Adından da anlaşılacağı üzere boks dünyasını anlatan, teması bunun üzerine kurulu olan bir çizgi roman. Tabii sadece dövüş sahnelerini okumuyoruz. Karakterlerin geçmişlerini, düşüncelerini, yaşamlarını, bu noktalara nerelerden geldiklerini de okuyabiliyoruz. İlk başlarda ana karakter olarak gördüğüm karakterlerin -çizgi romanın kapağında…devamıAdından da anlaşılacağı üzere boks dünyasını anlatan, teması bunun üzerine kurulu olan bir çizgi roman. Tabii sadece dövüş sahnelerini okumuyoruz. Karakterlerin geçmişlerini, düşüncelerini, yaşamlarını, bu noktalara nerelerden geldiklerini de okuyabiliyoruz. İlk başlarda ana karakter olarak gördüğüm karakterlerin -çizgi romanın kapağında görülüp ilk başlarda karşımıza çıkan karakterler- yan karakterlerin gerisinde bırakılması rahatsız edici gelse de sonradan böyle olmasını ana karakterimiz Yu'nun rakiplerini derinlemesine tanıma kısmı baya güzel ve anlamlı geldi.
Okuduğum sitede -her sitede böyle mi bilmiyorum- sarışın bir ezik (öyle bir tip olduğu için bu şekilde tanımlamak doğru geldi), beyaz saçlı bir zorba ve duygusuz bir eleman vardı ki o da işte seri boyunca dövüşlerine şahit olduğumuz Yu idi. İlk başlarda şöyle düşünmüştüm; bu üçlünün birbirleriyle olan dövüşlerini hikâyelerini, yaşamlarının nasıl ilerlediğini göreceğiz. Fakat bu konuda yanıldığımı gösterdi bana çizgi roman. Çünkü bir noktada sarışın ve beyaz saçlı kayboluyor ve bir daha asla görülmüyorlar. Onlara ne olduğuna da yan hikâye değinmişler. Anlayacağınız üzere seri Yu'nun dövüşleri üzerinden ilerliyor.
Az önce de dediğim gibi gelen her karakteri derinlemesine tanımak ve bu sebeple ana karakterlerin arka plana atılması rahatsız edici gelse de sonraları bu duruma alıştım. Hatta bazı yan karakterlerin hikâyelerini daha uzun uzun okumak istedim. Seride kimse göz ardı edilmiyor. Rakibi tanıyoruz, geçmişine yolculuk yapıyoruz. Duygularını, düşüncelerini tartıp çocukluk travmalarına şâhit oluyoruz. Gelip geçici yan karakterleri bu kadar tanımak beni seriye bağladı diyebilirim. Seri bu şekilde boksun sadece bir dövüş sporu olmadığını felsefesi de olduğunu anlatıyor.
Hikâyesini en çok beğendiğim karakterler siyahi şampiyonla -adını unuttum- kardeşler oldu. Özellikle kardeşlerin hayatlarına daha uzun şahitlik etmek isterdim.
Mohikan'ın kısmı çok eğlenceliydi. Yazar baya iyi fake attı. Bir an ne olduğunu şaşırdım vallahi. Güldüm de tabii.
Dövüş kısımları insanı bir yükseltiyor, zevk veriyor ama oraları pek de önemli değil aslında. Kimin kazanacağını bile bile okuyorsunuz. Önemli olan bu felsefeyi öğrenmek, rakipleri tanımak ve finale yani Yu'nun hikâyesine gelmek. Yu'nun çocukluk travmaları beni biraz üzdü. Çoğu karakterin üzücü bir anısı vardı ama Yu başkarakter olduğu için onunla daha çok bağ kurdum. Hikâyesi de beni doğru orantılı olarak çok etkiledi. Her karakterin özenle yazılmış bir hayatı vardı, Yu'nun hayatına daha çok özen gösterilmişti ve ben buna ve de üzerimde bıraktığı etkiye bayıldım.
Çizgi roman birçok duyguyu yaşattı bana. Sevindim, kahkaha attım, üzüldüm, acıdım, şaşırdım, heyecanlandım, zevk aldım... İlk başlarda yok sevmedim diye diye okuduğum çizgi romanı en sevdiğim 2. çizgi roman konumuna getirdim.
Heyecanlı bir deneyim sundu bana. Ana serinin finali oldukça tatmin etti.
Gelelim yan seriye. Burada da adlarını unutmuş olduğum sarışın çocukla, beyaz saçlının hayatlarını, boks kariyerlerini okuyoruz. Ana seri kadar derin konulara dalmamış, ama ben gibi ''ne oldu bu elemanlara?'' diye soracak olan meraklı okurların merakını giderecek bir yan seri olmuş. Okuması zevkli, hem de çok zevkli bir seriydi.