"Geçici bir heves ile ömürlük bir tutku arasındaki tek fark geçici bir hevesin biraz daha uzun sürmesidir." "Bugünlerde herkes her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar." "Biri aşık olduğunda daima kendini kandırarak başlar buna ve sonunda ise daima…devamı"Geçici bir heves ile ömürlük bir tutku arasındaki tek fark geçici bir hevesin biraz daha uzun sürmesidir."
"Bugünlerde herkes her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar."
"Biri aşık olduğunda daima kendini kandırarak başlar buna ve sonunda ise daima diğer insanları kandırarak bitirir. Dünyanın aşk dediği şey budur."
"Erkekler yoruldukları için, kadınlar ise meraktan evlenirler; ikisi de hayal kırıklığına uğrar."
"Aşık olmanın en kötü yanı seni aşksız bırakmasıdır."
"İyi sanatçılar her şeylerini sanatlarına aktarırlar, dolayısıyla kendileri tamamen yavan kalırlar."
"İnsanlar en çok kendilerinin ihtiyaç duyduklarını vermeye bayılırlar."
"Yaşamları boyunca yalnızca bir defa aşık olanlar gerçekten sığ insanlardır. Onların sadakat ve vefa dediklerinde ben alışkanlığın tembelliği ya da tahayyül eksikliği derim. Tutarlılık düşünsel hayat için ne ise sadakatsizlik de duygusal yaşam için odur, açıkça bir başarısızlık itirafıdır."
"Sözcükler! Yalnızca sözcükler! Ne kadar korkunçlardı! Ne kadar açık, canlı ve zalimdiler! İnsan onlardan kaçamazdı. Fakat yine de içlerinde ne kadar Mahir bir büyü vardı! Biçimsiz şeylere estetik bir biçim verebilirlerdi sanki ve bir viyolanınki ya da lavtanınki kadar tatlı bir müziği vardı kendilerinin. Yalnızca sözcükler! Sözcükler kadar gerçek bir şey var mıydı ki?"
"Çünkü bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. O, artık kendi doğal düşünceleri ile düşünmez ya da kendi doğal tutkularıyla yanmaz. Erdemleri onun için gerçek değildir artık. Günahları, eğer günah diye bir şey varsa, ödünç alınmıştır. Başka birinin müziğinin yankısına, ona yazılmamış bir rolün oyuncusuna dönüşürler."
"Yaşamın amacı kendine geliştirmektir. Birinin doğasını kusursuz bir şekilde idrak edebilmesi... Her birimizin burada olma sebebi budur. İnsanlar kendilerinden korkuyorlar bugünlerde. En önemli vazifelerini, kendilerine borçlu oldukları vazifeleri unuttular. Elbette, onlar hayırsever dinler. Aç olanları doyur, dilencileri giydirirler. Ancak kendi ruhları aç ve çıplak kalır. Cesaret bizim türümüzden silindi gitti. Belki de hiçbir zaman ona sahip olmadık. Ahlakın temeli olan toplum korkusu ile dinin temeli olan Tanrı korkusu, bizi yöneten bu iki şeydir.."
"İnkar ettiklerimiz yüzünden cezalandırılıyoruz. Boğmaya çalıştığımız her dürtü zihnimizde kuluçkaya yatıp bizi zehirliyor. Beden bir kere günah işler ve sonra tövbe eder, çünkü eylem bir arınma şeklidir. Geriye bir hazzın anısı ya da bir pişmanlığın refahından başka bir şey kalmaz. Baştan çıkarılmaktan kurtulmanın tek yolu ona teslim olmaktır. Direnirsen ruhun ona yasaklanan şeyler için duyduğu özlem ile, korkunç kurallarını korkunç ve yasa dışı kaldığı şeyler için duyduğu arzu ile hastalanır. Yeryüzünün büyük olaylarının zihnimizde yer aldığı söylenir. Yeryüzünün büyük günahları da yalnızca ama yalnızca zihnimizdedir."