🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 13. GÜN🪷 Ağrıdağı Efsanesini okuyup çok beğenince dayanamayıp bu kısa eseride temin edip serime sıkıştırmış bulundum. Bugün ki konuğumuz Yaşar Kemalin kaleminden Tek kanatlı bir kuş. Kitabı bir kuş çevresinde ilerleyecek tahmini…devamı🪷21 gün boyunca her gün bir kitap okuyorum. 13. GÜN🪷
Ağrıdağı Efsanesini okuyup çok beğenince dayanamayıp bu kısa eseride temin edip serime sıkıştırmış bulundum. Bugün ki konuğumuz Yaşar Kemalin kaleminden Tek kanatlı bir kuş.
Kitabı bir kuş çevresinde ilerleyecek tahmini ile almıştım fakat kitap bu durumdan oldukça uzak bir şekilde seyretti.
Kitabımızın konusuna ufak bir değinmede bulunacak ve kitabın ben de uyandırdığı hisler ve detaylardan bahsedip sözlerimi sonlandıracağım.
Herşey bir tren yolculuğu ile başlıyor. Posta müdürü olan Remzi adında bir karakterimiz ve bu karakterin eşi olan Melek hanım var. Yolculuğun sebebi ise tayin.
Yokuşlu adında Anadoluda bulunan bir kasabaya gidiyorlar. Bu çiftin yanında bir de iki gözü farklı renkte bulunan bir kedimiz var. 🥹
Açıkçası o günler süren yolculuk bir insan için çok zorken bir kedi nasıl dayandı diye düşündüm. Zira kendi kedim aklıma geldiğinde içim parçalandı. Evett devam ettiğimizde bu Yokuşlu isminde ki kasabaya kati suretle girilemeyeceğini savunan insanlar var.
Kasabayı terk eden bir halk var ama neden terk edildiğinin sebebi yok ve belli değil. Tek söyledikleri şey herkesin bu kasabayı terk ettiği, güvenilmez ve uğursuz belalı bir yer olduğu..
Nedeni de belli değil. Kitap boyunca ne olmuş olabilir, neden terk etmiş olabilirler, neden kimsenin girmesine izin verilmiyor, neden yanından bile geçerken geriliyorlar? Diye diye durdum. Paranormal birşeylere bağlanacağını düşünsemde öyle olmadı. (Canım bu aralar korkulu bir şeyler çektiği için o kadar meraklandım herhalde cjnsjc)
Bu sorulardan ve düşünmeli dakikalardan sonra sayfanın sonlarına geldiğimde aslında yazarın vermek istediği mesajı anladım.
İnsanlık tarihi boyunca yaşanan türlü olaylar olurken bazılarının nedeni ve sebebi belli değildir. Yazarda bu duruma değinmiş. Yaşanan olayların saçmalığına, belirsizlik durumlarına ve yana yakıla bir sonuç ararken bir çözüm bulamamaya..
Kitabın ortalarına geldiğim halde bir anlam vermeyip bundan hoşnut olmasamda verilen mesajı aldığımda hoşuma giden bir eser oldu.
Geçen yıl Nikolay Gogol kaleminden Palto, burun ve bir delinin hatıra defteri adlı öykülerini okumuştum.
Burun öyküsünde de yaşanan olayların saçmalığına değinilmişti. İnsanlık olarak meraklı canlılarız ve bazen böyle saçma şeylerin peşine düşüp meraktan içimiz içimizi yiyor. Burun öyküsünde buna karşı bir yergide bulunuyordu.
Kısaca Yaşar Kemal bana o öyküyüde hatırlattığı için daha bir sevdim.
Satırlar arasında kitaptan bana geçen ve damarlarımda hissettiğim duygular oldu. Bilinmezlik ve belirsizlik durumunun yarattığı korkuyu çok iyi hissedebildim. Empati yapıp kendimi karakterlerin yerine koyduğunda cidden zor bir durum olduğunu gördüm.
Kasabanın içine girmeyi bırak o ıssız yerde bir başıma olsam Remzi bey gibi içim içimi yerdi.
Zaten korkunun temel sebebide bilinmezlik ve belirsizliktir. Önceden hiç deneyimlenmemiş bir durumla karşı karşıya kaldığımızda sudan çıkmış balığa döneriz. Remzi karakteride her tayini ile farklı yerlere yolculuğunda bu duyguyu hissediyordu ama şüphesiz onun için en zoru yokuşlu isimli kasabasına olan yolculuğuydu.
Kitabı beğendim ama Ağrıdağı Efsanesini daha çok beğenmiştim. Yazarın kalemi ile henüz tanışmadıysanız, tanışacaksanız bu Tek Kanatlı Bir Kuş eseri değil Ağrıdağı Efsanesi olmalı diyerek naçizane bir öneride bulunuyor ve sözlerimi sonlandırıyorum. Günün film incelemesinde görüşmek üzere. Korkusuz cesaretli adımlar attığımız günlere. Kitapla ve saygıyla kalın. ✨
Öhm öhm şimdi alıntı yazayım dedim alıntı yokmuş.. yani alıntı olarak bir yer çizmemişim ama şu paragrafı verip küçük bir anımı anlatacağım.
-Ceviz ağacı çok değerlidir ama altında uyumayacaksın gölgesi ağırdır. Bir de ceviz ağacının bir huyu vardır budaklarından birisi oluşurken yakınında ne varsa hemencecik budağın içine resmini nakşediverir. Zamanla budakla birlikte resimde büyür. Ceviz budağından çok acayip resimler çıkmıştır.
Memleketimdeki evimizin bahçesinde kocaman bir ceviz ağacı var. Küçüklüğümde onun gölgesinde oturup evcilik oynamayı ve piknik yapmayı çok seviyordum. Bir de salıncak yapmışlardı. 🥹🫠
Evet o günler ve o ceviz ağacının gölgesi cidden güzeldi ama bir sorun vardı.
O sorunda tam bu paragrafta ki gibi ceviz ağacının oluşturduğu şekillerdi. Ne zaman ağacın dallarında bulunan şekillere odaklansam tuhaf tuhaf şeyler görür, tuhaf tuhaf simalar görür korkardım. Ondan sonra topuklayıp oradan uzaklaşıyordum zaten cjsncjsj
Hâlâ ne zaman o ağacın dallarına odaklansam yine o şekillerden görürüm (korktuğum halde bunu yapıyorum ve yapmaya devam edeceğim jsjxjs) Kısaca bu paragraf beni o anılara götürdüğü için burada buna değinmek istedim. Bu durumu eminim yaşayan tek kişi değilimdir. Veya tek manyak benimdir bilemiyorum cjsjxjsj