Day - 73 - Grammar - Vocabulary ======= Bugün edatlara devam ediyoruz. Fiil ve sıfatlarla birlikte kullanılan edatlar ve örnek cümleleri aşağıdadır. Fiillerle birlikte kullanılan edatlar Bazen edatlar, farklı anlamlara sahip ifadeler oluşturmak için fiilleri takip eder. Bunları öğrenmek için…devamıDay - 73 - Grammar - Vocabulary =======
Bugün edatlara devam ediyoruz. Fiil ve sıfatlarla birlikte kullanılan edatlar ve örnek cümleleri aşağıdadır.
Fiillerle birlikte kullanılan edatlar
Bazen edatlar, farklı anlamlara sahip ifadeler oluşturmak için fiilleri takip eder. Bunları öğrenmek için cümleyi ezberlemek ve edatları öğrenmek daha kolay olabilir. Bu tablodaki bazı edatlar tek başına anlamsız olacağı için hepsinin çevirisini vermiyoruz.
about (hakkında) -complain (şikayet etmek), read (okumak)
He complained about the delay.
(Gecikme hakkında şikayetçi oldu.)
They read about the concert.
(Konser hakkında bir şeyler okudular.)
_________________________________________
at (-e, -a) - arrive (varmak), look (bakmak)
They arrived at the venue.
(Mekâna vardılar.)
He looked at me.
(Bana baktı.)
_________________________________________
from (-den, -dan) differ (farklı olmak), suffer (müzdarip olmak)
Her opinions might differ from his.
(Onun fikirleri onunkilerden farklı olabilir.)
She’s been suffering from a bad cold. (Kötü bir soğuk algınlığından müzdarip.)
_________________________________________
for----account (açıklamak), search (aramak)
That doesn’t account for the differences in the numbers.
(Bu, rakamlardaki farklılıkları açıklamıyor.)
I’m searching for my lost dog.
(Kayıp köpeğimi arıyorum.)
_________________________________________
in----result (sonuçlanmak), succeed (başarmak)
Her efforts resulted in a big success for the company.
(Onun çabaları şirket için büyük bir başarıyla sonuçlandı.)
She succeeded in winning the argument. (Tartışmayı kazanmayı başardı.)
_________________________________________
approve----(onaylamak), smell (gibi kokmak)
I don’t approve of that choice.
(Bu seçimi onaylamıyorum.)
The air smells of lilacs.
(Hava leylak gibi kokuyor.)
_________________________________________
on----concentrate (konsantre olmak), depend (güvenmek, bağlı olmak)
It’s hard to concentrate on my homework when there’s so much noise.
(Bu kadar gürültü varken ödevime konsantre olmak çok zor.)
I have to depend on him for rides while my car is in the shop.
(Arabam tamirdeyken ona güvenmek zorundayım.)
_________________________________________
to----contribute (katkıda bulunmak), lead (-e taşımak)
I’m looking for a way to contribute to my community.
(Toplumuma katkıda bulunmanın bir yolunu arıyorum.)
He led the team to victory.
(Takımı zafere taşıdı.)
_________________________________________
with----disagree (katılmamak), argue (tartışmak)
I disagree with your opinion on that.
(Bu konudaki görüşünüze katılmıyorum.)
I don’t want to argue with you.
(Seninle tartışmak istemiyorum.)
-------------------------------------------------------------
Sıfatlarla birlikte kullanılan edatlar
about (hakkında)sorry (üzgün)
They’re so sorry about that.
(Bunun için çok üzgünler.)
_________________________________________
from (-den, -dan)different (farklı)
I’m a little different from them.
(Ben onlardan biraz farklıyım.)
_________________________________________
for (için) grateful (minnettar)
She’s really grateful for your help. (Yardımınız için gerçekten minnettar.)
_________________________________________
in----disappointed (hayal kırıklığına uğramış)
He’s so disappointed in him.
(Onu çok hayal kırıklığına uğrattı.)
_________________________________________
in----interested (ilgili)
I’m interested in learning more.
(Daha fazlasını öğrenmekle ilgileniyorum/istiyorum)
_________________________________________
of----aware (farkında)
I just became aware of that. (Bunu yeni fark ettim.)
_________________________________________
of----capable (muktedir)
I don’t think I’m capable of lifting something that heavy.
(O kadar ağır bir şeyi kaldırabileceğimi sanmıyorum.)
_________________________________________
of----proud (gururlu)
I’m so proud of you.
(Seninle çok gurur duyuyorum.)
_________________________________________
to----accustomed (alışık)
He was accustomed to the temperature. (Sıcaklığa alışkındı.)
_________________________________________
with----familiar (tanıdık)
I’m familiar with that author.
(O yazarı tanıyorum.)