Day - 72 - Grammar - Vocabulary ======= 3 gün boyunca İngilizce kelime çalışma konumuz edatlardır (prepositions). Kısaca edatların tanımına baktıktan sonra zaman, yer ve hareket edatlarının kullanımına bakacağız. Edat nedir? Edatlar yön, konum, zaman ve nesneler arasındaki uzamsal ilişkiyi…devamıDay - 72 - Grammar - Vocabulary =======
3 gün boyunca İngilizce kelime çalışma konumuz edatlardır (prepositions).
Kısaca edatların tanımına baktıktan sonra zaman, yer ve hareket edatlarının kullanımına bakacağız.
Edat nedir?
Edatlar yön, konum, zaman ve nesneler arasındaki uzamsal ilişkiyi gösteren sözcüklerdir.
Edatların ardından bir nesne gelir ve bu nesne bir isim ya da zamir olabilir. Aralarında başka kelimeler olsa da, bir edat cümlesi bir edatla başlar ve nesne görevi gören bir isim veya zamirle biter.
Sözcük türlerini öğrenirken edatlar göz korkutucu görünebilir ancak bunlar aslında sadece cümle içindeki bağlayıcılardır; edatlar, nesnelere bağlanırlar. _________________________________________
Zaman edatları
Bu edatlar genellikle bir şeyin zaman içinde belirli bir noktada, zaman içinde bir noktaya yakın veya uzun bir süre boyunca gerçekleştiğini ifade etmek için kullanılır.
after (sonra)
You can go after you’ve done your homework. (Ödevini yaptıktan sonra gidebilirsin.)
at (-da, -de, belirli bi saatte)
I met my friend at 4pm. (Arkadaşımla saat 4’te buluştum.)
before (önce)
It’ll be done before lunch. (Öğle yemeğinden önce bitmiş olacak.)
during (boyunca, sırasında)
I’ll be there sometime during the afternoon. (Öğleden sonra bir süre boyunca orada olacağım.)
for (boyunca)
He’ll be in New York for two weeks. (İki hafta boyunca New York’ta olacak.)
in (-da, -de, vaktinde)They have dinner in the evening. (Akşam vakti yemek yiyorlar.)
on (-da, -de, günü)I’m going there on Friday. (Cuma günü oraya gidiyorum.)
since (beri)
I’ve been up since dawn. (Şafaktan beri ayaktayım.)
until (-e kadar)
I’ll wait until tomorrow. (Yarına kadar bekleyeceğim.)
_________________________________________
Yer edatları
Bu edatlar bir şeyin ya da birinin bulunduğu yeri ifade etmek için kullanılabilir.
above (üstünde)
The cereal is on the shelf above the bread. (Mısır gevreği ekmeğin üstündeki rafta.)
against (karşı)
We have to row against the current. (Akıntıya karşı kürek çekmemiz gerekiyor.)
along (boyunca)
There are many stores along the main street. (Ana cadde boyunca birçok mağaza bulunmaktadır.)
around (etrafında)
We all sat around the dinner table. (Hepimiz yemek masasının etrafına oturduk.)
at (-da, -de)
He’s at the cafe. (O, kafede.)
behind (arkasında)
The little dog followed behind me. (Küçük köpek arkamdan geldi.)
below (altında)
We could see the city below us. (Altımızdaki şehri görebiliyorduk.)
beside (yanında)
He sat beside her during the play. (Oyun boyunca onun yanında oturdu.)
between (arasında)
They put up a fence between the two houses. (İki ev arasına bir çit çektiler.)
by (kenarında)
I’m by the lake. (Göl kenarındayım.)
in (-de, -da)
I’m in the house. (Ben evdeyim.)
in front of (önünde)
There were two cars in front of me. (Önümde iki araba vardı.)
near (yakınında)
The cat won’t go near the dog. (Kedi köpeğin yakınına gitmiyor.)
next to (yanında)
I left the box next to the door. (Kutuyu kapının yanına bıraktım.)
on (üzerinde)
She’s on the platform. (O, platformun üzerinde.)
over (üzerinde)
The bird flew over the pond. (Kuş, göletin üzerinden uçtu.)
under (altında)
I checked under the bed. (Yatağın altını kontrol ettim.)
_________________________________________
Hareket edatları
Bu edatlar genellikle bir nesnenin bir yerden başka bir yere hareketini göstermek için kullanılır.
across (karşısında)
I swam across the lake. (Gölün karşısına yüzerek geçtim.)
along (boyunca)
We walked along the shore. (Kıyı boyunca yürüdük.)
from (-dan, -den)
He just flew in from California. (California’dan yeni geldi.)
into (içine)
I dove into the pool. (Havuza daldım.)
onto (üzerine)
She jumped onto the bed. (Yatağa atladı.)
over (üzerinden)
The fox jumped over the dog. (Tilki köpeğin üzerinden atladı.)
through (arasından)
I pushed through the crowd. (Kalabalığın arasından geçtim.)
to (-e, -a)
He walked to the supermarket. (Süpermarkete doğru yürüdü.)
toward (doğru)
He’s walking toward us. (Bize doğru yürüyor.)