Dizinin konusunu herkes yazmış. O yüzden ondan söz etmeyeceğim. İlk bölüm giriş açısından çekiciydi, beni diziye bağladı. İlk bölümle beraber neler anlatacağını merak edip diziye baya yükseldim. Çünkü bir çizgi romandan uyarlanan bu dizide farklı bir evren yaratılmıştı. Böyle farklı…devamıDizinin konusunu herkes yazmış. O yüzden ondan söz etmeyeceğim. İlk bölüm giriş açısından çekiciydi, beni diziye bağladı. İlk bölümle beraber neler anlatacağını merak edip diziye baya yükseldim. Çünkü bir çizgi romandan uyarlanan bu dizide farklı bir evren yaratılmıştı. Böyle farklı evrenleri, gizemleri, gerilimleri seviyorum.
Kum, miğfer ve yakutun aranma sürecinde araya başka hikâyeler, meseleler, gizemler, kaoslar, kavgalar karıştırarak o eşya arama sürecini heyecanlı kılmaya çalışmışlar ama biraz sıkıcı olmuş. Yani uzun zamandır bu kadar heyecanlı başlayıp, o şekilde devam edip beni yükselten fakat aniden düşen ve sıkan bir dizi izlememiştim.
En beğendiğim bölüm yakutun gücünü elinde tutan John'un yalansız bir dünyanın nasıl olacağını test ettiği bölümdü. Bölümün felsefesi, kaosu, neler olacak heyecanı, gerilimi çok güzeldi. Beni en çok yükselten bölüm oldu diziye dair. Tabii Morpheus'un arka plana atılması hoşuma gitmese de yine adrenalini yüksek bir bölümdü.
Cehennemde yapılan savaş bölümü de güzel ve heyecanlıydı. Hangi kelimelerle saldıracaklarını beklemek, tahmin etmek güzeldi. Bu arada Lucifer'in kadın olması başlı başına bir saçmalıktı. Ama tamam buna takılmayacağım.
Ölüm beni tatmin etmedi. Çok güçlü, heybetli, korkutucu ama hayranlık uyandırıcı bir görüntü canlanmıştı gözümde ama Ölüm'ü görünce 'bu mu yani?' dedim.
İhtiras ve Kader'i de tanıyamadık. Gördük, duyduk ama tanıyamadık. Eğer 2. sezon gelecekse -duyuruldu zaten gelecek %99'' Kader ve İhtiras'a odaklanmasını isterim. Onları izlemeyi dört gözle bekliyorum.
Dizinin çok yükseldiği kısımlarda oldu, düştüğü kısımlarda. Son bölümlere doğru o düşme daha belirleyici bir şekilde yaşandığı için bir an önce bitirme isteği uyandırdı içimde. Yani aslında tam bir düşme diyemem ama beklediğim yere giremedi bir türlü dizi. Ne beklediğimi nasıl bir hikâye umduğumu da anlatamam ama aradığımı bulamama hissini birazcık da olsa yaşadım. Sanırım bunun sebebi insanlara daha çok odaklanıp asıl görmek istediğim karakterleri -buna Düşler Kralı da dahil- geri plana atmasıydı. İnsanların olmaması gerektiğini söyleyemem zira insanlık olmasa Düş'te olmaz, Kader'de olmaz, İhtiras'da, Ölüm'de. Ama bu karakterlerin hikâyesi içerisinde insanları izlemek daha tatmin edici olurdu. Bir insanın yaşamı içerisinde Düş'ü değil. Ne anlatmak istediğimi anlatmışımdır umarım.
Oyunculardan en çok Düş'ü canlandıran Tom Sturridge'yi sevdim. Adeta bu rol için yaratılmış. Onun dışında sevdiklerimde oldu, bu dizi için fazla abes durduğunu düşündüklerim de. İhtiras'ı canlandıran oyuncuyu da beğeneceğimi düşünüyorum. Kendisini pek izleyemediğimiz için şuanlık düşünüyorum.
Son bölümden önceki kısa animasyon kısmını sevdim. Bir Kedinin Rüyası bölümü güzeldi, hem de Sandman hikâyesinden kopmamıştı. Zaten o hikâyeyi koparan bir şey tasarlasalardı sevmezdim.
Final bölümünde adımı görmek bi' gururumu okşadı. Yıllar önce Orphe filmini izlerken hoşuma giden ve kullanıcı adı olarak seçtiğim ``Kalliope'yi`` bir dizide görmek hoşuma gitti.
İkinci sezona dair umutlarım, beklentilerim...
1. Sandman'ın asıl gücünü görebilmek.
2. Kader ve İhtiras'ı izleyebilmek.
3. Ölüm'ün daha heybetli, çekici ve korkutucu bir karakter olarak tasarlanması.
4. İlk sezondaki felsefesini yükseltip daha heyecanlı, gizemli ve gerilimli bir hikâye sunması.