İzlediğim şeyden önce nasıl izlediğimi neden izlediğimi yazarım hep. Çünkü bende anısı, konusuyla değil benim izleme şeklimle kalıyor aklımda. Yine ne yazdığım anlaşılmayan bi cümle oldu affola. Kız arkadaşım ilk sezonu izlemiş ikncisini beraber izleyelim dedi. Ben de iki gecede…devamıİzlediğim şeyden önce nasıl izlediğimi neden izlediğimi yazarım hep. Çünkü bende anısı, konusuyla değil benim izleme şeklimle kalıyor aklımda. Yine ne yazdığım anlaşılmayan bi cümle oldu affola. Kız arkadaşım ilk sezonu izlemiş ikncisini beraber izleyelim dedi. Ben de iki gecede bitirdim hatta gaza gelip ikinci sezondan da 6 bölüm izledim. Arkadaşlarımıza gitmiştik onlar da ikinci sezondaymış meğerse. Ama benden 4 bölüm gerideler. Kız arkadaşım da onlardan bir bölüm geride. Garip bir durumdu. Başladık en baştan izlemeye. Öyle bir gecede bitti geri kalanı. Diziye gelince-şükür gelebildik-güzel bir dönem dizisi olduğunu düşünüyorum. 50leri güzel yansıtmışlar. Sokaklar, mekanlar, kıyafetler, konuşma tarzları çok hoştu. Netflixe laf ederim ama olmasalar kendi dilimizde güzel bir yapım izleyemeyeceğiz. En baştan söyleyeyim ilk sezon güzel ikincisi biraz sıkıcı ve konusu yetersizdi. Şimdi varlık vergisi 1942 yılında geldi. Ülkemizde pek çok tartışmaya sebep olmuştur. Azınlıkların hak kaybına uğradığı iddia edilir. Ama bu vergi milliyetten bağımsız olarak sahip olunan varlığa göre çıkartılmıştır. Saolsunlar biz ülkemiz için canımızı verip o cephe senin bu cephe benim diye koşarken gayrimüslim komşularımız arkada beklerken bütün köşebaşlarını tutmuşlar. Onlar da bu ülkenin insanı buna bir lafım yok ama kurtarmaya geldi mi vatan sadece bizim oluyor. Eskilerin yanlış politikası işte. Zengin olan onlar olunca vergi de onlara vurmuş doğal olarak. Her şeyi o güne göre değerlendirmek lazım. Yıl 1942 ikinci dünya savaşı zamanı daha naziler stalingrad hariç yenilgi görmemişler. Anlayacağınız ırkçılık revaçta, ekonomimiz savaşa girmediğimiz halde yerlerde, karneyle ekmek alıyoruz. Çıkan vergiyi bu durumlar düşünülerek değerlendirmek lazım. Filmden çıkıp tarih dersine döndü olay. Çok basit bir matematik hesabı bize 1942+17'nin 1959 yılınını vereceğini söyler. Ben bu mantıkla filmi izlemeye devam ederken bi görüyorum ki yıl meğerse 1955miş. Bizim Raşel çocuğunu 17 değil de 13 yaşında doğurmuş. Bu kadar emek harcayıp film yapıyorsunuz ama iki tane sayıyı toplayamadınız mı? Bi de gerçek hikayeden uyarlamaymış ya hani o nasıl oluyor hiç anlamadım. Ben yanlış anladıysam lütfen düzeltin arkadaşlar. Bu ülkede 6-7 Eylül 1955 olayları gibi bir kara leke var. Kendi vatandaşımız olan azınlık insanlar bizim tarafımızdan öldürülmüş(15-30 arası) malları yağmalanmıştır. Çıkan bir yalan haberle birbirimize saldırdığımız acı bir olay. Arka planında neler yatıyor? Ülkenin zenginlikleri azınlıkların elinde toplanmış durumda. Bu durumdan rahatsız olan bazı karanlık kişiler bu olayları organize ederek gayrimüslimlerin mallarına el konulmasını sağlamıştır. Pek çok Rum vatandaşımız bu olaylar sonrası başka ülkelere göç etmiştir. Bu bizler için acı verici bir durum. Ama bazı olayları da unutmamak lazım. İthilaf devletleri İstanbul'u işgal etmek için geldiklerinde alkışla karşılandılar. Kırmızı halılar serilip çiçekler atıldı üzerine. Bunu ben atmadım. Atalarım da atmadı zira onlar Kurtuluş Savaşı için mücadele etmekteydiler. Eğer sen değilsen ben değilsem kimdi bu çiçek atıp sevgi sloganıyla karşılayanlar. Bu ülkenin vatandaşı olmak istiyorsan acısında da bizim yanımızda olacaksın ki zor zaman geçtiğinde kardeş kardeş yaşayabilelim. Hepsi mi hainlik yapmıştır hayır tabiki de. Ama ortada böyle bir gerçek var. Başka bir konuya gelecek olursak komşumuz dediğimiz insanların EOKA'ya yardım yaptığı da aşikar olan bir durum. İnsanların ölümü sayıyla karşılaştırılamaz ama biz 1500den fazla Kıbrıs Türkümüzü şehit verdik. EOKA ve onun destekçileri yüzünden. Keşke toplu linç yerine devletimiz bunun hesabını tutsaydı da masum insanlar zarar görmeseydi. 6-7 Eylül olayları bizim için utançtır. Ama 1963-74 arası Kıbrıs olayları da onlar için utanç olmalı değil mi? Bütün insani haklardan yoksun bir şekilde yaşayan Kıbrıslılar enklavlarda yaşarken açlıkla susuzlukla nasıl mücadele ettiler haberimiz var mı? Daha doğrusu hangimiz enklav kelimesinin anlamını biliyoruz. Kendi vatandaşımıza yaptığımız zulmün filminin yapılması hoş bir şey. Hatalarımızı tekrar etmeyelim diye. Ama Yunanlılar sizce bunun filmini çekiyorlar mı? İşkence ederek şehit ettikleri Hava Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel'i, küvetlerde öldürülen minnacık bebeklerimizi, Kanlı Noel'i anlatıyorlar mı? Ya biz bunları yaptık ama arkadaşlar çok yanlıştı özür dileriz diyorlar mı? Hümanistlik barıştan yana olmak, kardeşçe yaşamak çok güzel idealar. Ama ortadoğuda yaşarken bu hayallerin ne kadar gerçek olabileceğini de düşünmek lazım. Filme tekrar dönecek olurdam Raşelin bipolar bozukluğundan film boyunca gına geldi. Hatta sadece onun yüzünden son bölümleri sıkılarak izledim.