İyi akşamlar ve selamlar sevgili raf ahalisi! Bugün rafta sıkça yorumunu gördüğüm, videolarda kesitlerini gördüğüm "Hanım" filminin yorumu ile geldim. --> Konusu: Osmanlı paşası torunu Olcay Hanım yıllar önce bir deniz kazasında yüzbaşı olan kocasını kaybetmiştir. Şimdi ise rahim kanseridir…devamıİyi akşamlar ve selamlar sevgili raf ahalisi! Bugün rafta sıkça yorumunu gördüğüm, videolarda kesitlerini gördüğüm "Hanım" filminin yorumu ile geldim. -->
Konusu: Osmanlı paşası torunu Olcay Hanım yıllar önce bir deniz kazasında yüzbaşı olan kocasını kaybetmiştir. Şimdi ise rahim kanseridir ve ölüm korkusuyla yaşamaktadır. Ancak asıl korkusu tek dostu ve canlı varlığı olan kedisine ölümünden sonra kimin sahip çıkacağıdır.
Yorumum: Filmin başından sonuna kadar aklımdan tek bir şeyin farkındalığı geçti. Kişi dünyadan göçmeden evladının çoluğunun çocuğunun bazen torununun veya sevdiği herhangi bir insanın halini vaktini yerine koymak ister. Bir sorunu varsa bir ihtiyacı varsa halletmek ister. Sonunun yaklaştığını hissettikçe bir şeyleri yoluna koyayım ister. O şekilde buradan öbür dünyaya geçmek ister. Ancak o zaman kişi için bir şeyler tamamlanmış olur, kişi o zaman huzurlu hisseder. Bu farkındalık beni 2021 yılının soğuk bir Ocak gününe fırlattı...
Olcay hanımda kedisi olan hanımın yerini hazırlamadan bu dünyadan göçmek istemedi. Filmin başından beri onu sevgiyle kucaklayacak bir yuva aradı. Dünyadan göçtü gitti ama bu amacına filmin sonunda gördüğümüz gibi ulaştı.
Hanımın ülkü karakteri tarafından sokağa öylece bırakılması kedisi olan bir birey olarak beni mahvetti.
Yavrumun filmde bir köşede o şekilde kalakalması yüreğimi burkan bir etkendi.
Diğer etken ise belediyenin gelip onlarca canı tek hamlede öldürmesiydi..
Masum bir sürü canın yaşam alanları kısıtladığımız yetmiyormuş gibi birde çevremizde olmasın diyen bir çok insan hala günümüzde var.
Yaşadığım çevreden bir örnek vermem gerekirse, oturduğumuz sitede hayvan severlerin fazlasıyla olması gibi sevmeyen ve anlamlandıramadığım bir şekilde nefret eden bir kesimide mevcut.
Sitenin gençleri olarak o canları mama ve su ile beslerken yakalandığımızdan kaç kez laf duymuşuzdur. Duyduğumuz laflar umurumuzda mı peki? Hayır.
Nefret dolu o içinde insanlık barındırmayan insancıklar çareyi en son yönetime para cezası getirtmeyle buldular.
Hoş buda umurumuzda olmadı. Site dışarısında yine besliyoruz.
Yani demem o ki sürekli yeni yeni türlü türlü binalar dikip onlar hiç olmasın diyemeyiz onların alanlarını kısıtlamaya hakkımız yok..
Filmde dikkatimi çeken başka bir şey ise Olcay Hanım ve Ülkü Hanım'ın anne kız ilişkisiydi.
Kadının bu hayatta en yakını olması gereken bir evladı var fakat onunlada aralarında buzdan dağlar var. Eskiler Allah hayırlı evlatlar nasip etsin derken bu sözü boşuna söylemiyorlarmış.
Filmin detaylarına gelecek olursam film yalnızlık temasını çok güzel işlemiş. Olcay karakterinin baştan sona kadar gözlerinden o yalnızlık okundu ve insanı içine çekmeyi başardı.
Eski İstanbul'u izlemek çok hoştu. Karakterlerin zarafeti ve naifliğine ise söyleyecek söz yok.
Son olarak filmde eski insanlarla yeni insanlar karşılaştırılıyor. Aradan 40 yıl kadar zaman geçmiş ve durum hala aynı hatta daha kötüye gittiği zamanlar oluyor...
Buruk bir şekilde izlesemde filmi çok beğendim. İzlemeyen okurlara filmi önerirken mermahetimizi ve vicdanımızı kaybetmediğimiz günler diliyorum. Sevgi ve saygıyla kalın. 🍃
📌-Yalnızlıkla olmaz.
+Yalnızlığın önemi kalmadı artık. Sen geldin ya o bana yeter.
-Bundan sonra hep gelicem.💫
📌Sana kavuşmayı özlüyorum.💫
📌Benim için zaman yok artık. Nasıl olsa bana geleceğini biliyorum. Bekliyorum.💫
📌Ben senin ruhunla ilgiliyim. O güzelliğini muhafaza ettiği için buradayım.
📌Barışacaksın. Başa çıkamadığın her olayı kabul edeceksin. Barışacaksın çare yok.
📌Başkalarına aldırma. İnandığın gibi yaşa. Yüreğin neyi doğru buluyorsa o yolda yürü.
📌Herkesin derdi kendine yeter.
📌Seni özlüyorum.
📌Eğer gönül tellerin sevdiklerine sıkı sıkıya bağlıysa bağlar kopmaz ve ölüm bir yok oluş değil başka bir yere geçiştir.💫