Nerde bıraktım kalbimi acaba?🎵 Hayırlı günler sevgili raf ahalisi! Öncelikle kadir gecemiz mübarek olsun diyorum ve bilmeyen yoktur diyerek bir yeşilçam klasiğini yorumlamak üzere cümlelerime başlıyorum. --> Konusu: Ferit, Murat ve Ömer adlı üç kardeş ailesinden uzakta, İstanbul'da üniversite öğrencisidir.…devamıNerde bıraktım kalbimi acaba?🎵
Hayırlı günler sevgili raf ahalisi! Öncelikle kadir gecemiz mübarek olsun diyorum ve bilmeyen yoktur diyerek bir yeşilçam klasiğini yorumlamak üzere cümlelerime başlıyorum. -->
Konusu: Ferit, Murat ve Ömer adlı üç kardeş ailesinden uzakta, İstanbul'da üniversite öğrencisidir. Fakat çapkın ve yakışıklı Ferit kızlarla gezip tozmaktan, Murat kumar oynamaktan, Ömer ise siyasi eylemlere katılmaktan okula gidecek vakit bulamazlar.
Yorumum: Yerli yapım izlemeyi sevmem fakat bu yeşilçam klasikleri için geçerli değil. Çoğuna çocukken denk gelmiş ve izlemiş olsamda filmleri tek tek başından sonuna izlemeyi tercih ettiğim için bu aralar haftada bir olmak üzere yeşilçam klasiklerini izlemeye başladım.
Ah nerede 2. durağımdı ve şunun farkına vardım komedi izlemeyi sevsem bile ben dramla karışık romantizm insanıyım...
Çapkın ferit, çapkın ferit, çapkın ferit..
İki kızı aynı anda götürmekten utanmıyor birde abla ve kız kardeşi aynı anda götürüyor. Bunların yanında başka bir sarışın kızımız daha var.
Ve üstüne zehra hanım ekleniyor. Bu şekilde muteşem beşli tamamlanıyor.
Hadi buraya kadar tamam diyelim feritcim.
"Zehra seni seviyorumm, seni seviyorumm zehra" diye cümleler kurup ne demeye gidip başka bir kızı şap şup öpüyorsun??
Filmde tek sinir olduğum nokta burasıydı ama hoşuma giden çokca sahne bulunuyordu. Onlara biraz değineyim. -->
3 kardeşin yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunun farkına varıp silkelenerek kendilerine gelmeleri ve hayatları için çabalamaları çok doğruydu.
Ve bunları yaparken birbirlerine destek olarak, birbirlerine yardım ederek yapmaları çok hoştu. O sahnelerde tüm kardeşlik damarlarım kabardı.
Bir hayat yaşıyoruz doğrusu ve yanlışıyla ve bununla beraber hatalar yapıyoruz. Önemli olan o hatalardan ders çıkartıp hayatımıza katmak ve yolumuza o şekilde devam etmek ki film bunu çok güzel aktardı.
Benim en çok dikkatimi çeken sahne ise valide hanım ve pederin arasında geçen bir sahneydi.
Çocukların yanlışlarından dolayı şöyle bir diyalog yaşanıyor,
-Biz onlara sadece para verdik bey, değer verdik mi emek verdik mi?
+Ne yapacaktık birde kazık kadar adamlara dadılık mı yapacaktık?
-Evet yapacaktık. Kol kanat gerecektik. Tarlada bulunan bir fidan için bile o kadar emek verirken kendi çocuklarımız için daha fazlasını yapacaktık...
Kazık kadar adam olabilirler, bir dadıya ihtiyaçları olmayadabilir ama insanın korunup kollanmaya ihtiyacı vardır. Kaç yaşında olursa olsun doğruyu görmeye ihtiyacı vardır. Bunu en iyi sağlayanlarda şüphesiz benim için anne ve babalardır.
Annenin söyledikleri çok içime dokundu.
Söyledikleri çok doğruydu. Bir babanın görevi sadece eve ekmek parası getirmek ve çocukların eline parayı saymak olmamalı. Bir annenin görevi sadece yemek pişirmek olmamalı.
Evlatlarımıza doğruyu yanlışı anlatırken onlarla beraber yemek yapmalıyız. Onlara kol kanat gererken onların arkasında bir dağ olurken onlara para kazanmanın ne denli zorlu olduğunu anlatmalı hayatın gerçeklerini onlara aktarmalıyız. Kısaca eylemlerimizi söylemlerimizle yürütmeliyiz. (Bu sözün patentini almalıyım bir hoşuma gitti cjskxnsb)
Yaşları kaç olursa olsun onları korumaya devam etmeli ve sürekli konuşmalıyız, anlatmalıyız ve anlaşılmalıyız.
Yani yani yanii benim annişimin dediği gibi emek olmadan yemek olmaz diyerek emek vermeliyiz..
Uzun lafın kısası aldığım mesajlarla benim beğendiğim bir klasik oldu.
Buraya kadar okuyan ve hala bu filmi izlememiş olan okurlarada önerip kaçıyorum.
Sonraki görüşlerimde görüşmek üzere. 💫