Bir arkadaş bu kitabı tek tip veya "onların" istediği insan olmak için yazılmış bir kitap demiş ama ben bu dediğine kesinlikle katılmıyorum. Nitekim kitap sadece dindarlara veya ahlaklılara hitap etseydi, herkes okumazdı. Bu kitabı bir ateistte okuyabilir veya bir ahlaksız…devamıBir arkadaş bu kitabı tek tip veya "onların" istediği insan olmak için yazılmış bir kitap demiş ama ben bu dediğine kesinlikle katılmıyorum. Nitekim kitap sadece dindarlara veya ahlaklılara hitap etseydi, herkes okumazdı. Bu kitabı bir ateistte okuyabilir veya bir ahlaksız okuyupda ders çıkarabilir. Her şey okuyucuda bitiyor. Ve yazar. Ali Fuad Başgil'e gelecek olursak dini ortamlarda özellikle omutulduğunu da göz ardı etmezsek, belki kendisi bile ileride böyle ortamlarda kitabının okutulacağını düşünememiştir. Kitabın detayına ve son sayfalardaki öğütlerde bazı yerler gerçekten de dindarlara hitap eden türden, yani yalan yok bende bazı kısımlarda bunaldım, ama daha çok manevi bunalımdı. (mesela ana baba ahı vs. Açıkçası bu konudaki görüşlerinin hepsine katılmıyorum. Zaten dindar bi çevrede büyüyüp tetiştiyseniz aynı şeyleri duyuyorsunuzdur, banada gına geldi) 3 haftada falan sindire sindire okudum, güzel kitaptı.
Daha iyi düşünürsek, iradeli olmak sadece maddi ve içtimai manada bir muvaffakiyetin değil, mesut olmanın bile temel şartıdır. İnsanların çoğu, bindiği eşeği unutup da kayboldu sanarak pazarda eşek arayan Nasrettin Hoca'ya benzerler. Onlar da saadetin kendi içlerinde olduğunu unutarak onu barlarda, kahvelerde ve eğlencelerde ararlar. Sen bu gaflete düşme ve inan ki, muvaffakiyetin sırrı gibi, saadet kuşu da kendi içimizde ve içimizin en orijinal ve insani bir kudret kaynağı olan irademizin altından kafesi içindedir. Saadet, define gibi bir tesadüf kazması darbesiyle bulunuveren bir nimet değildir. O ne şanstır, ne mirastır, ne piyangodur, ne mevki ve servettir. Saadet, gayretle ve irademizin kuvvetiyle zapt edebileceğimiz bir kaledir.
Hülasa ederek gidelim ve iyi anlayalım: Muvaffakiyet, metotlu ve verimli çalışmaya bağlıdır. Çalışmanın verimli olması için de evvela insan, işini ve mesleğini sevmeli ve severek çalışmalıdır. Bu sevgi olmadan, insanın işinde ve mesleğinde ilerlemesine ve muvaffak olmasına imkân yoktur. Tesadüfleri ve istisnaları bir tarafa bırakalım. Bence kaide budur. Halkımız bu hakikati ne güzel bir atasözü ile ifade eder. Ve "Aşk olmadan meşk olmaz. " der.
°Çok düşün. Ve bil ki, çalışmak mutalaka hareket etmek veya okumak, yazmak demek değildir. Düşünen bir insan, maden kuyularında kazma sallayan işçiden daha çok çalışıyordur.
°Verimli çalışmayı sakın iş üzerinde geçirdiğin zamanla ölçüp de, eh bugün şu kadar saat çalıştım, yetişir deme. Çalışmanın neticesine ve öğrendiğine bak.
°Bir işe başladığın, bir dersi öğrenmeye, bir kitabı okumaya koyulduğun zaman telaş edip sabırsızlanma. Sakin ve metin ol. Yol al, fakat acele etme. Sindirerek çalış ve öğren.
°Bir mevzu ve mesele hakkında bir yazı veya bir eser yazmaya karar verdiğin zaman, evvela bu mevzu ve mesele üzerinde evvelce yazılmış eserleri oku. Tâ ki yazılmış ve söylenmiş şeyleri tekrar edip ömrünü israf etmeyesin.
°Gök kubbe altında yepyeni hiçbir fikir yoktur. En yeni fikir, eski br fikrin yeni bir elbise giymişidir.
°Kimsenin yüzüne karşı söyleyemediğini arkasından söyleme ve bil ki arkadan konuşma korkaklığın en iğrenç şeklidir. °Hayatta cesur ol. Fakat bil ki, cesaret, gözü kapalı tehlikeye atılmak değildir.