"Hayatta yıpranmış, dürtüsünün ve düşüncesinin tamamını yönlendirecek bir amaca sahip olmayan kimseler, yaptıkları işlerde ahmakça davranır." (Sayfa 15) "İnsan yaşamı sınırlıdır, varlığı akışkandır, eğilimi belirsizdir, tüm bedeni çürümeye yatkındır, ruhu girdap gibidir, kaderi anlaşılmaz ve ünü muallaktır. Kısacası tüm beden…devamı"Hayatta yıpranmış, dürtüsünün ve düşüncesinin tamamını yönlendirecek bir amaca sahip olmayan kimseler, yaptıkları işlerde ahmakça davranır."
(Sayfa 15)
"İnsan yaşamı sınırlıdır, varlığı akışkandır, eğilimi belirsizdir, tüm bedeni çürümeye yatkındır, ruhu girdap gibidir, kaderi anlaşılmaz ve ünü muallaktır. Kısacası tüm beden bir nehir gibidir, ruh ise rüya ya da hülya gibidir: Hayat savaşa ve bir yolcunun geçici konaklamasına benzer, ölümden sonra ün de unutulur. Bu yüzden bizi ne koruyup gözetecek? Bizi koruyup gözetecek yegâne şey felsefedir. Bu da ağırbaşliliği ve masumluğu sunan, zevklerin ve acıların ustası olan, hiçbir şeyi amaçsızca ve ikiyüzlülükle yapmayan, bir başkasının yaptığı ya da yapmadığına hiç ihtiyaç duymayan ilahi zekâyı koruyup gözetmektir. Kendisi neden yapmış olursa olsun, gerçekleşen ve payına düşen şeylerin kendisiyle aynı kaynaktan geldiğini kabul etmektir. Hepsinden öte diğerleri gibi değil, her canlının meydana geldiği evrenin öğelerinin serbest kalması gibi gördüğü ölümü, lütufmuşçasına beklemektir. Evrenin öğelerinden her birinin sürekli birbirine dönüşmesinde korkutucu hiçbir şey yoksa bütün bunların dönüşümüne ve ayrışımına kim kuşkuyla bakar? Bu doğaya uygundur. Doğaya uygun hiçbir şey kötü olamaz."
(Sayfa 19)
"Pek çok şeyden kesinlikle kurtul, yalnızca bunların pek azını aklında tut; ayrıca herkesin şimdide, sadece bir anlığına yaşadığını hatırla. Kalan günlerimiz ya geçip gitmiştir ya da bilinmezdedir. Yaşam gerçekten kısadır. Bu kısacık yaşamı yeryüzünün ufacık bir köşesinde sürdürür herkes. Uzun bir yaşamın ardından gelen şöhret bile kısadır. Uzun zaman önce ölmüş birisini, ya da bizzat kendilerini öğrenmemiş olanların hepsi, kendinden öncekiler gibi çok hızlı bir şekilde ölmüş olacak."
(Sayfa 26)
"Hiçbir işi gelişigüzel veya sanatın temel ilkelerine uyumsuz yapma."
(Sayfa 29)
"Öldüğünde başkalarının senin hakkında söyleyeceklerini dert etmekten, doğanın sana şimdi bahşettiklerini umursamıyorsun."
(Sayfa 33)
"Kendine gel, ayıl, uykudan uyan ve seni rahatsız eden şeylerin rüya olduğunun farkına var, yeniden uyanıksın, her şeyi önceki gibi gör artık."
(Sayfa 59)
"Evrenin ne olduğunu bilmeyen birisi, kendisinin de nerede olduğunu bilemez. Evrenin ne için var olduğunu bilmeyen, evreni de kendini de bilemez. Bu soruların herhangi birinden kaçınan birisi, kendi yaratılış amacını da bilemez. Öyleyse nerede, kim olduklarını bilmeden kendisini alkışlayanların övgüsünden kaçanlar, ya da bu övgünün peşinden gidenler için ne düşüneceksin?"
(Sayfa 87)
Hiç kimse haklı olarak senin samimiyetten yoksun ya da kötü olduğunu söyleyemesin; bunları söyleyen birisi yalan söylesin. Bunu mümkün kılmak senin elinde; iyi ve samimi biri olmanı ne engelleyebilir? Böyle birisi olamıyorsan da yaşamını sonlandırmaya karar vermelisin. Çünkü akıl da bu şekilde yaşamanı kabul etmez."
(Sayfa 109)
"Çok zaman geçmeden hiçbir yerde bir hiç olacaksın, ne şimdi gördüğün herhangi bir şey olacak, ne de şimdi yaşayan herhangi birisi. Çünkü doğanın uygun gördüğü üzere, her şey değişmek, dönüşmek ve yok olmak zorundadir, şu an bulunduğun yerde sırası gelince bir başkası var olacak."
(Sayfa 129)
16. Roma imparatoru Marcus Aurelius tarafından yazılmış düşünce kitabı. Ölümünün sonlarına doğru kaleme almış ve rivayete göre sadece kendisi için yazmış. O nedenle eser içerisinde hiçbir yönden genel kitleyi vurgulamaz "ben" şeklinde öznel yaklaşır. Ek olarak Stoa felsefesini çok özel hocalardan öğrenmiş ve bunu yazılarına aktarmış. Ben sevdim ancak kafama takılan bazı yerleri oldu belki de Stoacı olmadığım içindir bilemiyorum. Netice itibariyle iyi düşünülmüş bir eser. Yukarıdaki alıntılar bunu kanıtlar nitelikte. Felsefe üzerine ağır olmayan bir şeyler okumak isterseniz bu kitap güzel öneri olacaktır. 7/10