İtiraf etmek gerekirse bu diziye başlamamdaki en büyük etken Erkan Kolçak Köstendil'in olmasıydı. Çok bi' beklentim yoktu, çok çok beğendim. Dizi Frankestein öyküsünden uyarlanmış. Tabii olduğu gibi alıp çekmemişler. Frankestein öyküsünü Türk ve müslüman kültürüne uyarlamışlar. Çok da başarılı bir…devamıİtiraf etmek gerekirse bu diziye başlamamdaki en büyük etken Erkan Kolçak Köstendil'in olmasıydı. Çok bi' beklentim yoktu, çok çok beğendim.
Dizi Frankestein öyküsünden uyarlanmış. Tabii olduğu gibi alıp çekmemişler. Frankestein öyküsünü Türk ve müslüman kültürüne uyarlamışlar. Çok da başarılı bir uyarlama olmuş.
İlk 2 bölüm merak uyandırıcı olsa da durgundu. Daha çok ne izleyeceğimizi göstermek Ziya karakterini, İhsan Hoca'yı tanıtmak amacı güdüyorlardı sanki. 'Diziye alışacak mıyım alışmayacak mıyım?' diye düşünürken 3. bölüm beni fena hâlde yükseltti. Sonrası ise vicdan arayışı, insanın insan oluşunu sorgulayışı, iyiliğin ve kötülüğün ölçütü, beden ve ruhun birliği üzerine anlamlı bir sorgulama.
Senaryo güzel yazılmış. Hem heyecanlandırıyor, yükseltiyor, geriyor, hem de sorgulatıyor, öğretiyor, düşündürüyor. Tabii fazlalık olarak gördüğüm kısımlarda vardı. Dizinin önüne geçmese de romantizme bağlanan kısımları sevemedim. Böyle bir hikâyeye romantik bir anlatım yakışmamış.
Çağan Irmak ve ekibi görselliği de güzel kullanmışlar. Çekim açıları ve teknikleri dizinin anlatısına çok uygundu. Nerede uzaklaşacağını nerede yakınlaşacağını çok iyi ayarlamış. Kamera açılarıyla oyuncuların duygusunu, dizinin atmosferini hissedebildim. Ayrıca dizi için seçilen ortamda güzeldi. Dönemi olması gerektiği gibi göstermişler. Bu konuda bi' hata, eksiklik göremedim.
Frankestein hikâyesini Türk kültürüne bu kadar iyi bir şekilde uyarlamalarını beklememiştim doğrusu. Ya fazla Avrupai bize uymayan bir anlatı sunmuştur, ya da tam tersi uyarlarken orijinali bozmuştur diye düşündüm ama bence aradaki denge çok güzel kurulmuş. Hem Frankestein öyküsünden uzak değil, hem de kültürümüzden.
Biraz oyunculuklardan konuşmak gerek. Şifa Nur'u görmekten bıkkınlık geldi artık. İyi bir oyuncu da değil neden her dizide anlamıyorum. Şifa Nur'un sahnelerini atladığımı da belirtmek isterim. Çünkü daha iyi genç kadın oyuncular varken her dizide bu vasıfsızın rol alması can sıkıcı. Tamam konservatuar okuyor olabilir, yine de gitsin biraz tiyatro, kısa film yapsın kendini geliştirip gelsin. Her dizide aynı tip karakterle oynuyor. Farklı tiplemelerle yazılmış karakteri Şifa'nın muazzam (!) oyunculuğuyla aynı tiplerde izliyoruz. Bu kadar Şifa Nur'u gömdüğüm yeter, azıcık da Taner Ölmez'den bahsedelim.
Taner Ölmez'i ilk kez Mucize Doktor dizisiyle tanımıştım. Rolünü başlarda abartılı oynuyor gibi gelse de sonrasında Ali Vefa karakterine alışıp Taner Ölmez'in oyunculuğunu sevmiştim. Hah işte burada Ali Vefa karakterini üstünden atamamış sanki, yani ben onu gördüm. Her iki diziyi de izleyip benim gibi hisseden var mı acaba? İyi bir dizide başarılı bir performans sergileyebilecekken üstünden atamadığı eski karakteri Ziya karakterinin ve onun anlam arayışının önüne geçmiş. Kötü bir performans diyemiyorum ama başrolden çok daha iyi bir oyunculu beklerdim, vasat kalmış bu dizi için sergilediği performans.
Gelelim diziyi izleme sebebime. Erkan Kolçak Köstendil'e. Ne kadar övsem az. Hiçbir dizisinde hayal kırıklığına uğratmıyor. Elinden geleni değil, elinden gelenin çok daha iyisini ortaya koyuyor. İhsan Hoca karakteri muazzam yazılmış bir karakter. Onu izlerken ister istemez bir şeyleri sorgulamaya, düşünmeye başlıyorsunuz. Erkan Kolçak'ta bu ağır rolü pek iyi taşımış. Her bir davranışına yansıtmış İhsan Hoca'yı ve düşündüklerini, düşündürtmek istediklerini. Erkan Kolçak o kadar iyi bir oyuncu ki mafya babası rolünü de vur kafasına al ekmeğini rolünü de delirmiş bilge adam rolünü de zirvede oynuyor. Muazzam yetenek yahu. Boşuna en favorilerimden değil.
Yeri geldi çok yükseldi, yeri geldi düştü. Bazen öğretti, bazen düşündürttü, bazen de bir anlam arayışına götürdü. Sevabıyla günahıyla, iyisiyle kötüsüyle başarılı bir diziydi. Kesinlikle vaktimi ayırmama değdi.