Şizofren bir tamirci, otistik bir çocuk ve 'efendi' olma hırsıyla boğulan insanlarımız... Kitap günümüzden çok uzakta geçmiyor. Sadece 22 yıl sonrasının Philip Dick zihninde kurulmuş hali. (Kendisiyle ilk kez bu kitabıyla tanıştım ve bilimkurgu türüne olan ilgimi arttırdı. Kesinlikle diğer…devamıŞizofren bir tamirci, otistik bir çocuk ve 'efendi' olma hırsıyla boğulan insanlarımız... Kitap günümüzden çok uzakta geçmiyor. Sadece 22 yıl sonrasının Philip Dick zihninde kurulmuş hali. (Kendisiyle ilk kez bu kitabıyla tanıştım ve bilimkurgu türüne olan ilgimi arttırdı. Kesinlikle diğer eserlerini de okuyacağım.)
İnsanoğlu Mars'a ayak basmıştır, hatta Dünya'daki yaşamlarını Mars'a taşımış, yetmezmiş gibi yerli halkı ''çöl adamlarını'' köleleri yapmışlardır.
Kitapta da para güç ve iktidar hırsıyla yanıp tutuşan, istediğine ulaşmak için şizofren bir tamirci olan Jack Bohlen ve geleceği görme yetisine sahip otistik bir çocuk olan Manfred Steiner'i kullanmaya hazır olan Arnie Kott'u okuyoruz ve tabii durumu bu noktaya getiren diğer olayları.
Muazzam bir bilimkurgu. Daha ilk sayfalarından itibaren kitap sürükleyiciliği ile beni kendine çekmeyi başarmıştı. Karakter yaratımlarına, karakterlerin kullanımına ve hepsinin kendine has özelliklerine ve de bunların tam yerinde tam zamanında kullanılmasına, neredeyse hiçbir karakterin geri plana atılmamasına, çok ön plana çıkmaması gereken karakterlerin de sınırının korunmasını baya sevdim.
Sadece bilimkurgu, uzayda yaşam olarak adlandırıp geçebileceğimiz bir eser değil Mars'ta Zaman Kayması. Zira psikolojinin de etkili bir yansımasını görüyoruz. Otizm ve şizofreni hakkında net bilgi sahibi oluyoruz diyemem. Çünkü bu hastalıklar günümüzdeki halinden biraz değiştirilmişler. Lâkin kitabın gidişatına ve içeriğine göre son derece uygun bir değiştirme olmuş bu. Rahatsız etmeyen, merakta bırakan.
Kitabı okurken birçok duyguyu bir arada yaşarken heyecanlanma hissini daha çok tattırdı. Sürekli bi' 'neler olacak?' telaşı içinde bıraktı. Uzayda yaşamla ilgili izlediğim, okuduğum kurgu yapımlar, eserler olmuştu. Bu tüm hepsinden farklı bir evren kurgulamış. Bu da benim için kitabı üst seviyelere taşıyan etmenlerden oldu.
Kitabın olumsuz yönleri de yok değil elbet. Bazen bazı kısımlarda düştüğünü hissettim. Heyecanın kaybolduğu yerler oldu. Mesela romantik sahneler. Ana hikâyeye hizmet eden bir kısım da değildi. O sebeple psikoloji, bilim-kurgu ve gizem-gerilim kısımlardan uzaklaşıp romantikliğe ağırlık verdiği kısımları pek sevemedim.
Neyseki çok uzatmamışlar. Kitaba olan ilgi ve alakam çabuk toparlandı. Tüm gidişat harikaydı ama finaline yaklaşırken yaşadığım heyecan bir başkaydı. Olaylar arttı, yorum arttı, heyecan arttı... Karakterleri çok daha yakından gördüm, hisettim, tanıdım. Oldukça tatmin edici bir finalle de kitaba veda ettim.
Kitap bazen gereksiz uzun cümleler kursa da dili anlaşılır, sade ve tarzına uygundu. Okurken rahatsız etmedi. Betimlemeler çoğunlukla zihnimde canlandırabileceğim kadar netti. Bulanıklığın olduğu kısımlarda vardı ama bunlar gözardı edilebilir.
Gelecek konulu, uzayda yaşam temalı bilimkurgu eserlerini seviyorsanız bambaşka bir yorum getiren bu kitaba göz atmalısınız.