Spoiler içeriyor
Thomas Piketty'den Nobel (Ekonomi) Ödüllük bir çalışma. Neden zamanında Nobel(Ekonomi) Ödülü'nü almadığını sorguladığım eser. Kapital deyince Marx'a dokunduruyor veya Marx'ın eserinin 21.yüzyıl versiyonu sanmıştım ama hiçte öyle değildi. Yine de uzun emekler sonucunda-zira altını çizdiğim yerleri, aldığım ve dahası ileride…devamıThomas Piketty'den Nobel (Ekonomi) Ödüllük bir çalışma. Neden zamanında Nobel(Ekonomi) Ödülü'nü almadığını sorguladığım eser. Kapital deyince Marx'a dokunduruyor veya Marx'ın eserinin 21.yüzyıl versiyonu sanmıştım ama hiçte öyle değildi. Yine de uzun emekler sonucunda-zira altını çizdiğim yerleri, aldığım ve dahası ileride alacağım notları ben bile bilmiyorum- bitirdiğim müthiş bir eserdi. Yani günümüzün en büyük problemini anlatması açısından belki de 50 ekonomi kitabına bedeldi. Kütüphanede kaydettiğim 60 küsür ekonomi kitabı arasından iyiki de bu kitabı seçip, merak edip okumuşum. 6 ay gibi uzun bir sürede okuyabildim. Kitap hakkında spoiler vermeyi sevmediğimden okuyabilirseniz veya sonunu getirebilirseniz Sonuç kısmında sizi ek bir sürpriz bonus yorum bekliyor. Adam tam bir ekonomist. Ama bilinen piyasadakilerden tamamen farklı... Gördüğünüz yerde acımayın alın okuyun. Günümüzü şekillendiren problemleri ve çözümlerini tatmin etsede etmesede bu kitapta bulacaksınız. En sonda da komünizm ve kapitalizm çatışmasının sermaye ve eşitsizlikler(günümüzün en büyük sorunları) üzerine çalışmaları canladırmaktan ziyade kısırlaştırdığına değiniyor. Yine bir yerde Çin'in zannedildiği kadar güçlü olmadığından diğer Avrupa ilkelerinin sanılandan daha varlıklı olduğundan bahsediyor. Yani Çin'in süper güç olabilitesi bağlamında bi hayal kırıklığına uğramadım değil. (görünüşe göre yavaştan 1000 kitaba akma zamanım gelmiş)
Ayrıca ek bi dipnot; mali tabloların, ekonomik grafiklerin bu kadar kesinlikten uzak olduğunu bilmiyordum.(istatistiki veriler) Yazar sayesinde bi de grafik(istatistik) bilimini ve sırlarını neredeyse çözmüş oldum. İşin özü her gördüğümüz ekonomik veya mali göstergeler hesaplamalar kesin bir sonuç vermezler imiş. Bu yazar sayesinde bir kez daha hiçbir şeye güvenmemeyi öğrendim. Umarım ekonomiyi okul biteşe kadar değil, yaşamım boyu sevmeyi öğrenebilirim.
Sermaye piyasası ne kadar-ekonomistlerin deyişiyle-'tam rekabet' piyasası olursa, bu eşitsizlik de kendini gerçekleştirmek için o denli çok fırsat bulacaktır. Bu amansız mantığa karşı koymak isteyecek kurumlar ve kamu politikaları hayal etmek mümkündür- sermayeden dünya genelinde artan oranlı bir vergi alınması gibi. Ancak böyle kurumlar ve politikalar üretmek, sağlam bir uluslararası eşgüdümü gerektirecektir. Üretilecek çözümlerin pratikte daha mütevazı boyutlarda ve etkisiz kalması, örneğin çeşitli milliyetçi içe kapanma biçimleriyle kendilerini göstermeleri ne yazık ki muhtemeldir.
Bu iki nedenden ötürü gerçekleşebilir: Ya teknolojinin yapısal biçimi-ve emek ile sermayenin nispi önemi-gerçekte değişmemiştir(değişen daha çok emek ve sermayenin pazarlama güçleridir) ya da yapısal biçim biraz değişmiştir-bu bize daha makul geliyor-ancak sermaye-emek ikame esnekliğinin uzun vadede 1'in üzerinde olacağını düşünürsek, sermaye/gelir oranındaki yükseliş de doğal sermayenin payının tarihteki o tepe noktalara yükselmesine, hatta o seviyeleri dahi geçmesine yol açacaktır. Bu bilgi, araştırmamızdan şu aşamada çıkarılabilecek en önemli bilgi olmaya adaydır: Modern teknoloji daima çok fazla sermaye gerektirir ve sermayenin kullanım çeşitliliğide getirisini tamamen yok etmeden muazzam miktarda sermaye biriktirilmesine olanak vermektedir. Bu koşullar altında, teknoloji emeğin lehine denebilecek bir biçimde dönüşmüş olsada, sermayenin payının uzun vadede azalmasını sağlayacak doğal bir sebepten söz edemeyiz.
Diğer yandan, aşağıda açıklayacağımız sebepten ötürü özellikle temkinli olmak zorundayız. Sermayenin payının uzun vadede %35-40'tan %25-30'a düşmesi-bize akla yatkın görnüyor-elbette çok anlamlıdır. Ancak bu medeniyetimizdeki bir değişime işaret etmez. Beceriler son iki yüzyıl boyunca elbette gözle görülür biçimde artmıştır. Kimi zaman, sermayenin tamamen yok olduğu ve sanki sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi sermaye, miras ve soy zinciri üzerine kurulmuş bir medeniyetten beşeri ermaye ve liyakat üzerine kurulu bir medeniyete geçtiğimiz hayalleri kuruluyor. Sadece teknolojik değişim sayesinde, göbekli hissedarların yerini becerikli yöneticilerin alacağı tahayyül ediliyor. (Nobellik yorum)
.. Demokrasinin bir gün yeniden kapitalizmin denetimini eline geçirebilmesi için, öncelikle demokrasi ve sermayenin somut biçimlerinin(kurumlarının) sürekli baştan keşfedilmesi gerektiği ilkesi kabul edilmelidir.