Eveeet, sonunda tüm önyargılarımı, tabularımı yıktım, beni engelleyen duygu ve düşüncelere savaş açıp Harry Potter serisini izlemeyi başardım. (İzledikten sonra önce kitaplara mı okusaydım? diye bir sorguladım. Neyse iş işten geçti artık.) Dünyanın en popüler film serisinin ne anlattığı, neyi…devamıEveeet, sonunda tüm önyargılarımı, tabularımı yıktım, beni engelleyen duygu ve düşüncelere savaş açıp Harry Potter serisini izlemeyi başardım. (İzledikten sonra önce kitaplara mı okusaydım? diye bir sorguladım. Neyse iş işten geçti artık.)
Dünyanın en popüler film serisinin ne anlattığı, neyi nasıl anlattığı hakkında konuşmayacağım. Gereksiz laf kalabalığına gerek yok. Filmin bana hissettirdiklerinden bahsedeceğim.
Öncelikle ön yargılarımı haklı çıkaracak kadar kötü bir film değildi, ammavelakin abartıldığı kadar mükemmel de değildi. Orta kararın biraz üstünde desem daha yerinde bir değerlendirme olur sanırım.
Seri bildiğiniz üzere 8 filmden oluşuyor. Karakter gelişimi ve hikâye bütünlüğü açısından filmler arasında bir bağlantı olsa da her filmde ayrı bir maceraya tanık oluyoruz. Son iki film hariç. Çünkü adından da anlaşılacağı üzere 8. film direkt olarak 7'nin devamı.
Peki bu macerada neler yaşanıyor, daha da önemlisi biz izleyicilere neler yaşatıyor? Şunu belirtmek isterim ki 8 filmlik bir seride yaşanabilecek her türlü duyguyu yaşıyoruz, ki yaşamasak anlamsız olurdu. Çünkü bu kadar uzun hikâyeye tüm duyguların sığması lazım öyle değil mi?
Seri bazen çok fazla yükseldi, adrenalin dozunu olabilecek en yüksek seviyeye çıkardı. Bazen de öyle bir düştü ki ekrandan uzaklaşma isteği uyandırdı. Elbette ki düşmeler çıkmalar olacak 8 film boyunca yüksek aksiyon beklemek absürt olur ama düştüğü sahneler bana hikâyenin gelişimi açısından pek de geçemedi. ''Örnek ver!'' deseniz B12'nin bana verdiği yetkiye dayanarak veremem ama geçmeyen sahneler olduğunu biliyorum. Çünkü bunun notunu almışım, ama örnek sahnelerle alakalı bir şey yazmamışım.
Neyse devam edeyim. Baştan sona karakter gelişimi olması gerektiği gibi, gayet güzeldi. Lâkin bununla birlikte oyunculuklar çok çok kötüydü. (''Çok çok kötü'' tabiri abartı mı oldu acaba?) Film az önce söylediğim gibi birçok duyguyu bir anda yaşatsada oyuncu performansları o duyguyu tam anlamıyla geçirmeyi başaramadı. Mesela Hermonie'yi izlerken (her ne kadar zeki ve mantıklı bir karakter olduğu için kendime yakın bulsam da) filmin tadına varamadım, hislerim alınmış gibi hissettim.
Filmde en sevdiğim karakter Severus Snape oldu. O gizemli hallerini, donuk tavrını baya sevdim. Duygusuz bir karakter olsa da bu duygusuzluğu pek iyi yansıtmış Alan Rickman. Evet diğer oyuncular için duygu eksikliğinden şikâyet etsem de Severus'un bu hâlini beğendim. Çünkü olması gereken buydu.
En sevmediğim karakter ise şaşıracaksınız belki ama Harry Potter oldu. Evet, hikâye tamamıyla bu damgalı elemanın etrafında dönüyor, ama ben kendisine bir türlü ısınamadım. Valla ne yalan söyleyeyim ölse pek üzülmezdim. Keşke tek bir karakterin etrafında dönüp duracaklarına Hogwarts ile ilgili yazsalardı kurguyu da her karakterin hikâyesini daha derinlemesine izleseydik. Böyle dolapçı beygiri gibi bir kişinin etrafında dönünce ister istemez bir eksiklik ortaya çıkıyor.
İyi tarafıyla Harry'nin etrafında dönen seri kötü tarafıyla Voldemort'un etrafında dönüyor. Ee tabi buna dönmek denirse. Zira kötü karakteri yeterince izleyebildiğimizi düşünmüyorum. Şahsen ben doyamadım. -Ne olacak bu kötü karakter fetişim?- Damgalı bir veledi kahraman yapacağız diye önemli, hem de çok çok önemli kötü karakter arka plana atılmış. Oysa ben onun hikâyesini daha fazla izlemek ve dinlemek isterdim.
Filmin bazı yerlerde tattırdığı heyecan, yüksek gerilim baya iyiyken bazı sahneleri vasat, bazıları da kötünün kötüsüydü. O kötünün kötüsü yerler beni filmin mükemmel olduğu düşüncesinden epey uzaklaştırdı. Bilmiyorum... Belki benim için geç kalınmış bir seriydi. Zira çocukluğumda izleseydim belki de ben de o abartan HP hayranları grubundan olacaktım. Olmak ister miydim? Hayır. O yüzden iyi ki geç izlemişim. Hem de çok geç. Geç diyorum çünkü 25 yaşına gelmişken ister istemez mantık arıyorsunuz ve böyle filmlerin pek de önemi kalmıyor. İster istemez ufak tefek dahi hataları bile gözünüze batıyor.
Seride sanki bir eksiklik vardı. Hikâyeyi tam anlamıyla anlamdırıp tadına doyamadım. Galiba bazı karakterleri çok açmamasından kaynaklı. Eh film olunca bu pek mümkün olmuyor. O sebeple keyfimin istediği bir vakit kitap serisine de başlayayıp bu serüvenimi tamamlayacağım. (Dizisi çıkacakmış galiba, o kadarına girişmem artık.)