Böyle bir dizinin 389. gönderisi olmalıydı, yoksa konunun benimle bi' alakası yok. • 33. gönderimmiş, fecisel hoş denk gelmiş. (diziyi izleyenler anladı, izlemeyenler bu ne diyor, diyor) ♪ Apparat - Goodbye (Rica ediyorum, bu müzik eşliğinde okuyun gönderimi.) (1.sezon, 1.…devamıBöyle bir dizinin 389. gönderisi olmalıydı, yoksa konunun benimle bi' alakası yok.
• 33. gönderimmiş, fecisel hoş denk gelmiş. (diziyi izleyenler anladı, izlemeyenler bu ne diyor, diyor)
♪ Apparat - Goodbye (Rica ediyorum, bu müzik eşliğinde okuyun gönderimi.)
(1.sezon, 1. bölümü bir açtım, sonra etrafa şöyle bir baktım; 8 saat geçmiş. İlk sezonu bitirmişim. Ege'yle anılar işte.)
⌚ Kaderimizi seçme şansımız var mıdır? Kaderimizden kaçmanın bir yolu var mıdır? Peki geleceğin değişmesi için seçtiğimiz farklı bir hareketimiz aslında bizi o geleceğe götüren yolun ta kendisiyse? (Bu bir tık şey mevzusuna benziyor, rüyanda rüyanı kontrol edebildiğini görüyorsun ama ya o da rüyanın bir parçasıysa?)
Hayatımızın ne şekilde sona ereceğini, bu yolculuğun bizi nerelere götüreceğini bilebilseydik verdiğimiz kararlar yine aynı olur muydu? Ya da farklı bir yol mu seçerdik? Yoksa içimizde görünmez bir güç, bir şekilde bizi hep aynı sona doğru mu çekiyor? Bütün hareketlerimiz o sona giden bir yolun parçası mı?..
⏳ Netflix'in ilk Alman dizisi Dark, tüm raconunu ortaya koymuş. Enfes bir temayı sergilemiş; zaman yolculuğu.
🕰️ Winden isimli bir kasabada küçük çocukların farklı zamanlarda kaybolmasıyla başladığını görüyoruz her şeyin. -Başlangıç sondur, son ise başlangıç.- İşte bu çocukları aramakla işe başlayan insanlar anlamlandıramadıkları bir çok şeyle karşı karşıya geliyorlar.
İşin içinde zaman yolculuğu da olunca bir oraya, bir buraya derken gördüklerimiz ve öğrendiklerimizle kafalar karışıyor haliyle.
İlk sezonda çokça "La bu kimdi dur." deyip sahnedeki karakterin yüzüne uzun uzun bakılıp, kim olduğunu asla dış sesinizle söyleyemeyip beyninizin içinden sessiz sessiz anladıktan sonra devam edilen sahnelerden, 2. sezonda taşların daha çok yerine oturduğu, kimin kim olduğunu çıkarabildiğiniz, çoğu şeye alıştığınız bir evreye geçiyorsunuz. Sonra hooopp 3. sezon, her şey yine allak bullak.
🕰️ 20'den fazla karakter vardır herhalde Dark'da. Hepsinin hayatını yakından görüyor, tanıyor, resmen karakter koleksiyonu yapıyoruz beynimizde. Ama olsun, adamlar yapmış hani.
Anlatılacak değil de, üzerinde bol bol konuşulacak bir dizi.
Eklemeden geçemeyeceğim, oyuncuları o kadar mükemmel seçmişler ki, ne demek istediğimi izlediğinizde çok daha iyi anlayacaksınızdır.
Oyuncular, karakterler, karakterlerin hayatları, senaryosu, işleyiş tarzı, müzikleri, replikleri, gizemini son ana kadar koruyuşu her şeyiyle cuk'a cuk koleksiyonlara atılabilir bir yapıt.
🕰️ 3. sezonda her şeyin cevabını verişleri beni mutlu etti, son zamanlarda da ucu açık çok dizi izlediğim için bu durumdan yorulmuş bir vaziyetteydim. Böylesi çok harika geldi. Yönetmeni ve yapımcılarının ellerinden öpesim gelmişti izlerken.
Şöyle adamakıllı bir zaman yolculuğu temalı özgün yapım yoksunluğu çeken gurmelere kesinlikle tavsiye edilir.
Zaman ve evren açlığı çekiyordum ve bu dizi beni fecisel doyurdu.
Öyle yamulta yamulta izleyebileceğiniz bir dizi değil. Yamultarak izlerseniz, yamulursunuz. Çok ara vermeden izleyin, hepimiz kurtulalım.
Soy ağaç mevzusunu ilk iki sezonda kafanızda yapmaya çalışsanız da yetersiz kalıyor, başınız dönüyor, kaşlarınız çatılıyor.. Son sezondaysa yüzünüzde bile hissettiğiniz büyük bir rahatlık oluyor. Kimin kim olduğunu bilmek hiç bu kadar rahatlatmamıştı, emin olun.
Böyle bir dizide bile ufak çaplı birkaç hata bulanlar olmuş oyy kartal gözlü Legolaslarım benim.
⌚ Birazcık benim serüvenimden bahsedeyim:
Mikkel'in kim olduğunu öğrendiğimde yaşadığım şok (Dizinin nasıl bir şey olduğunu anladığınız ilk olay bu ve ilkler unutulmaz. Hafızam beni yamultumuyorsa 1. sezon 3. bölümün sonunda öğreniliyordu bu. Zaten sonrası da hiç normal olmadı.), tekrar Almanca öğrenmeye çalışmam (öğrenemedi), ilk sezonda sürekli sahneleri durdurup insanların isimlerini araştırarak gençlilik-yaşlılıklarından kimin kim olduğunu anlamaya çalışmam ve ikinci sezondaysa kim kimin neyi oluyor karmaşası içerisinde fenalık geçirmem.
Her şeye rağmen içimi güzel bir şekilde kaplayan Dark..
Bundan sonra izin verin de bir tık spoilerlı konuşabileyim. İzlemeyenler ve okumaya devam etmek isteyenler şöyle bir tık aşağı inebilirler, danke.
~ SPOİLER
🕰️ 2. Sezon, 33 yıllık döngüleri, amaçları anlamaya başladığımız, geçişleri anladığımız, karakterleri artık tanıdığımız, isim yabancılığı çekmediğimiz sezon. 1921, 1954, 1987, 2020, 2053 yılları arasında zaman yolculuğu yapmaya alışmışız, iyi taraf kötü taraf şekilleniyor gibi kafamızda, Jonas’ı seviyoruz Adam’a gıcık olmuşuz, ŞAK BİR TERS KÖŞE. Adam aslında Jonas’mış. Hooaaydaaa.
Neyse buna da alışıyoruz derken 3. sezon çıkageliyor, paralel evren mevzusu ve Eva. Eva kim? Martha. Oobaaa.
"E ben şimdi anlamadım, Eva döngü devam etsin istiyor, Adam her şeyi bitirmek istiyor, bizim deli aşıklar mı düşman olmuş birbirine? Her şeyi yapan, hepsinin sebebi bunlar mıymış?" diye kendinizi düşünürken buluyorsunuz. Sonra susuyorsunuz, zaten başka ne yapabilirsiniz. Bir kadının kızının, o kadının annesi olduğu bir dizide ne konuşabilir, ne düşünebilirsiniz ki?
Lafı gelmişken Elizabeth'de üzüldüğüm karakterlerdendi, Noah'a bile üzüldüm ben.
• Jonas ve Martha'nın imkansız aşkı yüreğimi parçalasa da bu yolda Adam ve Eva fazla insana zarar verdiler yıllar boyunca..
Diğer bir yandan düşününce de şöyle bir şey çıkıyor ortaya; her şeyin başlangıcı olan Tannhaus’un (hani bizim gözlüklü bilim adamı olan) böyle bir şeyi yapması zaten gerekirdi. Tannhaus böyle bir şey yapmasa Jonas ve Martha olmayacaktı, Jonas ve Martha olmasa bizim bilim adamımızın oğlunu ve ailesini kurtaran kişiler olmayacaktı, e onları kurtaran olmazsa da Tannhaus aynı makineyi tekrar yapacak, asla var olmaması gereken o iki evreni ortaya yine çıkaracaktı.
Jonas ve Martha Tannhaus’un ailesini kurtarıyor hem de kendi evrenlerinde yaşanan/yaşanacak birçok acıya son veriyor. Claudia Tiedermann’ın emeği çok tabi.
Kısaca özetliyoruz ki her şeyin yaşanması gerekiyordu zaten.
Jonas'ın ilk sezondaki masumluğuna, diğer karakterlerin çektiği acılara üzüldüm.
Üzülmeyin, zaten üzülecek çok karakter var.
~~ SPOİLER BİTTİ ~~
🗽Sahne geçişlerinde bir saat tik takı duyulursa, bu bir sonraki sahnede başka bir zamana gideceğimiz anlamına geliyormuş. (Sanırım ben bunu duysam bile fark etmemiştim.)
🗽Neredeyse tüm dizi boyunca dizide farklı şarkılar kullanılıyor. Genellikle bölüm bitmeden hemen öncesinde başlıyor, o zamana kadarki çoklu zaman çizelgelerinin bir özeti gösteriliyor ve anlatılıyor. Genelde bölümle uygun seçiliyormuş bu şarkılar. Hepsi özenle kavrulmu- he bu o reklam değildi pardon. Hepsi özenle seçilmiş yani.
🗽Eğer 3. sezon 7. bölümde Dark’ı izlemeyi bırakırsanız, sonsuz döngü asla kırılmaz ve 1. sezondan tekrar izlemeye başlayabilirsiniz. Böylece sonu asla gelmez ve Dark dünyasına hapsolursunuz. :D
⌚ Son olarak dizinin introsunun mükemmelliğine de değinmeliyim.
Güzel bir yolculuktu, anısı vardır Dark'ın. Her şey en az bu kadar mükemmel olabilirdi..
İzlenilmeli ve gerçek hayattan böyle bir yapımla soyutlanmalı.
🎬 "Nerede yanlış yola saptığını merak ettiğin oluyor mu? Hayatının ne zaman istediğinin tam zıttı olmaya başladığını?"
"Gelecek cesur kişilere aittir, mazide takılıp kalmış şüphecilere değil."
"Bildiklerimiz bir damla, bilemediklerimizse okyanus…"
"Hepimiz günahla doluyuz. Saf insan diye bir şey yoktur."
"İnsanlarla tesadüfi olarak tanışmayız. Biz başkalarının hayatına dokunuyoruz, başkaları da bizim…"
"Yalnızca geçmiş, geleceği etkilemez. Gelecekte geçmişi etkiler."
🎬 "Bence birlikte mükemmeliz, başka hiçbir şeye inanma."