İnsanlığımı Yitirirken okuyorum bugün, bir süre elimde sürünen kitaplardan, tam da bugünlerde Yozo gibi apatik hissediyorum, onun gibi gizleniyorum yüce ve elzem sayılan topluluklar içinde ve umarsızca izliyorum her birinin sebepsiz yaşamlarını. Sebepler ve sancılar mihenk taşı hayatımın. Dalga geçiyorum…devamıİnsanlığımı Yitirirken okuyorum bugün, bir süre elimde sürünen kitaplardan, tam da bugünlerde Yozo gibi apatik hissediyorum, onun gibi gizleniyorum yüce ve elzem sayılan topluluklar içinde ve umarsızca izliyorum her birinin sebepsiz yaşamlarını.
Sebepler ve sancılar mihenk taşı hayatımın.
Dalga geçiyorum zaman zaman içimden kolay seyreden hayatlarını izlediklerimle. Kolay bir şeyi aptal olmakla suçluyorum.
Kendimi ele vermemek için doğrusunu çok iyi bildiğim yalanlar söyleyip duruyorum.
Bu yalanların birçoklarını mutlu ettiği söylenebilir.
Hatta egolarını şişirmeye de hizmet eden yalanlar oluyor bunlar genelde.
Okşuyorum ben'lerini ki bana sataşmasın, bana dokunmasınlar ve yalanlar ardındaki Eylül'ü bulmasınlar.
Trajikomiktir ki gözlemlemeye yeltenen biri için kendime dair çok ele şey veriyorum aslında bütün bu yalanlarıma ve bunca aksi için çabama rağmen.
Yani bana dair bir şeyler anlamak isteyen biri için sanıldığı kadar zor değil bu.
Çünkü kelimelerim var, onları kullanıyorum.
İlettiklerimin alıcısı olmaya gönüllü herkes kelime oyunlarımın ardındakini okuyabilir.
Hastalıklı gelmesine rağmen kalmayı tercih etseydi birileri o zaman farklı olabilirdi her şey.
Ama onları kaçırmakla sabit ruhaniyatım.
Yoksa gözetmek isteyen gözetir, duymak isteyen duyar, anlamak isteyen anlar.
Peki her şeyden önemlisi ben gözetilmek istiyor muyum?
Ve bu acziyete denk mi?
Çok dişli ve muhtaciyetten nefret eder mi görünmeli, yoksa potansiyel rakip sayılmamak ve kendini korumak adına bir yenik rolü mü üstlenilmeli?
Beni kimseler kendine rakip saymasın istiyorum çünkü hiçbir yarışa müdahil değilim, olmayacağım.
Bunun için fazla bıkkınım.
Karşınızda iki büklüm yaşama sanatı konusunda ne kadar başarılı olduğunuz hakkında övgüler yağdırırken ve görece ezik davranırken sırf görünmez olmak için bunu yaptığımı bilemezsiniz.
Bilinmez ve görünmez olmak konfor alanına dair çünkü.
Bütün bu kendi keskin zekamın ürünü olduğundan bahsettiğim oyunlardan dem vurduktan sonra itiraf etmeliyim ki içten içe sözde aptal bir hayat sürdüklerini düşündüğün insanları kıskanıyorum.
Onları onlara karşı pohpohlayarak ve duymak istedikleri vererek iyice ulaşılmaz bir mertebeye çıkarıyor kendimi de yeriyorum.
Gerçek ise benim lanse ettiğim veya içimde yankılanan kadar mübağalalı ve kusursuz değil, yani öyle olmamalı.
Kimsecikler kusursuz değildir, değil mi?
Basit bir denklem bu.
Doğrusunu mu yapıyorum kendimi benden korkmayacakları ve bana saldırmayacakları kadar küçültüp zaman zaman da yok etmekle?
Bu bir korunma mı, güçlü bir silah mı yoksa bütünüyle kendine hakaret mi bilmiyorum.
Kitabı okurken insan olarak 'diskalifiye' olmak düşüncesine dair bir yorum okuduğumu anımsıyorum.
Sanırım son yıllarımı özetleyen tek bir cümle.
Ben elendim, yaşamak arenası size ait diye haykırmak istiyorum.
Dünyevi hırsları ,gündelik tasaları size kalacak şekilde reddediyorum.
Bazen de tam tersi avuçlamak istiyorum ve buraya gelip umut tacirliği yapıp kendimi birilerinin rehberi olabilecek ladar güçlü gösteriyorum.
Öyle miyim veya kendimi öyle görüyor muyum?
Muamma.
Hak ettiklerimi almak için harekete mi geçmeli yoksa çürümenin öyküsünü devam ettirerek güvenli yaşamı mı sürdürmeli?
Merhaba yine sana iki kutup.
Benim sırf kendim ve refahım için üstlendiğim kendi potansiyelini bilmez- ezik hallerimin esasen bir gösteri olduğunu bilmeyen herkese gülüyorum.
Kendimce davrandığım tek alan burası.
Bunun dışında kalan herkes için onları onlara karşı övmeye devam edeceğim.
Bu kimi zaman aşağılık kompleksimi beslese de onlara karşı bir tehdit olarak alınmaktan yeğdir.
Daha önce ben dahil olmak üzere birçoklarının söylediği gibi dünya, burası koca bir sahne.
Sen ne performansı sergiliyorsun?