Edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman. Tabii ilk olması bu kitabı mükemmel kılmıyor. Sadece ilk olduğu için özel kılıyor. Ben de bu ''özel''liğini göz alarak okumaya başladım. Psikolojik bir roman olduğu için ağır olabileceğinin farkındaydım. Fakat her türü okumaya açık biri olarak…devamıEdebiyatımızdaki ilk psikolojik roman. Tabii ilk olması bu kitabı mükemmel kılmıyor. Sadece ilk olduğu için özel kılıyor. Ben de bu ''özel''liğini göz alarak okumaya başladım. Psikolojik bir roman olduğu için ağır olabileceğinin farkındaydım. Fakat her türü okumaya açık biri olarak edebiyatımızda bir ilk eser olan bunu da okumak istedim. Şuan bu yorumu yaptığıma göre de kitabı okumuşum demektir. Çünkü bir şeyleri yarım bırakmak pek bana göre değil, eğer yarım bırakıyorsam da hakkında konuşmam. Hiç başlamadığım bir şeyin hakkında da hiç konuşmam. Neyse lafı çok uzatmadan mükemmel olmayan ama özel olan bu kitap hakkındaki düşüncelerime geçeyim.
Betimlemelerin çok yoğun olduğu bir eserdi. Betimlemelerin detaylı olmasını severim ama bu kitap betilemede detaya girme konusunu biraz abartmış. Tabii bu detaylı, uzun uzun betimlemeler de kitabın pek fazla uzamasına sebebiyet vermiş. Bazı konularda detaya girmek, betimlemeler güzel olsa da bazı yerlerde gereksiz olabilir. Eylül'de de gereksiz detaylar var idi.
Kitap edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman olduğu için bu konuda da bir şeyler yazmak isterim. Psikolojik bir eser olduğu için karakterlerin iç dünyasına detaylıca giriş yapmış. Hatta kitabın büyük bir kısmında Suat'ın, Süreyya'nın bilhassa Necmi'nin iç düşüncelerini, psikolojik durumlarını okuyor, şahit oluyor, yorumlama şansına erişiyoruz. Tabii derin psikolojik tahliller, karakterlerin bu kadar iç dünyasına girmek kitabı ağırlaştırmış. Bu da bazı okuyucular için -heyecan ve hareketlilik arayanlar için- biraz rahatsız edici olabilir. O yüzden bunun bilincinde olarak okumak yararlıdır.
Kitabın konusunun etikliğine girmeyeceğim. Elbette aldatmayı -yapan kişi bile- tasvip etmez. O yüzden o konuda konuşmam gereksiz laf kalabalığı olacaktır. Kitabın bazı yerlerinde bir kadın aşağılaması var. Bir kadın olarak bu beni çok rahatsız etti. Her ne kadar Necip Suad'ı yükseltse de kadını bir düşürme, yerme çabası görüyoruz. Bunları yazarın samimi düşünceleri olarak görmüyorum. (Belki de öyledir. Sonuçta Mehmet Rauf'la tanışıklığımız, oturup kahve içmişiliğimiz yok.) Sadece her çağda kadının bu denli aşağılanması, hor görülmesi ve şahit olanların buna ses çıkarmaması canımı sıkıyor. Her ne kadar bir kurgu eser okuyor olsam bile. Kadını yükselten yerde de etik olmayan bir durum ortaya çıkıyor, bu da yükseltmeyi pek anlamlı kılmıyor.
Olay örgüsüne gelirsek de olayın gelişimi, Necip'in Suad'a aşık olması, Suad'ın bu aşkı anlayıp hislerinin oluşması nizami bir dengeyle ilerlemiş. Bir karışıklık, oradan oraya zıplama durumu yok diyebilirim. Fakat tasvirler, betimelemeler az önce bahsettiğim gibi çok uzun ve derin olduğu için kitabın akışı çok yavaştı. Akıcılık konusundaki bu yavaşlıkta kitaptan düşmeme sebebiyet verdi. Bu sebeple de kitabı bitirmem epey zamanımı aldı.