Spoiler içeriyor
•Son zamanlarda her yerde karşıma çıkmaya başlayan bu filmin konusuna bakınca 14- 15 yıl önce okuduğum bir olay geldi aklıma. Onun filmini çekmiş olabilirler mi diye düşünüp araştırınca tam da o olduğunu fark edip hemen başlattım. O zamanlar bu olayı…devamı•Son zamanlarda her yerde karşıma çıkmaya başlayan bu filmin konusuna bakınca 14- 15 yıl önce okuduğum bir olay geldi aklıma. Onun filmini çekmiş olabilirler mi diye düşünüp araştırınca tam da o olduğunu fark edip hemen başlattım. O zamanlar bu olayı okuduğumda kanım donmuştu ve nasıl yapabildiklerini aşırı merak etmiştim.
•Film, 1972 yılında 40 yolcu ve 5 mürettebatla yola çıkan ve hesap hatası yapılarak And Dağları'na çakılan bir uçağı ve yolcularının hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Kaza anında, sonrasında, çığ düşmesiyle ve çeşitli nedenlerle 29 kişi hayatını kaybediyor ve 72 günün sonunda sadece 16 kişi kurtulabiliyor. Böylesine ağır bir psikolojik travmadan ne ölçüde/ ne sürede kurtulmuşlardır ya da bu olayı gerçekten arkalarında bırakabilmişler midir orası tartışılır tabii.
•Filmi çekerken yönetmen hayatta kalan kişilerden her detayı öğrenmek ve uyarlamadan çok belgesel kıvamında bir çalışma ortaya koymak istemiş. Onlar da bu durumdan memnun olmuş çünkü bu zamana kadar olayı ele alan yapımlar daha çok hayatta kalan kişilere odaklanmış ama hayatta kalanlar ölen arkadaşlarının da anlatılmaya değer insanlar olduğunu düşündükleri için bu durumdan pek hoşlanmamış.
•Yönetmen Bayona, 72 gün boyunca neler yaşandığına gerçek anlamda ışık tutmak ve ölen kişilerin de hikayesinin bilinmesine ayrı bir özen gösterdiği için ortaya muhteşem bir film çıkmış. Oyuncu seçimlerini yaparken gerçek kişilere görüntü ve karakter olarak en benzeyen kişileri bulmak için ekstra çabalamış ve özellikle de ünlü oyuncularla çalışmamış. Böylece orijinal dillerinde ve gerçeğe daha yakın bir iş ortaya koyulmuş.
•Medyada ve her yerde hayatta kalmak için cesetleri yedikleri kısım sürekli ön plana çıkarılıyor ama Bayona başka bir noktaya dikkat çekmek istiyor. O da bu insanların bu derece ağır şartlar altında birbirlerine sundukları mükemmel dostluk. Film boyunca en hoşuma giden şey bu oldu gerçekten.
•Büyük bir kaza atlatmak, yakınlarını kaybetmek, cesetlerle bir arada bulunmak zorunda kalmak ve en nihayetinde açlıktan ölmemek için ölü bedenleri yemek zorunda kalmak, açlık, susuzluk, bitmek bilmeyen soğuk ve kurtulma ümidinin gittikçe tükenmesi gibi birbirinden zor durumların içinde birbirlerine destek olmaları o kadar o kadar kıymetli ki. Yalnız bir insanın böyle bir kazadan kurtulma ihtimali yok gibi bence. Tamamen çıkarsız ve samimi bir arkadaşlık izliyoruz başından sonuna kadar. Oyuncuların sette çok iyi arkadaş olmaları da bu dostluk hikayesini daha iyi yansıtmalarını sağlamış olabilir. Her bir karakter arkadaşları için elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyor sürekli. Cesetleri ayrı bir yerde parçalayıp diğerlerinin psikolojisi bozulmasın diye onlara sadece et olarak gösteren kuzenler mesela. Benim en çok takdir ettiğim ve üzüldüğüm kişiler onlar oldu açıkçası.
•Yaşadıkları ve yaptıkları çok daha ağır şeyler olmuş aslında ama film daha hafif haliyle yansıtmış. Canessa, "Her şey tamamen gerçek haliyle gösterilse seyirciler salonu terk ederdi." diyor bir demeçte. Sağ kalan bir başka yolcu olan Inciarte de, "Başka koşullar altında hastalıklı veya ürkütücü görünebilecek şeyler yaptık. Onlar asla söylenemeyecek, anlatılamaz şeylerdi." demiş kurtarıldıktan sonra.
•Filmde rahatsız edici olayların hiçbiri açık açık gösterilmese de düşüncesi bile insana yetiyor. Huzurlu mutlu vakit geçirmek için izlenecek bir film değil kesinlikle. Kendi adıma iyi ki izlemişim diyorum ama hassas kişileri zorlayabilir.