Day - 97 - Reading - Vocabulary ======= Food Production Target Words (Hedef Kelimeler) meet demand (phrase): talebi karşılamak 🇺🇸 The new production facilities were built to meet the increasing demand. 🇹🇷 Artan talebi karşılamak için yeni üretim tesisleri inşa…devamıDay - 97 - Reading - Vocabulary =======
Food Production
Target Words (Hedef Kelimeler)
meet demand (phrase): talebi karşılamak
🇺🇸 The new production facilities were built to meet the increasing demand.
🇹🇷 Artan talebi karşılamak için yeni üretim tesisleri inşa edildi.
precipitation (noun): yağış
🇺🇸 The area is expecting heavy precipitation, increasing the risk of flooding.
🇹🇷 Bölgede sel riskini arttıran şiddetli yağışlar beklenmektedir.
drought (noun): kuraklık
🇺🇸 The drought has severely affected the agricultural lands.
🇹🇷 Kuraklık, tarım arazilerini ciddi şekilde etkiledi.
productivity (noun): verimlilik
🇺🇸 New technologies have significantly increased productivity in the workplace.
🇹🇷 Yeni teknolojiler iş yerindeki verimliliği önemli ölçüde artırmıştır.
irrigation (noun): sulama
🇺🇸 Farmers rely on irrigation to grow crops in arid regions.
🇹🇷 Çiftçiler kurak bölgelerde ürün yetiştirmek için sulamaya güveniyor.
infrastructure (noun): altyapı
🇺🇸 Investing in infrastructure is crucial for economic development.
🇹🇷 Altyapıya yatırım yapmak ekonomik kalkınma için çok önemlidir.
sustinable (adjective): sürdürülebilir
🇺🇸 Sustainable farming practices are crucial for environmental health.
🇹🇷 Sürdürülebilir tarım uygulamaları çevre sağlığı için çok önemlidir.
incentives (noun): isteklendirme, teşvik etme, teşvik
🇺🇸 The company offered incentives to employees to increase productivity.
🇹🇷 Şirket, verimliliği artırmak için çalışanlarına teşvikler sundu.
corruption (noun): yolsuzluk, bozulma
🇺🇸 The government is committed to fighting corruption in all its forms.
🇹🇷 Hükümet yolsuzluğun her türlüsüyle mücadele etmeye kararlıdır.
ingrained (adjective): yerleşmiş, kökleşmiş, içine işlemiş
🇺🇸 Ingrained habits can be hard to break.
🇹🇷 Kökleşmiş alışkanlıkları kırmak zor olabilir.
implement (verb): uygulamak
🇺🇸 The company is implementing a new strategy to increase efficiency.
🇹🇷 Şirket verimliliği artırmak için yeni bir strateji uyguluyor.
Reading Passage (Okuma Parçası)
In some countries, food production struggles to meet demand due to low rainfall and drought conditions. In these areas, numerous organizations are pushing to boost the productivity of the land. They are working with new seed varieties, implementing modern irrigation, and applying sustinable farming techniques.
Bazı ülkelerde, düşük yağış ve kuraklık koşulları nedeniyle gıda üretimi talebi karşılamakta zorlanıyor. Bu bölgelerde çok sayıda kuruluş toprağın verimliliğini artırmak için çaba sarf etmekte. Yeni tohum çeşitleri üzerinde çalışıp, modern sulama yöntemlerini uyguluyor ve sürdürülebilir tarım tekniklerini hayata geçiriyorlar.
---------------------
Although certain soil-less agriculture experiments have shown promise, the production needed to meet demand carries additional costs. Government incentives could help offset these expenses. However, the revitalization of crops faces an unexpected opponent: institutional incompetence. In addition to persuading people with deeply ingrained lifestyle habits, they also need to overcome systemic shortcomings. The main obstacles include incompetence, political corruption, and the lack of a marketing infrastructure.
Bazı topraksız tarım deneyleri umut vaat etse de, talebi karşılamak için gereken üretim ek maliyetler getirmektedir. Devlet teşvikleri bu masrafların karşılanmasına yardımcı olabilir. Ancak ekinlerin yeniden canlandırılması beklenmedik bir rakiple karşı karşıya: kurumsal yetersizlik. Kökleşmiş yaşam tarzı alışkanlıkları olan insanları ikna etmenin yanı sıra, sistemik eksikliklerin de üstesinden gelmeleri gerekiyor. Başlıca engeller arasında beceriksizlik, siyasi yolsuzluk ve pazarlama altyapısının eksikliği yer almaktadır.