Bir yerdeyim. Neresi olduğunu umursamıyorum. Az ileride bir heykel var. Ona boș gözlerle bakıyorum. Ilgimi hiç çekmiyor. Sanki orada değilim. Ama etrafımı saran mahlûklar bununla ilgileniyor gibi değiller; nișanlım ve edindiği iki dost bu heykele âdeta tapıyorlar. Esmer ve pek…devamıBir yerdeyim. Neresi olduğunu umursamıyorum. Az ileride bir heykel var. Ona boș gözlerle bakıyorum. Ilgimi hiç çekmiyor. Sanki orada değilim. Ama etrafımı saran mahlûklar bununla ilgileniyor gibi değiller; nișanlım ve edindiği iki dost bu heykele âdeta tapıyorlar. Esmer ve pek bir kaba bıyıklı adam, nișanlıma bilgilerini sunuyor. Kulağıma gelenler beni rahatsız ediyor. O an gelen sesin kırılabilir olmasını diledim. Bir rüzgar essin ve ben ișitmeden yok olsunlar!
Konușmak istemediğim anlar oluyor. Bulunduğum ortamda benden konușkan olmamı ve espriler yapmamı istiyor gibi bakıyorlar. Nișanlım sanki bana çok uzak. Ona baktığımda ırak mı ırak mesafeler görüyorum. Hangi diyarda olduğunu bilmediğim mesafeler. Konușmada danstan bahsedildiğini duyuyorum. Nișanlım benimle birlikte, iki dostunun davetine gitmemizi öneriyor... Istemiyorum! Dans etmek istemiyorum. Bir mekâna gideceğiz; kendimi bütünüyle yalnız hissedeceğim ve nișanlımın abartılı kahkahaları arasında eriyip gideceğim... İkizler burcu șeytanî bir varlığa bürünüp içime girmiș sanki! Kararsızlığım ve ben bașbașa oturuyor gibiyiz.
Günler geçtikçe bir șeylere zorlandığımın farkına varıyorum. Ruhum bitirmek üzere olduğum romanda kalıyor ama bedenim çirkin anılar doldurmak üzere kalabalık ve entellektüel insanlar arasına yönleniyor. Nișanlım ile gittiğim her bir yer, bana kendimi yabancı hissettiriyor. Kederli bir görünüm tüm uzuvlarımı sarıp sarmalıyor.... Bir gece yağmurda yürümek istiyorum. Bunu onlara sunuyorum ama beni dinlemiyorlar ve yalnız kalıyorum. Sanki hep bu ânı bekliyor gibiyim.
Geçtiğim sokakları sayamıyorum. Sonsuzluğa uzanan bir dünyadayım. Gördüğüm Camekânlar tuhafıma gidiyor. O da ne? Arabalar bana eskiyi hatırlatıyor. Hayır hayır, ben geçmișteyim. Yıl 1980... Bir baloda buluyorum kendimi. Herkes dans ediyor; adımlarım beni doğruca bir bayana götürüyor. Kim olduğunu biliyor gibiyim. Evet, o Emel Sayın... Kollarımdan tutup kendisiyle dans etmemi istiyor. Harikayım, sanki uçuyorum. Dönüyoruz, birkaç hareket ile raks ediyoruz. Aslında Dans etmeyi sevdiğimi düșünüyorum. Belki sadece çevremdeki insanlar değișmeli. Yapmayı sevmediğimi sandığım șeyler beni geçmișimde bir șölen eșliğinde karșılıyor. Etrafımı seyre dalıyorum. Tüm yeșilçam yıldızları orada... Ajda Pekkan, Müjde AR, Türkan Șoray; bu kadınların yanında beyler: Kadir Inanır, Tarık Akan, Kemal Sunal ve daha fazlası...
Evet bu tarz olarak devam ediyim istedim. Yine bir film ve bende uyandırdığı hisler. Tabii bu hisler filmler ile oldukça bağlantılı. Yani bu hikayemsi yazımda olay ve kurgu filmle aynı. Sahneler olmasa bu duygular var olmazdı... :)
7/10