Ana akım sinemaya tepki olarak doğmuş Dogma95 kurallarıyla çekilen ilk film özelliğini taşıyan "Festen" gerek konusu gerek tekniği gerekse karakter skalası ve gelişimi açısından tam bir kült sinema örneğidir. Dogma95 manifestosuna, iki kural ihlali dışında tam anlamıyla uyulmuştur filmde. Sağlam…devamıAna akım sinemaya tepki olarak doğmuş Dogma95 kurallarıyla çekilen ilk film özelliğini taşıyan "Festen" gerek konusu gerek tekniği gerekse karakter skalası ve gelişimi açısından tam bir kült sinema örneğidir.
Dogma95 manifestosuna, iki kural ihlali dışında tam anlamıyla uyulmuştur filmde. Sağlam ve tabusal bir senaryo üzerine, amatör denilebilecek stilde, yapaylıktan uzak ve korkunç derecede gerçekçi bir yapıda seyreder film. İzleyici için izlemesi son derece zordur. Yönetmen bu doğal seyrin içine son derece çarpıcı bir konuyu zerk ederek başyapıt apoletini filme takmayı bilmiştir.
Filmin bu çarpıcı konusu nedir peki?
Helge, 60. yaş gününü kutlamak amacıyla büyük bir şölen tertipler. Kutlama için çocuklarını, torunlarını ve dostlarını sahibi olduğu malikaneye davet eder.
Görünüşte her şey harikadır. Güzel bir mekan, güzel kıyafetler, güzel yemekler, içkiler ve konukların etrafında dört dönen hizmetçiler...
Konuklar malikaneye gelir gelmez dinlenmek için kendileri için ayrılan odalara çekilirler.
(Bu noktada karaktelerin en gizli kalmış noktalarına, mahrem odalarına konuk oluruz. Psikanalizin dehlizlerinde karakter çözümlemeleriyle kayboluruz.)
Bir süre sonra bütün konuklar büyükçe, gösterişli bir yemek masasında buluşurlar. Herkes oradadır. Yemekler yenir, içkiler içilir ve doğum günü kutlaması başlar.
Her şey görünürde muazzam şekilde ilerler.
Ta ki Christian, bu özel günde babası için hazırladığı konuşmayı okuyana kadar.
Christian, babası Helge için iki tane konuşma hazırlamıştır. Bunların biri yeşil diğeri sarı zarftadır. Babasından birini seçmesini ister. Helge, yeşil olan zarfı seçer. Bu seçim film için de bir dönüm noktası olur. O andan itibaren görünenin arkasındaki öz ortaya çıkmaya başlar. İzleyici en saklı ve çarpıcı gerçeklerle yüzleşmeye başlar. Film yeniden başlamıştır.
Yönetmen; burjuva ahlakını, ırkçılığı eleştirirken alt metinde oklarını iktidarlara da yöneltmiş aslında. Faşizmin temelde en basit olarak insan ilişkilerinden ortaya çıktığını bir aile dramı üzerinden gözler önüne sermiş. Psikolojik bir şiddetin artan dozuna çarpıcı diyaloglarla güç katmış.
Bunu yaparken çok hassas bir konu olan ensest ve çocuk istismarı ile filmi çarpıcı hale getirmiş. Yönetmenin en klas işlerinden Hunt'a da bir nevi kapı aralayıcılığı özelliğindedir Festen.
Aile yaşamında ve toplumda otorite ile çıkar ilişkisinde olan kişi ya da grupların en çıplak gerçeklere bile nasıl vurdumduymaz kalabildiğini cesaretle vurgulamış. Dogma95'in en nitelikli yapımı diyebileceğimiz Festen'de Thomas Vinterberg, burjuvanın o sayısız ve süslü odalarının içinde neleri gizli tuttuklarını ve onların iki yüzlülüğünü göstermeye çalışmış.
Bunuel sinemasına da sürekli göz kırpan, selam duran Vinterberg; bu yapıtıyla "Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği"ne gerçekçi ve trajik bir dokunuş bırakmıştır.
Yönetmenin Hitchcock ile ruh bulan "cameo" geleneğini sürdürmesine de ayrı bir parantez açalım. Eve daha sonra gelen ve ırkçılığın en aşağılayıcı dozuna maruz kalan siyahi karakteri, taksisi ile malikaneye getiren şoför Vinterberg'in ta kendisidir. Bu da özel bir enstantanedir film adına.
İyi seyirler dilerim. 🎬🍿