Kadınlar ülkesi binlerce yıldır tek cinsiyetle hayatına devam eden bir oluşumu anlatıyor. Annelik bu toplumda her şeyden daha üstün hatta dinlerine kadar işlemiş durumda. İnsanların doğuştan getirdiklerine inandığımız kötü huy ve özelliklerin hiçbiri bu toplumda görülmüyor. Kısmen görülse bile anlayışla…devamıKadınlar ülkesi binlerce yıldır tek cinsiyetle hayatına devam eden bir oluşumu anlatıyor. Annelik bu toplumda her şeyden daha üstün hatta dinlerine kadar işlemiş durumda. İnsanların doğuştan getirdiklerine inandığımız kötü huy ve özelliklerin hiçbiri bu toplumda görülmüyor. Kısmen görülse bile anlayışla ve sevgiyle bertaraf edebiliyorlar(en azından söylenen bu).
Çocuğu olan kadınlar her zaman saygı görüyor ve benim en çok sevdiğim kısım doğan çocuklar bütün toplumun çocukları sayılıyor. Afrikalıların söylediği "Bir çocuğu büyütmek için bir köye ihtiyaç vardır." sözünün yaşama dökülmüş hali gibiler. Çocuklar eğitildiklerinin farkına bile varmadan çeşitli oyunlarla en güzel şekilde eğitim alıyorlar. Toplumun genelinde kardeşlik, birlik, dayanışma, anlayış hakim. Bilge kadınlar ve halkın tamamı akla mantığa uygun her şeyi düşünüp tasarlayıp ülkelerini geliştirmek için çabalıyorlar.
Kurulan ütopya gerçekten çok güzel görünüyor ama ben bu kadar muazzam gösterilen sistemlerin altında hep gösterilmeyen bir yan arıyorum nedense ki bu toplumda da geçmişte yaşadıkları zorluklardan bahsediyorlar. Anne olmaya uygun görmedikleri kişilerin bu haktan gönüllü olarak vazgeçmesini bekliyor ya da çocuk doğduktan sonra annenin tek başına büyütmesine izin vermiyorlar. Tamamen özgür düşünceyi kabul ettiklerini savunuyorlar ama ülkede zaten herhangi bir taşkınlık yok, herkes söylenen her şeyi harfiyen yerine getiriyor. Kuralları esnetme veya değiştirme talebi gelseydi nasıl bir tavırla karşılaşırdı merak etmedim desem yalan olur. Mükemmel işleyen düzenlerini tamamen kapalı bir toplum olmalarına bağlıyorum açıkçası. Her zaman savunduğum bir görüş var kötü olan hiçbir şeyden haberi olmayan bir insanın iyi olması çok kolaydır ama bence asıl önemli olan kötü olan her şeyden haberdar olup iyiliği seçebilmek.
Jeff ile Van uyumlu ve ölçülü oldukları için bu topluma adapte olmakta, onlarla dostluk kurmakta zorlanmadı ama daha çok ilkel benliğiyle hareket eden Terry başından sonuna çok zorlandı ki en sonunda problemlere sabır ve sevgiyle yaklaştıklarını anlatan bu toplum tarafından uzaklaştırmayla cezalandırıldı. Halbuki Terry - her ne kadar yaptıklarını ve düşünce şeklini beğenmesem de- kendi mizacına uygun davranıyordu ve çoğunlukla söylenerek de olsa onlara uyum sağlamaya çalışıyordu ama bir noktada kadınların sadece kendi doğrularına odaklı yaşamaları benim bile canımı sıktı. Karşı tarafın beklentilerini görmezden gelerek yalnız kendi doğrularını dayatarak kabullenmesini beklemek bencilce geldi.
Genel manada romanın fikrini beğendim. Aynı şekilde tamamen erkeklerden oluşan bir toplum nasıl olurdu ya da hiç bilmeyen birine kanıksadığımız toplum gerçeklerini nasıl anlatırdık diye merak ettim hatta. Sadece anlatımı biraz yavaş olduğu için okumakta zorlandım.