🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 12. GÜN🪷 Bugün herkesin mutlaka kendinden izler bulacağı bir kitabın önerisi ve yorumu ile geldim. Yeşim Türköz kaleminden Büyü Dükkanı ile 🤌🏻 Yazarımız Klinik Psikoloji üzerine uzmanlık yapmış bir kadın ve bu…devamı🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 12. GÜN🪷
Bugün herkesin mutlaka kendinden izler bulacağı bir kitabın önerisi ve yorumu ile geldim.
Yeşim Türköz kaleminden Büyü Dükkanı ile 🤌🏻
Yazarımız Klinik Psikoloji üzerine uzmanlık yapmış bir kadın ve bu kitabı yazma fikride öğrenme sürecinde onu en çok şaşırtan "Büyü Dükkanı" (Magic Shop) isimli teknikten esinlenerek kurgulamış.
Bu yüzden hikayelerdeki satın alım işlemleri pdikodrama olarak kaleme alınmış. Her öyküde bulunan satın alma işlemiyle ben de kendimi sorgular ve bunun üzerine çokça düşünür oldum.
Satırlarımdan etkilenerek kitabı temin edip okuyacak raflılarım olursa eminim onlarda satırlar arasında kendilerinden bir iz mutlaka bulacaklar.
Şimdi kitabın konusundan bir bahsedeyim ki ne psikodrama üzerinden kaleme alınmış onu anlayın. -->
Büyü dükkanı, hayatta istenebilecek her şeyin varolduğu, mucizevi alışverişlerin gerçekleştiği bir mekandır. Ünü, ülkenin 4 bir tarafına yayılmış olan bu dükkana gelen müşterilerin tek bir hedefi vardır: Kendilerine her şeyin vaat edildiği bu yerden, hayatta en çok istedikleri şeyi almadan ayrılmamak...
Kimisi geçmiş yıllarını geri almak, kimi büyük bir aşk yaşamak, kimi de korkularından kurtulmak için oradadır. İsteklerine biçilen bedele ödemeye çoktan hazırdırlar. Ancak büyü dükkanındaki alışverişler kolay değildir. Çünkü usta satıcının bir kuralı vardır: Müşterisini dükkandan alabileceği en iyi şeyle göndermek...
Yaşlı adam ile müşterileri arasında geçen sıkı pazarlıklar, hayata dair önemli sorgulamalar içermektedir.
Satın alım işlemleri derken tam olarak bundan bahsediyordum işte. Satıcı ve müşteriler üzerinden insan psikolojisene dair öyküler yazılmış ve bize aktarılmış. Ve ben buna bayıldım. 🤌🏻
Yazarın yalın ve anlaşılır bir kalemi vardı. İsteklerimiz hakkında bizleri düşünmeye iten bir tarafı bulunuyordu. Bu kitapta diğer okuduğum eserler gibi sayfa sayısının azlığına rağmen dolu dolu bir eserdi. Kitapta her öyküde bir duyguya değiniliyor ve insan bu duygular üzerinden, öykü üzerinden kendini sorgulamaya başlıyor. Normalde bu eseri aylar önce okumaya karar vermiş birkaç sayfadan öteye gidememiştim. Okumam gereken bu zamanmış satırlarda yolculuğumda bunu anladım.
Zaten ben her kitabın mutlaka bir zamanı olduğunu ve o zaman gelmeden okunamayacağını düşünürüm. Bu denk geliş ile birlikte bunu tekrar anlamış oldum.
Bazı kitaplar nasiptir okunur, bazı kitaplar nasiptir alınır ve alındığı süreçten çok uzun süre sonra okunur, bazı kitapları ise almak sadece nasiptir. Bazı kitaplar hiç okunmaz. Kısaca satın almak nasip oldu diye okumak nasip olacaktır diye bir kaide yoktur. Bu durum bir çok şey için geçerlidir. Bazı şeyler nasip olurken onun ilerisi nasip olmaz, bazen bu durumu kabul edemez çıkış yolu ararız o çıkış yolunu bulamayınca ve tüm ümitler kesilince insan birçok şeyin farkına varır ve kabulleniş süreci başlar.
Bu kendimden kattığım satırlar ve farkındalıklarda öykülerde oldukça hissediliyordu. Rafınızda yer vermenizi istediğim eserlerden biriside Büyü Dükkanı sevgili raflılar. Satın alıp okuyacak arkadaşlara şimdiden keyifli okumalar dilerken günün filmini izlemek üzere kaçıyorum. Sevgiyle ve kitapla kalınız. ✨
📌Her insanın, yaşamında çok istediği ancak sahip olamadığı bir şeyler vardır. Ya da sahip olup kaybettiği şeyler... Bazen de sahip olduğu ancak kurtulmak istediği şeyler...
📌Ama genellikle aldığı şey, istediği şeyden çok farklı olurdu...
📌Geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kez daha yaşamak zorunda kalırlar.
📌Korkunun olduğu yerde cesaretin ne hükmü olur ki?
📌Bir insanın akıllı davranması için üç yol vardır: Birincisi iyi düşünmektir. Bu en soylusudur. İkincisi, taklit etmektir. Bu en kolayıdır. Üçüncüsü, denemiş olmaktır. Bu en acısıdır.
📌Yaşam geçici sığınaklarla doludur.
📌Bir melek gibi verici, ama şeytanla işbirliği yaparcasına güvenilmez ve bunların bir araya gelişiyle son derece cazibeli bir mevsimdi ilkbahar.
📌Toprak ve yaşlı adam, Hasret gideren iki sevgili gibiydiler. Kolay kolay bırakmıyorlardı birbirlerini. Sanki birinin verdiği nefesi diğeri alıyor gibiydi.
📌İz bırakanlar, kendileri yaşamasa da yaşatılıyordu. Bazı izler dış dünyada bırakılıyordu, bazıları işte iç dünyalarda... İnsanlık, dış dünyada bırakılanlar kadar, iç dünyalarda bırakılan izleri de taşımayı becermişti bugüne dek.
📌Kendi iç dünyasında iz bırakan, tanıdığı ve tanımadığı herkese minnettarlık duydu.
📌Zamanla anladı ki, çocuklar da dünyanın zorlukları ile başa çıkabiliyorlar.
📌Vücuduna yayılan, yüreğinin ısısı mıydı, yoksa güneşin ısısı mı ayırt edemedi.
📌Bir şey olmak için önce bir şey yapmak gerekir.
📌Geçmiş ve geleceği birbirinden ayıran tek çizgi, içinde bulunduğumuz andı ve biz, çizginin kendisinden çok, onun birbirinden ayırdıkları ile ilgileniyorduk. Belki de hep o çizginin üzerinde durduğumuz için, o bizden bir parça gibi oluyordu. Oysa geçmiş, uğurladığımız bir misafir, gelecekse henüz tanımadığımız bir yabancıya benziyordu. İkisi de bizden değildi. Bizden olmayanlar ise bizim dikkatimizi her zaman daha fazla çekmişlerdi.
📌Tıpkı sevgisiz bırakılan kadın gibi, susuz bırakılan toprak da küskün, sert ve kırılgan oluyordu.
📌O, şu anda küçük tesellilerle mutlu olamayacak kadar talepkardı ve kendisine cömertçe sunulacak bir yağmuru bekliyordu.
📌Aklıyla sık sık konuşuyor ama yüreğini ihmal ediyordu.