✨Sonsuz gökyüzünün altındaki sonsuz yıldızlar✨ 🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 9. GÜN 🪷 Bugün hepimizin hayatında olan mecburiyetlerin en zor olanlarından birinin anlatımı ile geldim, savaş karşıtı olan yazarımızın kaleminden "Mecburiyet" ile.. Yazar bu kitabın adını normalde…devamı✨Sonsuz gökyüzünün altındaki sonsuz yıldızlar✨
🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 9. GÜN 🪷
Bugün hepimizin hayatında olan mecburiyetlerin en zor olanlarından birinin anlatımı ile geldim, savaş karşıtı olan yazarımızın kaleminden "Mecburiyet" ile..
Yazar bu kitabın adını normalde firari koymak istiyormuş ama yazım aşamasında mecburiyet olmasına karar vermiş.
Çevirmenin önsözünde verilen detaya göre de 1920 yılında basılan bu eser savaş karşıtı olan yazarın yaşamından izler taşıyormuş. Yaşamından izler taşıdığı içinde baş karakterde Stefan beyin izleri haliyle görülüyordu.
Önsözün devamında şöyle bir cümleye değiniliyor; vatanlarını terk etmek zorunda kalan entelektüellerin ve savaştan kaçan insanların başka ülkelerde yeni bir hayat kurmaya çalıştıkları günümüzde yüz yıl önce yazılmış bu eser hiç olmadığı kadar güncel aslında.
Bu verilen detay çok doğru. Göçmen ve mülteci sorununun en büyük baş sebebi zaten savaş.
Vatanına karşı mahçup olmamak için savaşa gitmek zorunda kalan bir adamın kendi iç dünyasını ve eşi ile tartışmalarını işleyen bir kitap.
Özgürlük mü yoksa sorumluluk mu seçilecek merakıyla son sayfaya kadar soluk tutturan bir eser olduğunu söyleyebilirim.
Adamın gelgitlerini, korkusunu, endişelerini, eşine karşı olan sorumluluğunu damarlarda dahi hissettiren bir eserdi.
Vatana karşı olan sevgisi ile eşine karşı olan sevgisi arasında sıkışıp kalması beni bile gerdi.
Kitabın bu duyguları geçirebilmesi de yazarın ne kadar iyi bir kaleminin olduğunun göstergesi. Zaten sayın Zweig her kitabında istisnasız ruh tahlillerine çok iyi yer verip insan psikolojisini ona göre irdeleyen bir yazar. Bu kitapta da bu durum es geçilmemiş pek tabii.
Ayrıca özgürlüğün ne kadar önemli olduğuna değinen bir eserdi. Özgürlük kelimesi geçtikçe sürekli kendimi bir yere kısılıp kapanmış bir halde ne yapardım olarak düşündüm. Kesinlikle boğulurdum tek kelime ile.
Ferdinandın son sayfalarda sedyenin üzerinde yatan asker ile arasında geçen küçük an beni kitapta en fazla etkileyen yerdi.
Sadece benide değil sevgili karakterimiz ferdinandıda etkilediki beyefendi kararından dönerek, iç sesinin ne istediğinin farkına vararak yuvasının yolunu tuttu.
Kitabın adı bile çok fazla ders verir nitelikte aslında. Bu hayatta hepimizin mecburiyetleri var o mecburiyetler için katlandığımız şeyler, o mecburiyetler için vazgeçtiğimiz şeyler veya vazgeçmeye zorlandığımız şeyler. Bu maddeler sürer gider zaten.
Eğer okumayanlar varsa raflarında kesinlikle bu eserede yer vermeliler diyerek sözlerime son veriyorum. Kitapla ve sağlıcakla kalın. ✨
📌Islak bir karanlık duruyordu kendisiyle dünyası arasında.
📌Ben özgürlüğümden başka bir şey istemiyorum.
📌Aldığı her lokmada adeta boğuluyordu. Boğazında, yukarıda acı bir şeyler vardı; önce aşağıya inen, sonra yine yukarıya çıkan acı bir şey.
📌Bu açıklanabilecek bir şey değil. Bu bir nevi mecburiyet. Ve ben 20 milyon insanı boğan o zincire kıramıyorum, kıramam.
📌Günümüzde artık hiç kimse sadece kendisi için hissedemez, kendisi için yaşayamaz.
📌İkisinin de yüreğinde düşünceler Bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu.
📌İçinde bir şeyler hayır diyorsa, sen de hayır demelisin.
📌Bizi ayırırsan Bir daha Bir araya gelemeyiz.
📌Her ne olursa olsun geçmişe dönmek istiyordu. Hüzün, çırpınan huzursuzluğuna üstün geliyor, büyük duygulara veda edişi ufacık bir şefkate duyulan çocuksu özlem içinde kayboluyordu.
📌Geleceğini biliyordum. Üç günden beri biliyordum. Fakat seni terk etmeye aklımdan bile geçirmedim. Sabahın erken saatlerinden beri burada bekliyorum, ilk trenden beri bekliyorum ve son tren kalkıncaya kadar bekleyeceğim.
📌Kalp atışları tüm sesleri bastırıyordu.
📌Eve dönmekle ne kadar çok şey kurtardığını anladı.