Kıvılcımı söndürmezsen, ateşi zapt edemezsin. 🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 8. GÜN🪷 Bugün sizleri meşhur yazarlardan biri olan Tolstoy beyin yazdığı İnsan Neyle Yaşar adlı kitap ile karşılıyorum. Bu kitapta lise dönemi okulumuzun kütüphanesinden aldığım ve okuduğum…devamıKıvılcımı söndürmezsen, ateşi zapt edemezsin.
🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 8. GÜN🪷
Bugün sizleri meşhur yazarlardan biri olan Tolstoy beyin yazdığı İnsan Neyle Yaşar adlı kitap ile karşılıyorum.
Bu kitapta lise dönemi okulumuzun kütüphanesinden aldığım ve okuduğum bir eserdi. Çok net hatırlıyorum bir gece vakti bir oturuşta okuyup bitirmiştim kitabı. Sonra araya pandemi girmiş kitabı okula geri teslim edememiştim.
Bu şekilde okuldan bana kalan hatıra bir kitap olduğu için yeri bende ayrı bir eser.
Okuma alışkanlığı olmayan insanlar için bu kitap kesinlikle ilk sırada önerilebilir bir eser. Oldukça akıcı ve anlaşılır bir dili vardı.
Yazar insanlık boyunca bir sorun olan ve asla tam olarak dizginlenemeyen sorunlara değinmiş bu kitapta. İçerisinde 6 adet öykü bulunuyor ve bu öyküler üzerinden biz okurlara o mesajlar veriliyor. O mesajlar nedir derseniz büyük insanlık sorunları adı altında toplayabiliriz. Her öyküye az çok değinerek hem konularından hem de fikirlerimden bahsedeceğim.
Kitap genel olarak sevgiyi, iyiliğin önemini, kötülüğün asla bir artı getirmediğini, gerçek hayatı yansıtan satırlar içeriyor. Ayrıca tanrıya karşıda bir önem vermiş sevgili yazarımız.
Yazarın yazdığı kitaplar hakkında yorumları okuduğumda da önüme çıkan şey zaten insanlık sorunlarına değinerek bunları eserlerine ilmek ilmek işlemesi oldu.
Gördüğüm kadarı ile kitabı çok fazla okuyan insan olsada hala bekleten insanlarda var.
Şuan kitap okuyamayan, bir tıkanmışlık yaşayan ve bu durumu üstünden atmak isteyen okurlara kesinlikle öneriyorum. O durumdan çıkaracak bir kitap olduğuna şüphem yok diyorum kitabında kesinlikle rafınızda bulunmasını önererek detaylara geçiyorum ahali!
✍🏻İnsan Neyle Yaşar?✍🏻
Kitaba ismini veren ve bizi karşılayan ilk öykü.
İlk öykünün konusu tanrı tarafindan cezalandırılmış bir meleğin dünyaya gönderilerek üç kelamı öğrenmesi isteniyor. Bu sırada hem meleğin başına hem de ailenin başına gelenleri okuyoruz.
📌 Yavrularım, sözle ve dille değil, eylemle ve içtenlikle sevelim.
İlk sayfada bizi karşılayan cümlelerden bir tanesi buydu ve öykü ile oldukça tamamlayıcı bir cümleydi.
Alıntıdan da anlaşılacağı üzere eyleme dökülmeyen sevgi asla hissedilmiyor.
İcraata geçmeyen hiçbir durum kabul edilmiyor.
📌 Ekmek pahalı, emek ucuzdu.
Günümüzde hala bu durumun zorluğunu yaşayan yüz binlerce aile var.
Gerçekten emek günümüzde o kadar ucuz ki. Sadece çalışma anlamında da ucuz değil emeğimiz. Birçok konuda verdiğimiz emekler ucuz gösteriliyor. Sonuç olarak sadece para kazanmak için emek vermiyoruz. Çoğu zaman bir insana emek veriyoruz ve o emeğin karşılığını alamadığımızda hüsrana uğruyoruz.
Emeklerimizin kıymetli olduğu ve değerinin bilindiği günlere diyorum. ✨
📌 Elbette her şey tanrıdan gelir ama ne olsa kendine bir yer bulmalısın.
Bu cümle aklıma kader gayrete aşıktır sözünü getirdi. İnandığım İslam dininde de her şey Allah'tan geliyor ama bu demek değil ki zaten geliyor ve gidiyor diyerek yan yatalım. Çabalamadan, uğrunda savaşmadan, emek vermeden elde edemeyiz başı şeyleri. Cümle tam olarak bunu hissettiriyordu.
📌 Biz her şeyimizi veriyoruz da, neden hiç kimse bize bir şey vermiyor?
Yine bu durumu günümüzde yaşayan birçok insan vardır. Verdiğini geri alamayan veya verdiğinin karşılığını tam olarak görmeyen...
Fakat bazı şeylerde geri alınmak için yapılmaz zaten. Sen bir emek verdim karşılığını göremedim diye üzülürsün ama aslında verdiğin emek bir noktada içine mutluluk olur huzur verir. Ki karşılıksız yapılan iyilik her zaman çok daha kıymetlidir. ✨
Ve şüphesiz günün birinde o iyilik ve emek karşına çıkar.
📌 Deminkinin yüzünde ölüm vardı, oysa şimdiki capcanlıydı ve Tanrı seçilebiliyordu bu yüzde.
Eyleme dökmeden fikrimizden geçirdiğimiz kötülükler bile yüzümüze sirayet ediyor. Bu cümle bunu göz önüne seriyordu.
Nasıl ki içimizde iyilik barındırdıkça güzelleşiyorsak kötülük biriktirdikçede çirkinleşiyoruz.
📌 Adam bir yılın hesabını yapıyor, oysa akşama kalmadan öleceğini bilmiyor.
Yarınlar yokmuşcasına yaşadığımızı gözler önüne seren bir cümleydi.
Sen plan yaparsın ama 5 dakika sonrasında yaşayıp yaşayamayacağını bilemezsin.
Hatta burayı okurken aklıma gelen bir anım oldu.
Pandemi girmeden birkaç hafta önceydi arkadaş grubumla önümüzdeki ay sınavlar bitince su mekana gidelim falan diye plan yapıyoruz ama böyle detaylı detaylı o gün neler yapacağımızı konuşuyoruz.
Sonra araya pandemi giriyor ve biz o planı asla hayata geçiremiyoruz. Aradan kaç yıl geçti hala o planı gerçekleştiremedik.
Kısaca bazı şeyler nasip kısmet işleri. Ölüm ve kalımda öyle...
📌İnsana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmemişti.
Biz bize iyi gelecek birşeyi istediğimizi düşünürüz öyle zannederiz ama aslında o öyle değildir ve o bizden esirgenir. Belki gelecek doğru bir zamanı, doğru bir yeri vardır.
Melekte yanlışı orada yapıp doğrusunun farkına yaşayarak varmıştı.
📌Her insanın kendisi için kaygılanarak değil sevgiyle yaşadığını öğrendim.
Aslında burada İnsan Neyle Yaşar'ın cevabı sevgi olsada tek cevap benim için sevgi değildi. Adamın onu kurtarırken ki iç sesinin vicdanıydı.
Üvey annenin kendi evladıymış gibi sahiplendiği çocuklara özenle bakmasıyla ortaya çıkan şefkatti.
Kadının onun önüne yemek koyarken ki merhametiydi.
Merhamet ve vicdan benim için sevgiden çok daha özel ve güzel. Satırlarda bu duyguyu hissetmek aşırı hoşuma gitti.
📌Anladım ki Tanrı insanların ayrı yaşamasını istemiyor bu yüzden tek tek neye ihtiyaçları olduğunu açık etmiyor. Beraber yaşamalarını istediğinden hepsine kendileri ve değerlerinin neye ihtiyacı olduğunu gösteriyor.
Günümüzde ki en büyük sorunlardan bir tanesine değiniyor. Başka bir insana muhtaçlık duymamak adı altında bu işi çığrından çıkardılar.
İnsanın insana ihtiyacı vardır arkadaşlar. İnsanın insana göstereceği sevgiye, merhamete, özene, şefkate ihtiyacı vardır.
Senin yapamadığın bir şeyi komşun yaparken onun yapamadığını da sen yaparsın. Bu şekilde yardımlaşarak insanlar birbirine destek olurlar ve bunda kötü birşey yoktur. Aksine görmek isteyene nice güzellikler gösterir bu yardımlaşma.
✍🏻Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zapt Edemez✍🏻
Bu öyküde bize verilen mesaj kötülüğün bizi batırdığı o batak ve affetmenin gücüyle ortaya çıkan birlik ve beraberlik.
Baba dönemlerinde iyi anlaşan iki komşu ailenin yönetimlerinin oğullara geçmesi ile birlikte ortaya çıkan kavga ve husumeti işliyor.
📌 Hep başkasının günahını görüyor, kendininkini kulak ardı ediyorsun.
Bizim oralardan duyduğum bir söz var yine; "Kendi kapısının önündeki çöpe bakmaz ileride bulunan yığına diker gözlerini."
Çoğu zaman kendimizde hatayı aramak yerine suçu hep karşı tarafa yıkar kendimizi galeyana getirirde getiririz. Bu öykü ve bu paragraf bunu işliyordu.
Aslında yapmamız gereken kendimizi düzeltip saygıyla karşı taraf ile diyalogta olup onunda kendisine çeki düzen vermesini istemektir.
📌Başkasının bir günahını örtersen, Tanrı senin iki günahını affeder.
Mevlana'nın bir sözü var buna benzer ve iki sözde oldukça doğru.
Doğru olan buyken şeytana uyup şeytanlık yapmamalı karşı tarafın ayıbını örterek dostluk tohumlarını atmalıyız.
✍🏻Mum✍🏻
Bu öykü köylülere zulüm eden bir adamın sonunu ve yine kötülüğün ne kadar aşağılık bir duygu olduğuna değiniyor. Adam sürekli kendi kendine insanlara takacak bir kulp onları dövdürecek bir bahane buluyordu.
📌Dünyada barış, insanda iyi niyet olmalı!
Adamda iyi niyetin i harfi yoktu. Yaşattığı herşeyi sonunda kendi pis ölümü ile görmüş oldu. Gözüne görünüyor gibi hareket eden her insanın mutlaka sonunda başına bir bela geliyor. Bu adamda içindeki pis niyetlerle vefat eden bir insan oldu.
✍🏻Kızlar Büyüklerden Akıllıymış✍🏻
Burada iki kız çocuğunun oynarken birbirlerini kirletmeleri üzerine aralarında küçük bir tartışma çıkıyor ve bu tartışma büyüklere sirayet ediyor.
Çocuklar iki dakika sonra bunu unutup oynamaya devam ederken iki aile kinlenip birbirine tutuluyor.
Tam olarak burada çocukların ne kadar masumane duygular yaşadığını görüyoruz. Kinlenmeden hemen herşeyi unuttuklarını tekrar bir araya gelerek güle oynaya zaman paylaştıklarını. Büyüdükçe bu duyguların yerini farklı duygular aldığını görüyoruz. Tam olarak bu kısımda da şöyle bir cümle geçiyor; küçük çocuklar gibi olmazsanız, göklerin egemenliğine asla giremezsiniz.
Çocuklar gibi olmazsak çoğu şeyden tat alamaz, kine ve nefrete bürünerek hayatın güzelliklerini kaçırmış oluruz.
✍🏻İnsana Çok Toprak Gerekir mi?✍🏻
Bu hikayede ise aç gözlü bir adamın toprak, mal mülk uğruna geldiği son noktayı görüyoruz.
O kadar toprak uğruna debelenip 3 arşınlık toprağa gömülmesi oldukça ders verir nitelikte. Ee bu dünya Sultan Süleyman'a kalmamış..
✍🏻İlyas✍🏻
Son hikayemizin konusu ise karakterimiz ilsay ve eşinin ömürleri boyunca aradığı o huzur ve mutluluğu işliyor.
Mal mülkte bulamadıkları o huzur, mutluluk ve muhabbeti iki karış odada baş başa, diz dizeyken bulmalarını işliyor.
Huzur olmadıktan sonra mal mülk neye yarar. Malda yalan olur mülkte.
Hayatımızda huzur ve mutluluğun olduğu günlere diyerek bir incelemenin sonuna daha geliyorum sevgili raf ailem. Tekrar görüşmek üzere kitapla ve sağlıcakla kalın. ✨
📌Dünya malına sahip olup da kardeşine ihtiyaç içinde gördüğü halde ondan şefkatini esirgeyen kişide tanrı'nın sevgisi olabilir mi?
📌Onlar benim hayatımın ışığı.