İki tip kötü insan vardır. İlk insan tipi, doğuştan içimizde bulunan kötülüğü benliği yapmış, onunla kendi yolunu çizmiş insandır. İkinci insan tipi ise ilk insan tipinin eline küçük yaşta düşmüş, onunla yani kötülükle büyümüş, içindeki iyiliği hiçbir zaman keşfedememiş bu…devamıİki tip kötü insan vardır.
İlk insan tipi, doğuştan içimizde bulunan kötülüğü benliği yapmış, onunla kendi yolunu çizmiş insandır.
İkinci insan tipi ise ilk insan tipinin eline küçük yaşta düşmüş, onunla yani kötülükle büyümüş, içindeki iyiliği hiçbir zaman keşfedememiş bu yüzden iyilik ve kötülük arasında seçim de yapamamış insandır. Bu insanlar sadece kötülüğün farkındadırlar. İyilik gördüklerinde afallamaları da bu yüzdendir.
Bu kitapta bir idam mahkumunun son gününü okumadan önce, idamın dünyadaki en kötü şeylerden biri olduğuna ikan edilmeye çalışılıyoruz. Bir sürü örnek verilmiş ve evet çok canice olduğunu söylemek doğru olur. Ama eğer ilk insan tipiyse bunlaro yaşayan, canım o kadar da yanmaz ve vicdanım o kadar da sızlamaz. Herkes hak ettiğini bulmaz mı?
Ama yine kitabın ön sözünde söyle deniyor: "Yaşayanlar ve mahkum edenler ölüm cezasının toplumdan kendisine zarar veren ve daha sonra da zarar verebilecek olan birini uzaklaştırmanın önemi nedeniyle gereklü olduğunu söylüyorlar. Sadece bu söz konusu olsaydı, müebbet hapis cezası yetecekti. Öldürmek neye yarar?" Bu durum sadece adalet sisteminin oturmuş olduğu bir dünyada işe yarar. Ve adalet sisteminin oturduğu bir ülkede de bir dünyada da yaşamıyoruz. Ama yazar haklı. Böyle bir yer olsaydı, yani cezalar gerektiği kadar verilebilseydi, idam çok gereksiz olurdu.
Hala idamı savunmuyorum. Hala bunun canilik olduğunu düşünüyorum ama içimdeki minik bir ses ya canilik yapılan caniyse diye düşünüyor. Bunun cezasını kesmek aslında sadece yaradanın işi. O yüzden de hala idamın olmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu ülke için konuşursak, idam cezasının da çıkarlar için kullanılacağını biliyoruz. Elin kolun uzunsa, paranı çalan adamı bile idam ettirebilecek bir ülkede yaşıyoruz. Ya da biliyoruz ki masum insanlar da buna mahkum edilebilir. O yüzden bu ülkenin sonu olurdu. Geride kaldığı için şükretmeliyiz.
Kitabın ön sözünü konuştuğumuza göre, asıl hikayenin başladığı yerdeki düşüncelerimi söyleyeyim okumaya başlamadan. Kitapta hangi insan tipinin yazıldığını sanırım anlayamayacağız. Ama eğer anlasaydık, yani bunu açıkça belirtseydi Hugo, sanırım ön sözün benim için bir önemi kalmazdı. Kendimle çeliştiğimin farkındayım ama iğrenç insanların ölürken ne düşündüğü ya da ne hissettiği beni üzemez. Desteklememem onlar için üzüleceğim anlamına gelmiyor. Ben bir insanın ölümüne karar veremem ama birileri iğrenç bir insanın ölümüne karar verdiyse de bunun önünde duramam. İşte burada da insanın aklında tek bir düşünce oluyor. Doğrusunu mu yapıyorum yoksa ben de mi iğrenç bir insan oluyorum? Bilmiyorum. Ve sanırım hiçbir zaman bilemeyeceğim. Umarım bu seçimi yapmak zorunda kalmam hayatımın hiçbir anında.
✔️9/10
'24.9.23 ~ 27.9.23