Spoiler içeriyor
Epistemolojik şovenizminizi seveyim. Doğanın ne olduğu konusunda batı felsefesi tarihinde ğç gelenekten söz edilebilir: 1) Geleneksel olarak en çok etkiye sahip görünen ve Avrupa tektanrıcı teolojisine sızan Platoncu görüşe göre doğa, bağımsız bir doğaüstü aleme göre ikincil olarak görülür. 2)…devamıEpistemolojik şovenizminizi seveyim.
Doğanın ne olduğu konusunda batı felsefesi tarihinde ğç gelenekten söz edilebilir: 1) Geleneksel olarak en çok etkiye sahip görünen ve Avrupa tektanrıcı teolojisine sızan Platoncu görüşe göre doğa, bağımsız bir doğaüstü aleme göre ikincil olarak görülür. 2) İkinci geleneğe göre doğa tümüyle maddidir, maddi olarak ya da maddi süreçlerle açıklanabilir. Eski Yunan materyalistlerinde, Hobbes ve Aydınlanma'da da görülen bu indirgemeci görüş, yirminci yüzyılda da yaygın olmuştur. 3) Üçüncü geleneksel görüşe göre ikinci görüşten farklı olarak, doğa hareket halindeki maddeden fazlasını içerir. Spinoza ve kısmen Aristoteles'te görülür. Aristoteles'te töz hem maddeden ve hem de formdan oluşur. Bir varlığı o varlık yapan şey, madesi değil formudur.
Crick'in ve James Watson(d. 1928)'un birlikte yapısını keşfettiği DNA hakkında sonradan yapılan araştırmalar, Flew' u Tanrı'nın var olması gerektiği sonucunu kabul etmeye zorlamış görünüyor. İnsan beynindeki genetik bilginin dünyanın büyük kütüphanelerinin tümündeki bilgiden daha fazla olduğunu ve tek anlamlı cümledeki bilgiyi üretmenin aklı gerektirdiğini biliyorsak, DNA'daki bilginin ve ilk canlı hücrenin nedeni olarak niçin bir Aklı "bilimsel olarak" düşünmemeliyiz? Hayatın kendiliğinden ortaya çıkma şansı, kullanılmış eski demir parçalarını muhafaza eden bir depoda çıkan şiddetli bir kasırga sonucunda, bir Boeing 747'nin meydana gelmesindeki şans oranı kadar ise neden "bilimsel olarak" Tanrı'yı düşünmek yasaktır? Öyle anlaşılıyor ki empirik bilimden ziyade metafizik naturalizm, hayatın görüşüne ciddi bir temel sağlamaktadır.
Aslında meselenin can alıcı noktası şu: Zihni, bilinci olmayan bir robot araç olan insanın cömertlik gibi ahlaki değerlere sahip bir varlık olarak düşünülmesi, Bencil Gen'i sadece başarısız bir açıklama yapmaz; aynı zamanda tutarsız bir açıklama yapar. Fizikalist, naturalist isek teleolojik bir açıklamayı tutarlı bir biçimde savunamayız. Bilinci olmayan bir varlık, nasıl bilinç değerlerine sahip olabilir? İndirgenemez "iyi" yoksa, etik motivasyon da olmayacaktır.
Naturalizmin savunucuları, naturalizmin doğru olduğuna "inanırlar" ve bu görüşün doğruluğu konusunda bizi ikna etmeye çalışırlar. Ancak naturalizm "doğru" ise, nihai olarak bu görüşğn "doğru olduğuna inanmak" gibi bir şey olmayacaktır; çünkü naturalistlere göre nihai olarak herhangi bir tür psikolojik hadise yoktur ya da sadece halk psikolojisine ait, aslında var olmayan halkça konuşma biçimlerdir.
Çünkü bu bilimci tezin kendisi, "a posteriori bir metafiziğe" dayanmaz. Zira bilimci naturalizmin, daha önce değindiğimiz, "her gerçek varlık" ve "her meşru metot" hakkındaki tekelci iddialarının empirik bilimler tarafından savunulan bir tez olmadığı görülüyor. Empirik bilimler, Tanrı'nın varlığı, zihnin varlığı, değerlerin ve ahlakideğerlerin varlığı gibi konularda mantıksal olarak tarafsızdır. Bu nedenle, bilim ya da empirik bilimler, doğanın dışında olarak görülen varlıkların gerçekliği hakkında bir olasılığı daima korurlar. Aksi takdirde empirik, deneysel bilim, deneyimlemediği bir alanla ilgili pozitif ya da negatif konuşmuş olur. "Bütün" nesnelerin neden var olduğu ile ilgili bir soru, bilime ait değil İlk Felsefe'ye ait bir sorudur. Görülüyor ki, metot, bilgi, ontoloji konusunda bilim tek kılavuzdur, diyen bilimci naturalizm, empirik bilimlerden kaynaklanamayacak, bu bilimlerden daha güçlü, iddialara sahiptir. (çok ironik)
Bilimci naturalizm tezi, kendisi empirik bilimlere dayanmadığı halde, empirik bilimlere dayanmayan varlıkların ve metotların reddedilmesini istiyorsa, ancka kendisini iotal eden, çürüten bir tez olabilir.
"Doğanın dışında başka hiçbir şey yoktur." şeklindeki "kapsamlı" naturalist iddiaya doğanın içinde kalarak ulaşma imkanı yoktur. Bu iddia, fiziksel gerçeklerin terkibinden daha fazlasını, bir tür felsefeyi, metafiziği içerir. Dawkins ve Dennett gibi naturalistlerin yaptığı, bilim değil, bilimciliktir. Bu bilimci naturalizm, onları, Tanrı, zihin ve değer gibi doğal olmadıklarını düşündükleri konularda, kötü bir felsefeci ve teoloji okumamış kötü bir teolog yapmaktadır.
Çünkü mantıksal pozitivistler, Tanrı kavramına bilimsel bir hipotez gözüyle bakmamış ve bu kavramın bilimsel olmadığı için anlamsız olduğunu savunmuşlardı.
Hipotetik ateizm anlamına gelen metodolojik naturalizm varsayılmazsa ve bilfiil ateizm anlamına gelen felsefi/ontolojik/metafizik naturalizm varsayılmazsa, bilim ve din çatışmaz, uzlaşır, pek çok konuda ahenkli görünür.