Spoiler içeriyor
Yalnızlığın iyilikle de doldurulabileceğini gösteren ve herkesin en az bir filmini kesin izlediği ünlü oyuncu Tom Hanks’in son çıkan filmi , A Man Called Otto. Fredrick Backman’ın romanından uyarlanan filmin başrolünde Tom Hanks’i görüyoruz. Burada adı Otto. Eşini yakın bir…devamıYalnızlığın iyilikle de doldurulabileceğini gösteren ve herkesin en az bir filmini kesin izlediği ünlü oyuncu Tom Hanks’in son çıkan filmi , A Man Called Otto.
Fredrick Backman’ın romanından uyarlanan filmin başrolünde Tom Hanks’i görüyoruz. Burada adı Otto. Eşini yakın bir zamanda kaybetmiş, buna hala alışamamış ve yokluğunu kabullenememiş Otto, karısının mezarında çok fazla zaman geçiriyor. Eşinin gidişiyle huysuzlaşan ve mahallesinde de böyle nam salmış biri karakterimiz. Peki size bir soru. İnsanlar yaşlandıkça mı hayattan bunalmaya ve huysuzlaşmaya başlarlar, yoksa hayatın getirdiği ansızın ölümler midir bunalımın ve huysuzluğun asıl nedeni? Bunun cevabına ikisi de diyorsanız ya da bilmiyorum hangisi diye düşünüyorsanız merak etmeyin. Filmde de bunu çözeceğiz zaten.
Uyanıyorsunuz. Uzun süredir yanınızda uyuyan, yanında uyandığınız bir insanı orada bulamıyorsunuz. Ne kadar zaman geçmeli bunun normal olması, insanın alışması için? Kendi hayatının ona yetmediğini görüyoruz. Belki de kendi hayatına sığamıyordur artık. Biri hayatından çıkınca hayatınız küçülür mü yoksa hayatınızda bir boşluk mu açılır mesela? Oraya sığamıyor mu yoksa oraya yetemiyor mu bilinmez ama ikisinden biri yüzünden etrafındaki insanlara hatta hayvanlara bile sarmış durumda. Huysuzluk damgasını da bu yüzden yemiş zaten.
Fazlaca kontrol hastası Otto. İntihar etmeden önce evinin önüne park edenleri azarlayacak kadar ve aynı şekilde intihar etmeden önce elektriklerini kapattıracak kadar kontrol manyağı. Ya da sadece intihar etmek istemiyor ama hayatında yaşamaya değer bir şey de göremiyor. Kendini oyalıyor. İnsanlarla uğraşarak aslında kendine bir uğraş çıkarıyor. Amacı huysuzlanmak değil. Yalnızlığını hatırlatmayacak herhangi bir şey yapma isteği bu sadece. Zaten film ilerledikçe göreceksiniz ki kontrol etmek istediği şeylerin sayısı kadar diğer insanlar yaptığı yardımlar da var. Bunu suratsız yapıyor olması adamın kaybettiklerini düşününce çok da önemli değil ha, ne dersiniz?
Mezarın başında denilen o cümle. “Sen evde yokken hiçbir şey çalışmıyor.” Derin bir sessizlik. Çünkü denecek başka bir şey yok. Çünkü o yok. Artık olmayan birinin arkasından ne diyebilirsiniz ki daha? Eşiyle tanışmalarını izliyoruz. Tanışmaları bile eşine yardım etmeye çalışırken oluyor. Aslında Otto gerçekten çok iyi ve hassas kalpli bir adam. Sadece yaşadıklarını hassa kalbi kaldırmakta zorlanıyor.
Filmde çok fazla flashback bulunuyor. Yani eski anıları çok fazla izliyoruz. Bu hem karakteri anlamamıza yardımı oluyor hem de filmde sadece geçmişini gördüğümüz eşine bizim ile üzülmemize neden oluyor. Hem derinlik açısından hem de duyguları verebilme açısından çok başarılı bir adım atılmış bu şekilde. Mesela kimsesiz bir gencin hayatına her şey olan bir genç kadını görüyoruz. İkisi de çok genç. Otto o zamanlar babasını yeni kaybetmiş, annesini hatırlamayacağı kadar küçükken kaybetmiş ve tam kimsesiz kalmışken karşısına bir kız çıkıyor. Hayatına girdiğinde tüm boşlukların o kıza ait olması çok da şaşırılacak bir şey değil. Büyük bir bağ oluşuyor yani.
Komşularıyla ilişkisi de güzel aslında. Yine hayatı tamamen bomboş olmuşken, bir aile geliyor ve onun boşluklarını doldurmaya başlıyor. Kadın yemek getiriyor, adam hiç olmamış oğlu gibi ondan yardım istiyor ve çocuklar da hayatın güzel bir yer olduğunu ona hatırlatmaya başlıyor. Otto her kendini öldürmeye çalıştığında hissediyorlarmış gibi kapıya dayanıyorlar ve bilmeden onun hayatını kurtarıyorlar. Otto’ya sadece yardım alarak değil yardım ederek de hayattan zevk alabileceğini gösteriyorlar. Tabi yardım da ediyorlar orası ayrı. İyilik bulaşıcıdır değil mi? Kelebek etkisi dediğimiz şey gerçektir ve inanmanız yeterlidir.
Hüznün ana duygu olduğu bu filmde ağlamaklı tebessüm eden emoji gibi hissediyorsunuz. Geçmiş yaşayana acı verirken bizleri tatlı bir hüznün kucağına bırakıyor. Otto hayatının yeni bir sayfasına geçerken sayfayı çevirmek için yalanan parmağın da yeni taşınan komşular olduğunu düşünün. İşte tam öyle bir film. Otto kocaman kalbi olan bir insan. Hem mecazi anlamda hem de gerçek anlamda öyle. Çok kez ölmeyi denedi ama zamanı gelmemişti. Yaşadığı süre boyunca çok fazla insanın hayatına dokunmasın rağmen daha dokunacağı hayatlar vardı. Ölemedi bir türlü. Ailesinin sahiplenmediği çocuktan bir sokak kedisine kadar herkese kucak açan huysuz ve büyük kalpli güzel adamın hikayesi. İyi seyirler ve iyiliğin hayatınızda hep olması dileğiyle.
✔️10/10
'24.9.23