📌Sf. 39 "Demek ki düşünmemek unutmak demek değilmiş." Hatıralarda tozlanan anılarımız, onların var olduklarının uzunca süreler hiç farkında olmasak dahi, bazen hiç ummadığımız bir anda gelip dikilebilirler karşımızda. Hatıralar ölümsüzdür, derler. Hatırlayanları olduğu müddetçe de var olmaya devam ederlermiş. Öyle…devamı📌Sf. 39
"Demek ki düşünmemek unutmak demek değilmiş."
Hatıralarda tozlanan anılarımız, onların var olduklarının uzunca süreler hiç farkında olmasak dahi, bazen hiç ummadığımız bir anda gelip dikilebilirler karşımızda. Hatıralar ölümsüzdür, derler. Hatırlayanları olduğu müddetçe de var olmaya devam ederlermiş. Öyle ya, başka türlü nereden çıkıp da gelecekler tekrar tekrar karşımıza.
Aynı böyle bir durumda, yaşlı bir adam ve yaşlı bir at, dağ yolunun ortasında, kendilerine çok uzakta kalmış geçmişlerinin yığın yığın saldırısına tutulmaya başlarlar kitabın başlarında. Onlar, köyden geç vakitte yola koyulup dağdaki evlerine doğru uzanan yolda seyrederlerken bir zamanlar -ikisi de daha gençken- biriktirdikleri anıları da yavaş yavaş eşlik etmeye başlar onlara.
Aytmatov, şimdi ile geçmiş arasında mekik dokuyarak ustalıkla ve ince ince işlemiş kaleme aldığı hikayeyi. Ama öyle güzel, öyle güzel işlemiş ki... Anlatılamaz ancak okunur 🙃
Kitap o kadar hoşuma gitti ki yaşayarak okudum, resmen o sayfaların arasında kaybolup gittim. Sanki onlarla beraber o sıkıntıları çektim, o zorlukları aşmak için mücadele verdim, aynı hayal kırıklıklarını bölüştüm. O denli gerçekti kitap; ete kemiğe bürünmüş kanlı canlı gerçek...
Aynı zamanda kitapta Kırgız kültürü de aynı incelikle nakış nakış işlenmiş. Türküler mi dersiniz, o türkülerin hikayeleri mi, keçe çadırlar mı, o asil mi asil atlar mı, yarışlar, yarışmalar mı, Kazak Kırgız kardeşliği mi dersiniz... Yani kısacası kitapta yok yok.
Ayrıyeten birtakım ideolojik konulara da değiniyor kitap. Kitapta sosyalizm ve komünizmle birlikte eskiye dair her şeyi yıkıp yenilerini inşa etme düşüncesinin oluştuğu işleniyor. Eskiyi yıkıyorlar yıkmasına lakin yeni geldi mi gelecek mi bunu kitabı okudukça keşfetmenize bırakıyorum 🙃
Son olarak kitapta altını renk renk çizdiğim cümlelerden birkaçını alıntılayarak bitirmek istiyorum. Keyifli okumalar dilerim... 🌸🍃
Not: Bu arada kitabın Ötüken 2015 basımını okudum. Belki diğer basımlarda farklılıklar olabilir.
----------------------------------------------------------------------------
📌 Sf. 96
"Bizim de insan gibi yaşamaya hakkımız olacak mı, olmayacak mı?"
📌 Sf. 98
"Dobra dobra konuşmasının, aklına geleni söylemesinin cezasını hep çekecekti."
📌 Sf. 122
"Tende beden, bedende can taşıdıkça, bu dünyada yaşadıkça hayat yolunun önündeki engelleri aşmaya, kaldırmaya çalışacaksın, arkadan omuz vereceksin. Başka türlü olmuyordu. Ne var ki, her omuz vuruşta, hayat arabasının tekerleği omuzunu bıçak gibi yaralıyor, yara üstüne yara, derken omuzu nasır tutuyor. Eğer yaptığın işi seviyor, meyvasını da alıyorsan, nasırların hiç önemi yok."
📌 Sf. 124
"Hayat sana hiçbir şey öğretmemiş, pek saf kalmışsın."
📌 Sf. 141
"Neye yarardı sadece düşünmek! "Umutsuzluğun canı cehenneme!" diye, çabayı bırakmamak, umutsuzluğa yenilmemek dileğinden başka ne gelirdi elinden?"
📌 Sf. 188
"Sonunda böyle olacağını önceden bilseydi, şimdi herkesin yüzüne daha korkusuz bakabilirdi belki."
📌 Sf. 195
"Üzüntümü, duygularımı böylesine açığa vurmam niye? Nelere uğradığımı, ne kadar acı çektiğimi herkes görüp anlasın diye mi?"