Day - 43 - Vocabulary ============== "Şeytanın Avukatı"ndan büyük Saul Goodman (Better Call Saul) var. Onuda dize getirecek "12 Öfkeli Adam" içinde bir adam var. Arkadaşlar bugünkü İngilizce kelime çalışmamız için mahkemelere bakacağız. Ve filmimiz harika bir başyapıt olan "12…devamıDay - 43 - Vocabulary ==============
"Şeytanın Avukatı"ndan büyük Saul Goodman (Better Call Saul) var. Onuda dize getirecek "12 Öfkeli Adam" içinde bir adam var.
Arkadaşlar bugünkü İngilizce kelime çalışmamız için mahkemelere bakacağız. Ve filmimiz harika bir başyapıt olan "12 Öfkeli Adam" filmidir.
Filmde geçen başlıca kelimelerin İngilizce karşılığını ve diyalogların İngilizce çevirisini paylaştım.
_________________________________________
✓ Mahkeme: Court
✓ Duruşma odası: Courtroom
✓ Hakim: Judge
✓ Duruşma: Trial
✓ Jüri: Jury
✓ Savcı: Prosecutor
✓ Avukat: Lawyer
✓ Sanık: Defendant
✓ Sanık avukatı: Defense attorney
✓ Adil: Fair
✓ Haksız: Unfair
✓ Accusation: suçlama, itham
✓ Delil: Evidence
✓ Karar: Verdict
✓ Şüphe: Doubt
✓ Hükümlü: Convicted
✓ Kanıt: Proof
✓ Tanık: Witness
✓ Beyan: Testimony
✓ Savunma: Defense
✓ İddia: Prosecution
✓ Öngörülen ceza: Sentence
✓ Tanık: Witness
✓ Beraat: Acquittal
✓ Mahkumiyet: Conviction
✓ Oylama: Deliberation
✓ Oybirliğiyle: Unanimously
✓ Oy çokluğuyla: By a majority
✓ Savunma tanıkları: Defense witnesses
✓ İddia tanıkları: Prosecution witnesses
_________________________________________
Bir hiç olmak çok üzücüdür beyler. İnsanlar hep aranmak ister, dinlenmek ister, hayatta bir kez de olsa önemli olmak ister.
(It's very sad to be a nobody, gentlemen. People always want to be wanted, to be heard, to be important for once in their lives.)
+++
- Yani sen çocuğun suçsuz olduğunu sanıyorsun öyle mi?
(So you think the kid is innocent, huh?)
+ Bilmiyorum, ama olabilir de.
(I don't know, but it's possible.)
- Seni tanımıyorum ama eminim hayatında hiç bu kadar yanılmamışsındır. Zamanımızı boşa harcıyorsun. Bırak gidelim.
(I don't know you, but I'm sure you've never been so wrong in your life. You're wasting our time. Let's go.)
+ Varsayalım yargılanan sendin, ne yapardın?
(Let's say you were the one on trial, what would you do?)
- Ben varsayım yapmakla uğraşmam dostum. Ben sadece bir işçiyim. Bir deneyeyim. Varsayalım sen hepimizin fikrini değiştirdin ve çocuk babasını gerçekten bıçaklamış, buna ne dersin?
(I don't deal in hypotheticals, buddy. I'm just a worker. Let's try this. Let's say you changed our minds and the kid really did stab his father, what would you say to that?)
+++
"Suçlu olduğunu söyleyen 11 oy vardı. Elimi kaldırıp bir çocuğu ölüme göndermek benim için pek kolay değil "
("There were 11 votes saying he was guilty. It's not easy for me to raise my hand and send a child to death.")