Spoiler içeriyor
Gerek senaryosu, gerekse oyuncular olarak en beğendiğim diziler içinde ilk 5 te olacak bir diziydi benim için. İlk sezonu beğenmeyip, Sherlock’u doğa üstü bir varlık olarak görsem de diziyi bırakmak istemedim. İyi ki de öyle yapmışım 2.sezon da efsane olarak…devamıGerek senaryosu, gerekse oyuncular olarak en beğendiğim diziler içinde ilk 5 te olacak bir diziydi benim için. İlk sezonu beğenmeyip, Sherlock’u doğa üstü bir varlık olarak görsem de diziyi bırakmak istemedim. İyi ki de öyle yapmışım 2.sezon da efsane olarak geri döndü. Özellikle Irene Adler ile tanışması ve ateşli bir başlangıç yapması😅Coventry olayı tekrarı, Moriarty’nin psikopat takıntılı halleri ve Sherlock’un ölümü, Magussen karakteri ve bunun Marry’e bağlanması, alt komşu Mrs. Hudson’un sevecen hali ve Sherlock ve Dr.Watson’a anne olması, Molly’nin Sherlock’a olan saf aşkı, Mycroft’un gizli saklı işler çevirirken Sherlock’a uzaktan abi olmaya çalışması ve Sherlock’un çocukluk gizemi doğu rüzgarı ve kızılsakal. Bunların Eurus ile finalde açığa çıkması. 8/10.
Sherlock’un başlarda duygusuz sevgiden yoksun iken finale doğru arkadaşlarına verdiği değeri gördük.
Dedektif Greg’in adını bile doğru söylemezken ilk iki de sevdiği arkadaşı içinde yer aldığını gördük.
John Watson Mary’nin ölümüne dayanamadıktan sonra Sherlock’un Watson için uyusturucuya başlaması, seri katile kendini teslim etmesi, bir ara aklını tamamen kaçırdığını bile düşündüm. Bu kadar şey bilen, zekası yüksek, sosyapat, egolu bir insanın en sonunda delirmemesi mucize olurdu diye düşündüm. Sherlock bir başyapıt, dahiyane zekaya sahip Baker Street’de yaşayan ve sevdikleri için kendini öldürmeyi göze alan bir manyak benim gözümde. Gerçekten tanışma serefıne erişmek istediğim bir kurgusal karakter oldu. 🥹
John Watson ise sıradan görünen ama savaş gazisi olan belayı çeken bir insandı. Sherlock ile tanışmasına şaşmamak lazım. Dostlukları o kadar güzel işlenmişti ki John Sherlock’a kızıp gittiği her sahnede benim de içim parçalandı. Ve Marry’e olan aşkı. Ve yine kendine bir suçluyu yani eski bir ajanı çekmesi de John’un kaçınılmaz sonu oldu. Sherlock’un zaafı olan John düşmanlarada büyük koz oldu Sherlock’u alt edebilmek için.
En beğendiğim şey ise Sherlock’un durmadan konuşması, akıl yürütmesi, yaşadığı yere dünyaya bu kadar hakim olması, çıkarım yeteneği, kendini beğenmişliği oldu. Özellikle de arkadaşlarına çok acil diye yanına çağırıp ya kafasına takılan bir soruyu sorması ya da cebinden telefonu çıkarttırması aşırı gıcık edip aşırı keyif veren sahnelerdi😋😂
Diğer sahne ise sarhoş olmamak için deney tüpüyle gezip içki içmeleri diyebilirim 🤣
Bir de John’un düğününde masaya bırakılan nota var tabi. Sherlock’un arkadaşı için şarkı bestelemesi ve sürekli keman çalıyor olması. Bunun ise finalde gizlenen kız kardeş Eurus’a bağlanması aşırı iyiydi.
Senaryoya gelince de her şey kusursuz ve birbiri ile bağlantılı yaratılmış kusursuz bir bütünlük. Bazı yerlerde hayal ürünü gibi görünse de Sherlock’un da insan olduğunu her davayı çözemediğini göstermeleri, sonrasında duygusuz birinden duygulu ve fedakar bir insana dönüşmesi diziyi gerçekçi kıldı. Finalde kafada soru işareti bırakmadan bitirmeleri de güzel oldu. Çoğu şey açığa kavuştu. Keşke Irene ile Sherlock aşkını görüp mutlu sonu tatsaydık bir tek eksik o olmuştu🥹🥹