fark yaratabiliriz.)
______________________________________
Park Hae-young: "I'm not a hero. I'm just trying to do what's right."
("Ben bir kahraman değilim. Sadece doğru olanı yapmaya çalışıyorum.")
Cha Soo-hyun: "That's all anyone can ask for."
("Bu, herkesin isteyebileceği tek şey.")
______________________________________
Lee Jae-han: "Even if we can't change the past, we can still learn from it."
("Geçmişi değiştiremesek bile, ondan hala ders çıkarabiliriz.")
Park Hae-young: "That's right. We can learn from our mistakes and make the future better."
("Doğru. Hatalarımızdan ders çıkarabilir ve geleceği daha iyi hale getirebiliriz.")
______________________________________
Cha Soo-hyun: "I don't know why you're doing this, but I'll help you."
("Bunu neden yaptığını bilmiyorum ama sana yardım edeceğim.")
Park Hae-young: "I'm not doing this for you. I'm doing this for the victims."
("Bunu senin için yapmıyorum. Bunu kurbanlar için yapıyorum.")