Spoiler içeriyor
Herkesin tutunamayacağı söylenen kitaba başlayınca insan tabi bir merak ediyor bitirip bitiremeyeceğini. Benim merak ettiğim bir başka şey de günde kaçar sayfa okuyacağım. O yüzden buraya her gün geldiğim sayfayı not edeceğim. Ayrıca kendime güveniyorum ve biliyorum ki 1 ay…devamıHerkesin tutunamayacağı söylenen kitaba başlayınca insan tabi bir merak ediyor bitirip bitiremeyeceğini. Benim merak ettiğim bir başka şey de günde kaçar sayfa okuyacağım. O yüzden buraya her gün geldiğim sayfayı not edeceğim. Ayrıca kendime güveniyorum ve biliyorum ki 1 ay da sürse bu kitap bitecek. Ben tutunanlardan biri olacağım.
Önsözden etkilenmem normal mi? Diyor ki önsöz sahibi; Oğuz Atay'a önsöz yazmak haddinde bulundum, pişmanım. O önsöz yazarlarının bir toplanıp konulması taraftarıdır, herkes yazar hakkında farklı bir şey yazdığında bunu kitabın içinde bile çok eleştirmiş.
Bazı sayfalarda çok fazla altını çizdiğim şey oldu. Turgut karakterinin iç düşüncelerine çok fazla yer verilmiş ve çoğu yerde "Evet. Anlıyorum." şeklinde okudum. Gerçekten geçmişime götürdü biraz beni. Mesela "Kendini bırakmamasını söyleyince de, bu duygudan kurtulamadığı için, tekrar düzelinceye kadar bunu saklaması gerektiğini hissetti." cümlesi. Biraz kırdı beni. İyileştiğini sandığım yaraları sızlattı. İnsanın dinlenmemesi ya da içini acıtan şeylerin takılmaması kadar iğrenç bir şey yok. Hele bunu en yakının yapıyorsa insanı nasıl kırdığını yaşamayan bilemez. Sonra da insanın anlatmak istememesi çok normal. Takılmayacağını düşündüğün şeyleri de içine ata ata ya sen büyürsün ya da içindekiler büyür ve patlarlar. Ben büyüdüğümü düşünüyorum, bakalım Turgut büyüyebilecek mi?
Kitabın ilk yarısında Turgut'u okurken ikinci yarısında Selim'i okuduğumu hissettim. İlk başta Turgut Selim'in ölümünü kabullenemeyip, konuyu tamamen kendine çekerken; ikinci bölümde konu bir anda sadece Selim oluyor. Çünkü Turgut Selim'in öldüğünü anlıyor. İkinci yarıda kitap size bir insan (Selim) hayatına nasıl bu kadar şey sığdırabilir ve nasıl her şey çarpıcı olabilir dedirtiyor. Turgut'un hisleri size değişik gelirken, Selim'i okumaya başladığınızda daha önce hiç böyle bir karakter okumadığınızı hissedeceksiniz. Turgut size bile fark ettirmeden Selim'in cinayetini çözmeye çalışıyor aslında. Kendini niye öldürdüğünü bulmak için adım atıyor ve bunun intihar değil de cinayet olduğunu tüm hayatı boyunca yaşadıklarının ve hayatı boyunca tanıştığı insanların onu öldürdüğünü düşünüyor içten içe. Burada da insanın aklına şu soru geliyor: Sen de Selim'i öldüren nedenler arasında mısın Turgut? Turgut'un aklına bu soru acaba nerede gelecek ya da gelecek mi?
"İnsanların hoşuna gidecek bir biçimde davranmayı oldukça beceririm biliyorsun. Onun için, bana önem vermesinde bu aldatıcı tavırlarımın payı vardır diye endişe ederim." Sen ben misin Turgut? Bu kitabı okumak çok zor olacak... Her gördüğüm cümlede kendimi sorgulayıp düşüncelere dalarsam 1 ayı geçer bu kitabın bitmesi gerçekten. (geçti) Bir de her düşüncemi buraya yazarsam ne post biter ne de okumak.
Selim'i Selim'in kaleminden okuyana kadar kim olduğunu bilmek imkansız. Aslında o zaman bile imkansız çünkü Selim bile kendini tanımıyor.
"Bir yerde durmasını bilemedim. Hiç bir yere varamadım."
.
.
.
"Şimdi bir bakıma başarıya ulaşmış sayılırım başarısızlıkta: yalnız bu yere tek başıma geldim. Hep birlikte tutunamamayı ne kadar isterdim."
✔️9/10
Sep, 1 -> p.36
Sep, 2 -> p.64
Sep, 3 -> p.74
Sep, 13 -> p.142
Sep, 14 -> 9.156
Sep, 15 -> p.182
Sep, 16 -> p.245
Sep, 17 -> p.263
Sep, 20 -> p.307
(uzun bir ara...)
Nov, 3 -> p.390
Nov, 5 -> p.441
Nov,7 -> p.456
Nov,8 -> p.472
(çok uzun bir vize ve final arası)
Jan,16 -> p.485
Jan,17 -> p.500
Jan,18 -> p.549
Jan,19 -> p.580
Jan,20 -> p.605
Jan,21 -> p.620
Jan,22 -> p.724
'01.09.23 ~ 22.01.24